Konya’da şiddete maruz kalan Ayşe D.’ye yardım etmek isterken çıkan arbedede Özgür Duran’ın ölümüne sebep olan Kadir Şeker’i, ailesi ilk kez cezaevinde ziyaret etti.
Kadir'den kahreden sözler! Cezaevinde öyle bir şey dedi ki...
Türkiye'nin konuştuğu Kadir Şeker, dün ilk kez ailesiyle buluştu. 40 dakikalık açık görüş sonrası konuşan ağabey Hidayet Şeker, " Kendisinden ‘katil’ diye bahsedilmesine üzülmüş." ifadelerini kullandı.
Hürriyet'ten Musa Kesler'in haberine göre, Ağabeyi Hidayet Şeker demir parmaklıkların ardındaki 40 dakikalık o görüşmeyi şöyle anlattı:
“Kadir yorgun ve üzgündü. Bizimle görüşünce morali yerine geldi. Kamu vicdanının ne düşündüğünü anlattık ona. Bu da ayrı bir moral oldu onun için.
Bize kantinden yiyecek bir şeyler almış. Onları görünce duygulandık biraz. Saçlarını kesmişler. Kural öyleymiş. Biraz da zayıflamış. O halini görünce üzüldük tabii.
Bizden istediği ve eksik kalan bazı kitapları vardı. Onları götürdük. Rus edebiyatının klasiklerini çok sever. Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’ adlı kitabını tekrar okusun diye götürdüm. Olaya ilişkin detayları hiç konuşmadık. O bir şey demedi, biz de hiç sormadık. Zaten polise, savcıya ve avukatlara olayla ilgili yeterince açıklama yaptı.
Bizden istediği ve eksik kalan bazı kitapları vardı. Onları götürdük. Rus edebiyatının klasiklerini çok sever. Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’ adlı kitabını tekrar okusun diye götürdüm. Olaya ilişkin detayları hiç konuşmadık. O bir şey demedi, biz de hiç sormadık. Zaten polise, savcıya ve avukatlara olayla ilgili yeterince açıklama yaptı.
6
Annem de babam da ona moral verdi. Bir kadının maruz kaldığı duruma karşı vicdanlı davrandığını söylediler. İstemeden gerçekleşen bir durum için kendisini üzmemesini istediler. Televizyonda haberleri izlemiş. ‘Kadını kurtarmak isterken katil oldu’ ifadesi üzmüş onu. Kendisinden ‘katil’ diye bahsedilmesine üzülmüş. Adaletin tecelli edeceğine inanıyor.”
SUÇ VE CEZA HAKKINDA
Suç ve Ceza ( orijinal adı Rusça: Prestuplenie i nakazanie), Dostoyevski’nin dört büyük romanından biri, olarak kabul edilmektedir. Roman yazarın en uzun ikinci romanı olma özelliği de taşır.
Roman ilk olarak 1866′da Rus Habercisi – Vremya - adlı edebiyat dergisinde bölüm bölüm tefrika edilmiş; daha sonra kitap ciltli haline getirilerek basılmıştır. Bu eser, Dostoyevski’nin Sibirya’da cezaevinden döndükten sonra yazdığı yazarın en uzun ikinci romanı olma özelliği taşır.
Yazar 1849′da I. Nikola’nın rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmış, kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrilmiş bunun için Sibirya’ya gönderilmiş, bu eserini de Sibirya’da sürgünde iken yazmıştır. Bu bakımdan bu roman yazarın kendi biyografisinden, sürgün yıllarında yaşadıklarından ve hissettiklerinden derin izler taşımaktadır. Çarın emriyle Sibirya’ ya kürek mahkûmu olarak Omsk ( Omak) kalesinde ayakları zincire bağlı dört yıl yaşayan yazar bu olaylardan çok etkilenmiş, bu olay, ruhunda silinmeyecek izler bırakmış ve bu eserinde bu yaşantılarını ve izleri kalan haleti ruhiyesin dile getirmiştir.
Sürgünden sonra Semipalatinsk'te zorunlu ikamete mahkûm edilen yazar burada bulunan Alayda beş yıl görev yapmış bu eserini de bu sıralarda yazmıştır. Eser piyasaya çıktıktan sonra, Rusya da çok yankı bulmuş, hüzünlü hikâyesi ile çok etkili olmuştur. Dünyanın en büyük romanlarından biri sayılan Suç ve Ceza, dünya klasikleri arasında kabul edilmiş, pek çok dile çevrilmiş, Dostoyevski nin adını dünyaya duyurmayı başarmıştır. Eser hüzünlü konularının yan ısıra, psikolojik tahliller, betimlemeler ve karakter canlandırmaları ile dikkat çekicidir.
Suç ve Ceza Dostoyevski’nin bütün dünyada en çok okunan ve yazarın olgunluk döneminin ilk büyük romanıdır. Eser felsefi bir tahlil ve polisiye romanı olma özelliği taşıyan suç ve suçluluk duygusu üzerine yazılmış en başarılı romanlardan biridir. Yazarın bu romanı diğer dört büyük romanı gibi dünya klasikleri arasındadır.
Metafizik bir dünya görüşüne bağlı olan yazar, bu eserini yazarken insanın tanrı olmadığını ve eylemlerinde özgür olamayacağını, ahlaki bir arınma ve tanrı yolunda ilerlemesi gerektiği gibi Hıristiyan inancına dayalı varoluşçu düşünceler içindedir. Roskolnikov’ un idesi ona tefeci kadını öldürmesini ve parasını çalmasını emretmiş, egosunun itelediği bu süreçten sonra süper egosu Roskolnikov’u suçluluk duyguları içinde kıvrandırmıştır
Roman dünya edebiyatında dış gerçeklikten iç dünyanın, insan psikolojisinin de derinliklerine inmek ve betimlemek anlayışını getiren ilk eserlerden biri olma özelliği taşır. Bu açıdan bu roman realizme getirilen yeni bakış açısı ortaya koymuştur.