Sunay Akın'ın boğazın kenarına heykelinin dikilmesini istediği mucit asker Atilla Hülagü'nün ilginç hikayesini sizler için derledik.
111
Atilla Hülagü, Mustafa Kamel Atatürk'ün naaşı taşınırken önde nöbet tutan askerlerden biriydi.
Bir askerdi ama bu kutlu görevinden de anlaşılacağı üzere herhangi bir asker değildi. Her daim fikirleri olan, bu fikirleriyle çığır açacak atılımlar yapmayı hedefleyen bir askerdi.
211
Öyle ki Leonardo Da Vinci'nin su üzerinde yürüyen insan çizimlerinin bir benzerini, suda yürümeyi sağlayacak ayakkabıları tasarlayan bir askerdi.
Ortada bir fikir vardı, boğazı yürüyerek geçmek. Bunun için çalışmaya koyuldu Hülagü. Eşiyle birlikte tarihte denenmiş fakat başarıya bir türlü ulaşamamış bu fikri hayata geçirmek istiyordu.
311
Tam 2 yıl boyunca titiz bir biçimde çalıştılar.
Öyle sadece suyun yüzeyinde durabilecek iki parça yeterli değildi, fizik kanunlarına sırtını yaslaması gerekiyordu. Bu yüzden de üç fizik kanununu göz önüne alarak bir taslak ortaya çıkardı. Tabii Arşimed'in denge ve direnç esasları da formüllere sızıvermiş.
Ve ortaya çıkan projede ihtiyaçları sadece şunlardı: ,90 metrekare teneke, 50 gram lehim, iki el içi boyutunda bez parçası, 3 metre lastik, 1 metrekare alüminyum plaka
411
Planlar hazır, kurallar tamam. Sıra bu ayakkabıyı var etmeye gelir.
Bu işi kotarabileceği bir esnafa gider ve istediği ayakkabıyı şöyle tarif eder:
İçi boş, gemi gibi iki ayakkabı. Ayak sokmak için iki deliği olacak. Alüminyum plaka 20'ye bölünecek ve 10 parçasını birinin 10 parçasını ötekinin altına dizilecek
Ayakkabı istediği gibi olur, 150 santimetre uzunluğunda ufak çaplı bir su ayakkabısıdır bu. Bu ayakkabıda Alüminyum plakaların alameti ise, yürüyüşü kolaylaştıracak bir mekanizma oluşturmalarıyla ilgili. Padıl olarak adlandırılan plakalar ayak suya basınca açılıyor, kaldırınca kapanıyor.
511
Ayakkabısı artık hazır olan Hülagü, Beylerbeyi'nde Astsubay Hazırlama Okulu'nun havuzunda pratik yapmaya başlar.
Hesaplamaları doğrudur fakat suyun üzerinde hareket edebilmek öyle kolay değildir. Uzun denemeler yapması gerekir, bunun için ihtiyacı olan disiplin zaten yanıbaşındadır. Pes etmez.
Bu denemeler sırasında 7 kez de bir deneme maksadıyla boğazın hangi noktasına dek gidebileceğini ölçmek için denemeler yapar, 7. denemesinde bu işin olacağına karar verir.
611
Son olarak akıllıca bir rota çizmesi gerekir. Boğazın herhangi bir noktasından karşıya geçmekle en dar noktasından geçmek arasındaki efor farkının bilincindedir.
Boğaz'ın en dar yerini 740 metre olarak hesaplar fakat rotaya göre bu 2 bin metreyi bulur.
Bu hesaba göre başarılı olacağını düşünür ve boğazı yürüyerek geçmeden evvel şahitlik etmeleri için basına haber verir.
711
Kamuya açık ilk iki denemesi başarısız olur.
Şiddetli akım onun yolunu kesmiş, denemesinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmıştır.
811
Yüzbaşı Hülagü yeniden denemeye koyulur, tanıklık eden onlarca kişinin önünde Baltalimanı'ndan yol çıkar.
Bu sefer akıntı hesabı doğru yapılmıştır, kuzeye yönelir ve 2 kilometre 200 metrelik rotasının son aşamasında Küçüksu'ya ulaşır.
911
Şaşkınlıkla izleyenlerin şahitliğinde 4 bin 452 adım ve toplamda 56 dakika!
Bu başarı Atilla Hülagü'nün dünya tarihine suyun üzerinde yürüyen ilk insan olarak adını yazdırmasıyla sonuçlanır.
1011
Bu buluşu kısa süreli bir şov için planlamamış, denizcilikte kullanılabilmesini istemişti...
Hatta deniz piyadelerine çok fayda sağlayacağını ileri sürerek biçiminin daha pratik bir hale evrilmesi fikrini ortaya atıyor. Bu yaratıcı fikri o dönem pek ilgi görmüyor, acaba devlet kanadından gelecek bir ilgi bu projeyi hangi noktalara getirebilirdi diye düşündürüyor...
Atilla Hülagü Boğaz'ı geçtikten sonra hedefini Cebelitarık olarak belirler. Buluşunu dünyayla paylaşacaktır. Ona göre 30 bin 354 adımda ve 6,5 saatte Cebelitarık aşılırdı.
1111
Fakat hayalini gerçekleştirmesine imkan olmaz, 1982 tarihinde aramızdan ayrılır. Sunay Akın, hikayesiyle gurur veren mucit denizci Atilla Hülagü'nün heykelini yapma fikrini ortaya atar.
Akın, Kopenhag'da Hans Christian Andersen’in “Küçük Deniz Kızı” masalından alınarak yapılmış bir heykel olduğunu ve Kopenhag'ın simgesinin artık bu deniz kızı olduğunu söylüyor.