İsrail’in Dubai-Tel Aviv seferini gerçekleştiren Flydubai uçağında yaşananları manipüle ederek küresel bir kriz yaratma çabası ellerinde patladı.
NETANYAHU'NUN SEÇİM OYUNU TUTMADI: MOSSAD LİSTEYİ ÖNCEDEN BİLİYORDU
Seçimlerde dara düşen katil Netanyahu hükümetinin olaydan "ikinci bir 11 Eylül" devşirme hamlesi, basın ve muhalefet tarafından deşifre edildi. Eski Başbakan Ehud Barak dahil pek çok isim, yaşananların Netanyahu’nun iktidarı korumak ve olası bir savaşı tetiklemek için tasarladığı taktiksel bir hamle olduğuna dikkat çekti.
Olayın en çarpıcı boyutu ise istihbarat kanadından geldi. Dış istihbarat teşkilatı Mossad ve İsrail Ulaştırma Bakanlığı'nın, uçağın kalkışından 48 saat önce tüm yolcu ve mürettebat listesini elinde bulundurduğu ortaya çıktı. Üstelik "uçağı düşürmeye teşebbüs ettiği" öne sürülen Umman vatandaşı yardımcı pilotun adının ve uyruğunun da bu listede açıkça yer aldığı belirlendi. İsrail makamlarının bu duruma kalkış öncesi müdahale etmemesi ve sonrasında çelişkili açıklamalar yapması, olayın planlı bir "sahte bayrak" (false flag) operasyonu olduğu şüphelerini zirveye taşıdı.
UMMANLI PİLOT KRİZİ VE ANLAŞMA İHLALİ
Normal şartlarda Flydubai'nin İsrail hava sahasını kullanabilmesi için yapılan anlaşmalar gereği, seferlerde İsrail'le normalleşme anlaşması imzalamayan ülkelerin (Umman gibi) vatandaşlarının pilot olarak görev yapması yasak. Bu kuralın açıkça delinmiş olması ve İsrailli yetkililerin konuyu sonradan "anlaşma ihlali" olarak sunarak Ulaştırma Bakanı Miri Regev aracılığıyla seferlerin askıya alınmasını istemesi, arka plandaki yönetim zafiyetini veya bilinçli göz yummayı gözler önüne serdi. Ürdün hava sahasında kokpitte çıktığı öne sürülen bıçaklı kavga ve verilen "7500" kaçırılma alarmı sonrasında Suudi Arabistan'a inen uçaktaki tarafların BAE güvenlik ekiplerine teslim edilmesiyle kriz kapatılmaya çalışılsa da, siyasî artçı sarsıntıları devam ediyor.