Al Jazeera’nın gerçekleştirdiği son araştırma, Gazze'de yaşanan insanlık dramının ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne serdi. "Termobarik silahlar" ve "buharlaşan bedenler" üzerine kurulan bu haber, dünya kamuoyunda büyük bir sarsıntı yarattı.
BEDENLERDEN GERİYE HİÇBİR İZ KALMADI
Gazze Sivil Savunma ekiplerinin saha verilerine dayandırılan araştırmada, saldırı sonrası ulaşılamayan kişilerin akıbeti incelendi. Ortaya çıkan tabloya göre:
Saldırıya uğrayan binalarda yaşadığı kesin olan ancak enkaz altından hiçbir kemik veya doku parçası çıkmayan 2 bin 842 kişi "buharlaşmış" olarak kayıtlara geçti.
Gazze Sağlık Bakanlığı yetkilileri, aşırı yüksek ısı (3.500°C) ve basınç nedeniyle insan vücudundaki sıvıların anında kaynadığını, dokuların ise saniyeler içinde kül haline gelerek havaya karıştığını belirtti.
DEHŞETİN SİLAHI: TERMOBARİK VE TERMAL BOMBALAR
Askeri uzmanlar, Al Jazeera’ya yaptıkları açıklamalarda bu korkunç sonucun nedenini İsrail’in sistematik olarak kullandığı silahlara bağladı:
MK-84 (Hammer): Yaklaşık 900 kg ağırlığındaki bu bomba, patlama anında 3.500 dereceye kadar ısı üretiyor.
BLU-109 (Bunker Buster): Sığınak delici olarak bilinen bu silahın, özellikle El-Mevasi gibi "güvenli bölge" ilan edilen yerlerde kullanıldığı ve 22 kişiyi saniyeler içinde buharlaştırdığı belgelendi.
GBU-39: Yapısal hasarı sınırlı tutarken içerideki canlı organizmaları yüksek termal dalgayla yok eden bu mühimmatın, Al-Tabin okuluna yapılan saldırıda kullanıldığı tespit edildi.
İNSAN BEDENLERİ KİMYASAL OLARAK YOK EDİLDİ...
Haberde, bu silahların sadece öldürmekle kalmadığı, "maddeyi yok ettiği" vurgulandı. Uzmanlar, alüminyum, magnezyum ve titanyum tozlarıyla zenginleştirilen bu bombaların oluşturduğu devasa ateş toplarının, insan bedenini saniyeler içinde kimyasal olarak yok ettiğini ifade ediyor.
İNSANLIK SUÇU VE BATI’NIN SORUMLULUĞU
Hukukçular, sivil yerleşim yerlerinde bu tür ayrım gözetmeyen ve vahşi imha yöntemlerine başvuran silahların kullanılmasının açık bir savaş suçu ve soykırım faaliyeti olduğunu belirtiyor. Araştırma, bu silahların büyük bir kısmının ABD ve Avrupa menşeli olduğuna dikkat çekerek, tedarikçi ülkelerin de bu suçtan sorumlu olduğunu vurguladı.