CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Abant'ta düzenlediği milletvekili kampında yaptığı konuşmada siyasetin ahlaki zeminine ve yolsuzlukla mücadeleye odaklandı. Yeni yasama yılı öncesinde kurmaylarına seslenen Kılıçdaroğlu, son dönemde artan tartışmalara ve parti içindeki ayrışmalara netlık getirecek sert değerlendirmelerde bulundu.
"Belediye Başkanı Oluyorsun, Köşeyi Dönüyorsun"
Konuşmasında özellikle yerel yönetimlere ve seçilmişlere dikkat çeken Kılıçdaroğlu, elde edilen servet artışlarına tepki gösterdi. Siyasetin ahlaki temeller üzerine oturtulması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:
"Milletvekilisin, bir süre sonra köşeyi dönüyorsun. Ya aldığın maaş belli ya! Yüzüne gözüne dursun ya, nereden çıktı bu? Belediye başkanı oluyorsun, bir süre sonra köşeyi dönüyorsun. Ya aldığın maaş belli, nasıl oluyor? Olmaz. Siyasetin ahlaki temellerinin atılması lazım."
Bu vurgunun, İBB'ye yönelik yürütülen yolsuzluk davası ve Ekrem İmamoğlu süreciyle doğrudan örtüştüğü, Kılıçdaroğlu'nun belediye dosyalarını hiçbir zaman küçümsemediği ve parti içinde hesap verilebilirlik ilkesini savunduğu belirtildi.
"Bu Benim Adamım... Yok Arkadaş!"
Yolsuzluk yapan isimlerin parti kimliğiyle korunamayacağının altını çizen Kılıçdaroğlu, mesajını doğrudan parti tabanına ve yönetim hatlarına yöneltti: "Kim yolsuzluk yaptıysa hesabını soracağız. Hesabını! 'Yok bu benim adamım', 'Bu bizim arkadaş', 'Bu bizim partili...' Yok arkadaş, yok arkadaş! Kim kul hakkı yiyorsa şunu bilecek: 'Benim karşımda Cumhuriyet Halk Partililer var.' Bunu bilecek. Biz bunun hesabını soracağız."
Soygunu kim yaparsa yapsın partisine, yaşına veya işine bakılmaksızın hesap vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, daha önce dile getirdiği "'Benim hırsızım iyidir' diyenlerle mücadele etmezseniz ülkeye adaleti getiremezsiniz" ilkesini bir kez daha yineledi.
Yeni Parti Sonrası "Arınma" Vurgusu
Özgür Özel öncülüğünde CHP'den koparak kurulan Yeni Parti'nin ardından Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışları yapması dikkat çekti. Daha önce temmuz ayındaki açıklamalarında CHP'nin "arınmak zorunda olan bir parti" olduğunu ve bu sürecin büyük ölçüde gerçekleştiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Özel ve İmamoğlu cephesinin davaları siyasi bir savunma refleksiyle ele almasına karşın, "ahlaki üstünlük" ve "hesap verme" çizgisini en ön sırada tuttuğunu Abant'taki bu sert çıkışıyla bir kez daha tescilledi.