Heeyyt Savulun, "Çivi" Muharrem geliyor!

Sevda Noyan yazdı...

Çok şükür en nihayet sonunda "Yavru" "Kâtib"ine kavuştu ("Yavru" ile "Kâtip" için bir önceki yazıma bakabilirsiniz)…

Geliyor, geliyor namı değer "Çivi" Muharrem geliyor!

Bu sabah İstanbul trafiğindeki ıstırabım CeHePe’nin başkan adayı açıklamasının radyodan naklen yayını ile şenlendi...

Son iki gündür tüm ibrelerin Muharrem İnce'ye dönmesiyle, Kılıçdaroğlu boynunu büktü ve "Çivi" Muharrem'i şu şekilde sundu:

"Eski öğretmen, yeni siyasetçi"!

Ne???!!!

Ne diyorsun sen Kemal bey?

Dakika bir, gol bir…

"Yeni siyasetçi" mi?

Adam iki kez seni genel başkanlıktan etmenin ucuna kadar geldi…

Senin gözünde, seni japon yapıştırıcısı ile yapıştığın koltuğundan edemediği için besebelli, hâlâ "eski" olamamış bir siyasetçi…

Yahu Kemal bey, adam CeHePe’de senden eski!

Neyse…

Dakika iki: Kemal beyin "Ohh bee!" dediği an…

"Çivi" Muharrem seksen milyonun başkanı olabilmek için CeHePe rozetini Kemal beye iade ediyor…

İşte Kemal beyi mest eden an!

Koltuk için tehlike bitti… Artık başına musallat olan "Çivi" Muharrem’i ülkenin başına musallat etti!

Oh ne âlâ!!!

Gelelim yazımızın başlığına: neden "Çivi" Muharrem?

Şayet konuşmayı dinlediyseniz anlamışsınızdır…

Dinlemeyenler için bilgilendireyim: Muharrem beyin tüm salona koro halinde söylettiği tekerleme bağbında sözler şöyle:

"Bir çivi nalı kurtarır...

Bir nal atı kurtarır...

Bir at yiğidi kurtarır..

Bir yiğit ülkeyi kurtarır…"

Tüm salon bu sözleri canhıraş bir şekilde tekrarladı…

Keşke önce partinizi Kemal Kılıçdaroğlu’ndan kurtarsaydınız, işte o zaman bu sözlerin belki bir anlamı olurdu…

Muharrem bey ile ilgili konuşmanın sonunda aklımda kalan resim şu oldu: birkaç değişikliğin dışında CumhurReisimizin taklidi olma yoluna girmiş…

Gelecek günlerde yazacak çok mevzu var…

Sonuç olarak taklitler aslını yaşatır…

Hele uyduruk taklit aslının değerini bildirip hatırlatır!

TÜGVA VE GENÇLER

Çarşamba günü çok değer verdiğim bir kardeşimle birlikte üzerinde çalışmakta olduğumuz bir proje hakkında görüşüp fikir almak için TÜGVA’nın başkanı İsmail Emanet’i ziyaret ettik…TÜGVA'nın kurucu ideologlarından biri hayat arkadaşım Munib Engin Noyan olduğu için, hangi amaçlarla, hangi hedeflerle ve gençlere nasıl destek vereceklerini çok detaylı bir şekilde biliyorum… Ciddi bir emeğin ürünü olan TÜGVA'nın gelişmelerini ve yaptıklarını başkan İsmail Emanet'ten dinleyince açıkçası çok memnun oldum… Elbette daha yapılacak çok iş, alınacak çok yol var… Özellikle dünyanın belli ülkeleri ve bölgeleriyle ilgili başarılı çalışmalar yaparak uzamanlaşan gençlerin yetiştirilmesi ve bu bölgelerde çalışma alanlarının açılması çok önemli… FETÖ zombileri hâlâ dünyanın her yerinde zehirlerini saçmaya devam ederken TÜGVA'nın bu çalışmaları daha da büyük bir öneme ve değere sahip…

Evet, gençler ve bu ülkesini seven her vatandaş, bizler de bu FETÖ zombileri gibi adanmışlık ruhu içinde çalışmaz ve kendi çıkarlarımızı arka plana atmazsak yakın gelecek hiç de iç açıcı olmayacak!

Gel de Enfâl suresinin 73. âyetini hatırlama:

"Ve andolsun ki, Hakk ve Hakkîkat’i bildikleri hâlde onu, üzerini örtmek sûretiyle hem kendilerinden hem de başkalarından gizlemeyi benimseyip bir hayat tarzı hâline getirmiş olanlar birbirlerinin karşılıklı sorumluluklarını titizlikle gözeten, her şart altında ve her zaman güvenilen, hakîkî, hâlis ve en yakın dostlarıdır. Siz de, ey mü’min muslimanlar, birbirinizin karşılıklı sorumluluklarını titizlikle gözeten, her şart altında ve her zaman güvenilen, hakîkî, hâlis ve en yakın dostları olmazsanız yeryüzünde azâbın doğmasına yol açan çatışmacı bir kandırıştan kaynaklanıp beslenen çetin bir sınav, “ateşle imtihan” yaşanır ve andolsun ki, hayatın her alanında çok büyük bir yozlaşmanın her türlüsü meydana gelir!"

Elbette ki FETÖ ve zombileri ve onu hâlâ ısrarla destekleyip savunanlar "kâfir" değil - böyle bir yakıştırmada bulunmaktan Allah’a sığınırım. Ama "kâfirler"in yerine "hainler" ifâdesini koyarak okursanız bu âyeti, ne demek istediğimi anlarsınız!

Benden söylemesi!

NOT: Yarın sabah Afyonkarahisar’a uçuyorum… İlk kez düzenlenecek olan Afyonkarahisar Film Festivali’ne gidiyorum… Festivalin direktörü Süleyman Civliz olunca gitmemek olmaz! 311 kısa filmin katıldığı yarışmada 20 film finale kalmış… Festival kapsamında özellikle "yerli sinema dili" teması dikkat çekici… Ayrıca Yücel Çakmaklı üstadın adına ödül verilmesi de anlamlı bir girişim olmuş! Afyonkarahisar ve ülkemiz için hayırlı olsun! Üç gün boyunca Afyonkarahisar'da yalnızca film ve sinema konuşacağımızı zannediyorsanız elbette yanılıyorsunuz… Seçim dönemi olmasınıdan dolayı kulisler devam edecektir mutlaka!

Haberleri