Yahudiliğin uzun tarihindeki en dikkat çekici ve dışarıdan bakıldığında en gizemli gelen geleneklerden biri Kabaladır. İbranice Kabbalah kelimesi genel olarak “gelenek” veya “aktarılmış bilgi” anlamına gelir. Kabala, Tanrı, yaratılış, insan ve evren arasındaki ilişkiyi semboller ve mistik yorumlar üzerinden anlamaya çalışan Yahudi düşünce geleneklerinin genel adıdır. Genelde büyü ritüelleri Kabala ile birlikte yapılır...
Bu gizemli düşünce dünyasının sonraki dönemlerdeki en önemli taşıyıcılarından biri ise Hasidik hareket olmuştur. Hasidizm, 18. yüzyılda Doğu Avrupa'da ortaya çıkan ve gündelik hayatın içinde Tanrı'yla bağ kurmayı, ibadette coşkuyu ve manevi derinliği vurgulayan bir Yahudi hareketidir. Hareketin kurucu figürü olarak kabul edilen Baal Şem Tov, yani “İyi İsmin Üstadı”, İlahi yaratıcıyayalnızca yoğun akademik çalışma yoluyla değil; dua, sevinç, iyilik, samimiyet ve günlük hayat içerisindeki manevi farkındalıkla da yaklaşılabileceğini savunan bir gelenek oluşturdu. Hasidik düşüncede önemli bir fikir şudur: ‘’Maddi dünyanın içinde ilahi kıvılcımlar bulunabilir.’’ Bu düşünce, Kabala'daki daha eski bazı kavramlarla ilişkilidir. Buna göre insanın görevi yalnızca dünyada yaşamak değil, yaptığı iyi davranışlarla kutsal olanı açığa çıkarmaya çalışmaktır. Dolayısıyla sıradan bir yemek, dua, çalışma veya başka bir insanla kurulan ilişki bile manevi anlam taşıyabilir.Kabala çok daha eski köklere sahip mistik bir düşünce geleneğidir. Genelde Kabala konusunda Hasidik Yahudiler uzmanlaşmıştır. Bu konuda yoğun çalışmalar yapmaktadırlar. Hasidik Yahudiler arasında bu konuyla özel olarak ilgilenen gruplar da vardır.
Kabala'nın en çarpıcı anlatılarından biri Shevirat ha-Kelim, yani “kapların kırılması” öğretisidir. Bu anlatıya göre ilahi ışığın yoğunluğu karşısında bazı “kaplar” kırılmış ve ilahi kıvılcımlar yaratılmış dünyanın çeşitli seviyelerine dağılmıştır.Buradan doğan düşünce oldukça ilginçtir ve insan, dünyaya dağılmış kutsal kıvılcımları yeniden yükseltme görevine sahiptir. Bu düşünce Hasidik gelenekte özellikle güçlü bir manevi anlam kazanmıştır. Böyle bakıldığında insanın günlük hayatı, görünenden çok daha büyük bir kozmik hikâyenin parçası haline gelir.
Kabala'nın gizemli taraflarından biri de İbrani alfabesine verilen önemdir. Bazı Kabalistik yorumlarda İbrani harfleri yalnızca iletişim araçları değil, yaratılışın sembolik unsurları olarak değerlendirilir. Özellikle gematria adı verilen yöntem, İbrani harflerine sayısal değerler verilerek kelimeler arasında sembolik ilişkiler kurulmasına dayanır. Bu yöntem zaman zaman “gizli şifre çözme sistemi” veya bazı sayılar ile ritüel yapılmasını sağlamaktadır. Yine de Kabala'nın en önemli yönlerinden biri tam da burada ortaya çıkar ve bir kelime yalnızca kelime değildir; harflerinin biçimi, sayısal değeri ve başka kelimelerle ilişkisi üzerinden yeni anlam katmanları kazanabilir.
Kabala denildiğinde akla gelen en gizemli eserlerden biri Zohar’dır. İbranice “Parıltı” veya “Işık” anlamına gelen Zohar, Yahudi mistisizminin temel metinlerinden biri kabul edilir. Metin, Tevrat’ın yalnızca görünen anlamıyla yetinmeyip onun ardında saklı olduğu düşünülen sembolik ve ruhani anlamları araştırır. Bu yönüyle Zohar, kutsal metni adeta görünmeyen bir âleme açılan kapı olarak ele alır. Zohar’ın geleneksel anlatısında eser, MS 2. yüzyılda yaşamış Rabbi Şimon bar Yohai ve çevresindeki mistiklerin öğretileriyle ilişkilendirilir. Ancak modern tarih araştırmaları, Zohar’ın bugünkü biçiminin 13. yüzyıl İspanya’sında, özellikle Moses de Leónçevresinde ortaya çıktığını gösterir. Bu tarihsel tartışma bile Zohar’ın gizemini artıran unsurlardan biridir. Gerçekten çok eski bir sözlü geleneğin yazıya geçirilmiş hâli mi, yoksa Orta Çağ’da şekillenmiş büyük bir mistik eser mi? Zohar’ın merkezinde Tanrı’nın özü, yaratılışın sırrı, insan ruhu, iyilik ve kötülük arasındaki mücadele ve ilahi düzenle insan arasındaki bağ bulunur. Kabala’nın “Ein Sof” olarak adlandırdığı sonsuz ve sınırsız ilahi gerçeklik, insan aklının tam olarak kavrayamayacağı bir alan olarak düşünülür. İlahi olanın yaratılmış dünyaya yansımasını açıklamak için ise “Sefirot” adı verilen onlu sembolik düzen kullanılır. Bu yapı, Kabala’nın en tanınan gizemli şemalarından biri olan Hayat Ağacı ile ilişkilendirilir.
Zohar’ın dikkat çekici düşüncelerinden biri, görünür dünyanın ardında daha derin bir manevi düzen bulunduğu fikridir. Harfler, sayılar, isimler, ışık ve karanlık gibi semboller yalnızca yüzeysel anlamlar taşımaz aynı zamanda mistik yorumda bunlar daha derin gerçekliklere işaret eden işaretler hâline gelir. Bu nedenle Kabala geleneğinde İbranice harflerin kendisine bile özel önem verilmiştir. Buna göre ise evrenin yaratılışı ile kutsal dil arasında sembolik bir bağ kurulmuştur. Ezoterik açıdan Zohar’ın en çarpıcı mesajlarından biri ise insanın yalnızca dünyayı gözlemleyen bir varlık olmadığı; kendi davranışları, niyeti ve manevi dönüşümüyle ilahi düzenle ilişki kurabildiği düşüncesidir. Özellikle “ilahi kıvılcımlar” fikrinde, kutsallığın dünyaya dağılmış izlerinin insanın iyilik ve manevi çabasıyla yeniden ortaya çıkarılabileceği düşünülür. Böylece küçük görünen bir insan davranışı bile kozmik bir anlam kazanabilir.
Evet sevgili dostlar Hasidik Yahudi topluluğunun içine kapanık yönleri ve sürekli Kabala gibi öğretiler ile ve Zohar gibi gizemli Yahudi mistisizmi ile uğraşmaları gayet önem teşkil etmektedir. Bu topluluğun daha da görünmeyen yüzü bu hususlar ile uğraşarak dünya Yahudiliğine yön vermektedir. Ülkemizde de Chabad gibi bu grubun gizli temsilcileri var mı? İşte tam da bu konuda önemli bir dosyayı yakında açacağım... Görünenin ötesinde görünmeyen nice bilgi ve önemli detaylar var.