28 Şubat süreci, Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in Dışişleri Bakanı olduğu 28 Şubat 1997'de olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başladı.
"İrticayla mücadele eylem planı" oluşturularak suça bulaşmamış masum vatandaşlar fişlendi, haksız gerekçelerle işlerinden kovuldu ve hapse atıldı.
MGK kararlarının ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı denetlemek için Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kuruldu.
Batı Çalışma Grubu'nun öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, yüz binlerce masum vatandaş sadece inançlarının gereklerini yerine getirdikleri için zulme uğradı.
Yaşananlar, Türkiye siyasi tarihine "Post-modern darbe" olarak geçti.
Ancak maalesef, 28 Şubat'ın 20'nci yıl dönümünü yasadığımız bu günde, "Postmodern darbe" sürecinde mahkum olan Müslüman tutukluların mağduriyetleri hala geçmedi.
Aradan yıllar geçse de, İslami hassasiyetleri olan bir iktidar uzun süredir ülkeyi yönetse de, 28 Şubat sürecinde uydurma delillerle hapse atılan, hayatı karartılan, gençliği heba olan mahkumların ve ailelerinin mağduriyeti bir türlü giderilemedi.
28 ŞUBAT KAÇ YIL DAHA SÜRECEK?
Darbe sürecinde; dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı, sonrasında ise Genelkurmay Başkanı olan Hüseyin Kıvrıkoğlu, "28 Şubat bin yıl sürecek" açıklaması yapmıştı.
2013 yılında, 28 Şubat sürecine katılan askerler hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan açılan dava ile bu sözün artık geçerliği kalmadığı düşünülse de, hapisteki mağdurlar göz önüne alındığında süreç halen devam ediyor.
Yaşananlar siyasi kadrolar tarafından sıklıkla lanetlense de, 28 Şubat'ın izlerini tamamen silmenin tek yolu; yıllardır hapis yatan ve halen hapis cezasını çekmeye devam eden 28 Şubat mağdurlarının serbest bırakılması.
Bu nedenle kamuoyu, siyasi iradeden 28 Şubat mağdurlarının serbest bırakılması için yasal düzenleme yapmasını bekliyor.