GİZLİ TANIK "ŞUBAT" KONUŞTU: KÖPRÜDEN ALINDI VE ÖLDÜRÜLDÜ
Soruşturmada asıl deprem etkisi yaratan gelişme, JASAT’a ulaşan "Şubat" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu.
GİZLİ TANIK "ŞUBAT" KONUŞTU: KÖPRÜDEN ALINDI VE ÖLDÜRÜLDÜ
Soruşturmada asıl deprem etkisi yaratan gelişme, JASAT’a ulaşan "Şubat" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu.
Gizli tanık, Gülistan Doku’nun olay günü iddia edildiği gibi köprüden atlamadığını, aksine köprü civarından bir araçla alındığını ve sonrasında öldürüldüğünü iddia etti. Tanığın en sarsıcı beyanı ise cesedin deşifre olmaması için birden fazla kez yerinin değiştirildiği yönünde oldu.
YER ALTI TARAMASINDA MEZAR TİPİ BOŞLUKLAR SAPTANDI
Gizli tanığın tarif ettiği noktalarda yer altı görüntüleme cihazlarıyla yapılan teknik incelemeler, iddiaları somutlaştırdı. Yapılan taramalarda "mezar görünümünde" şüpheli boşluklar tespit edildi. Savcılık kaynakları, teknik bulguların tanık anlatımlarıyla örtüşmesinin, "cesedin yer değiştirdiği" ihtimalini en güçlü senaryo haline getirdiğini belirtiyor.
VALİ OĞLU VE SİM KART DETAYI MERCEK ALTINDA
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 13 kişi arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in bulunması, dosyadaki "nüfuz" tartışmalarını alevlendirdi. Aile avukatının kapısına bırakılan esrarengiz notta Vali oğluyla Gülistan arasındaki ilişkiye dikkat çekilirken, Abla Aygül Doku’nun sim kartın valilikçe elden alınarak ailenin mesajları görmesinin engellendiği yönündeki ifadesi, "delil karartma" şüphelerini odağa yerleştirdi.
PTS KAYITLARI VE KIRMIZI BÜLTEN
Dosyada sadece tanık beyanları değil, teknik veriler de cinayet şüphesini destekliyor. Vali oğlunun kullanımındaki aracın olay gecesi ıssız ve dağlık bölgelerdeki şüpheli trafiği PTS kayıtlarıyla saptandı. Araçta bulunan yakın arkadaşı Umut Altaş için ise kırmızı bülten süreci başlatıldı.
DOSYA ARTIK SADECE "KAYIP" DEĞİL
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlilerinin olası rolü, delil karartma ve planlı öldürme şüphesiyle soruşturmayı çok yönlü sürdürüyor.
6 yıl boyunca "kayıp" olarak raflarda bekletilen dosya, artık Türkiye’nin en karanlık ve organize cinayet soruşturmalarından biri olarak görülüyor.