5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olduğu ifade edilen ancak arkasından büyük ve organize bir cinayet hikayesi çıkan Gülistan Doku soruşturmasında yeni yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Doku'nun öldürüldüğüne dair “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” iddiasıyla gözaltındaki işlemleri Erzurum'da süren dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruması Şükrü Eroğlu ve eski polis Gökhan Ertok'un ifadelerindeki bazı detaylarla iyice köşeye sıkışmış durumda.
SIM KART'TAKİ VERİLERİ SONEL Mİ SİLDİ?
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ve etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirten eski polis Gökhan Ertok, ifadesinde verilerin silindiği SIM kartla ilgili çarpıcı ifadeler kullandı. Ertok, SIM kart yoldayken Tuncay Sonel’in kendisini WhatsApp üzerinden arayarak “Konuyu biliyorum, gerekeni yap, iyice araştır, basın çok üstümüze geliyor” dediğini aktardı. Ayrıca SIM kartın 9 Ocak ile 17 Ocak 2020 tarihleri arasında 8 gün boyunca Vali’nin kontrolünde kaldığını, kendisine ulaştığında ise mesajların zaten silinmiş olduğunu belirtti.
Gökhan Ertok, Tuncay Sonel'i kendisini, verilerin geri getirilemeyecek şekilde silindiğinden emin olmak amacıyla kullandığını iddia etti. Bu durum karttaki verilerin Sonel tarafından silinip silinmediği yönündeki şüpheleri artırdı.
AİLE OLAY YERİNE NEDEN ÇAĞRILMADI?
Diğer taraftan bir diğer tutuklu ve itirafçı olmak istediğini belirten Sonel'in koruması Şükrü Eroğlu, valinin kendisine kapalı bir zarf ettiğini ve Ankara'da “Sosyal Medya Gürkan” olarak bilinen eski polis Gökhan Ertok’a otobüsle göndermesini bizzat istediğini beyan etti. Eroğlu, Gökhan Ertok’a kendi şahsi hesabından farklı tarihlerde toplam 30.000 TL (5+5+20 bin TL) gönderdiğinin tespiti üzerine, Vali Sonel’nin talimatıyla bu ödemeleri “harçlık ve bahşiş” olarak gönderdiğini, parayı da Vali’den nakit olarak geri aldığını savundu.
Şükrü Eroğlu'nun ifadesindeki bir diğer detaya göre, bulunan bir cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığına Vali Tuncay Sonel bizzat baktı “Gülistan değil” şeklinde karar verdi. Ancak ailenin teşhis için olay yerine çağrılmadığını ifade etmesi Sonel'le ilgili şüpheleri artıran hususlardan biri oldu.
ALTAŞ'IN İFADESİNDEKİ "MÜLKİ AMİR" TUNCAY SONEL Mİ?
Soruşturma kapsamında ABD'de firari durumda olan ve hakkında kırmızı bülten çıkarılan Umut Altaş'ın babası Celal Altaş ise ifadesinde emniyetteki kamera kayıtlarının ve hastane giriş kayıtlarının sıradan bir vatandaş tarafından silinemeyeceğini vurguladı. Altaş'ın “Tunceli’de mülki amir kimse, bu tür işlemler ancak onun yönlendirmesi veya talimatıyla yapılabilir” ifadesiyle kayıtların silinmesi konusunda da Vali Tuncay Sonel'in doğrudan sorumluluğu olduğu izlenimini oluşturmuş durumda.
Bilirkişi raporuna göre de 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kaydının sistemden profesyonel ve kasıtlı şekilde silindiği tespit edildi. Başhekim Çağdaş Özdemir, bu kritik görevlere Vali Sonel tarafından atandığını ve görevden ayrılmak istemesine rağmen buna izin verilmediğini ifade etti.
ŞÜPHELERİ DOĞRUDAN İNTİHARA YÖNLENDİRDİ
Dosyada tutuklu bulunan sanıklardan Ferhat Güven de önemin AFAD müdürünün köprüdeki bir görüntüyü Vali Sonel’e izlettiğini, Vali’nin ise “Suda arama çalışmalarını yoğunlaştıralım, tüm çalışmaları bu bölge üzerinden sürdürelim” talimatı verdiğini ifade etti. Böylelikle Vali Sonel tarafından diğer ihtimallerin tamamen ortadan kaldırılarak intihar ihtimali üzerinde yoğunlaştırıldığı yönünde şüphe oluşturulduğu ifade edildi.
Öte yandan Gülistan’ın kaybolmasından 2 gün sonra, şehirdeki hakim tepelerde bulunan kameraların değiştirilmesine karar verildi. Ancak bu işlemin gerekçesine dair herhangi bir resmi kayıt veya bakım bildirimi bulunmadığı tespit edildiği de bildirildi.
Kaynak: Haber Merkezi