Neşe Karaböcek'in kardeşi Gülden Karaböcek, 50 yıllık sessizliğini ilk kez bozdu: Ablam beni eniştemle evlenmeye mecbur etti
Türk müziğinin efsane isimlerinden Gülden Karaböcek, 50 yıl boyunca sürdürdüğü suskunluğunu ilk kez bozarak, ablası Neşe Karaböcek’in yazdığı İşte Benim Masalım adlı kitapta yer alan iddialara yanıt verdi. Karaböcek, ablasının ihanet suçlamalarıyla ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı. Gülden Karaböcek’in pişmanlıkları, ablasına olan özlemi ve eniştesiyle evliliğinin perde arkası gibi çarpıcı detaylar, müzik dünyasında uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.
19
Gülden Karaböcek, 50 yıl boyunca sürdürdüğü suskunluğunu ilk kez bozarak, ablası Neşe Karaböcek’in yazdığı İşte Benim Masalım adlı kitapta yer alan iddialara yanıt verdi. Kanal D’nin sevilen programı “Neler Oluyor Hayatta”’da, sunucular Hakan Ural ve Ferda Yıldırım’ın konuğu olan Karaböcek, ablasının ihanet suçlamalarına karşı samimi açıklamalarda bulundu.
Neşe Karaböcek, müzik kariyeri kadar özel hayatıyla da sıkça gündeme gelen bir sanatçı. Yakın zamanda yayımladığı İşte Benim Masalım adlı kitabında, hayatındaki dönüm noktalarını, kayıplarını ve kırgınlıklarını kaleme aldı. Kitapta, kardeşi Gülden Karaböcek’e yönelik sert ithamlarda bulunan Neşe Karaböcek, özellikle Gülden’in eniştesiyle evliliği konusunda affetmediğini açıkça ifade etti. Bu iddialar, yıllardır bu konuda sessizliğini koruyan Gülden Karaböcek’in konuşmasına neden oldu. Neşe Karaböcek’in kitabı, müzikseverler ve magazin dünyası tarafından büyük bir merakla okunurken, Gülden Karaböcek’in cevabı da bir o kadar dikkat çekti.
29
Gülden Karaböcek’in Kitaba İlk Yorumu: “Okumadım Ama Okuyacağım”
Gülden Karaböcek, ablasının yazdığı kitabı henüz okumadığını, ancak okumayı planladığını belirtti. Yoğun konser programından dolayı vakit bulamadığını ifade eden sanatçı, “Kızım kitabı aldı, ama ben henüz okuyamadım. Oradan oraya koşturuyorum, yoruluyorum. Okuyacağım, çünkü benimle ilgili yazılanları önemsiyorum. Doğruyu yazmış mıdır, bilmiyorum. Eğer yalanlar varsa, tepkim olmaz. Çünkü ben onun gibi gerçekleri ortaya dökerek ailemi rezil etmek istemem. Bu çok kötü olur. Ortada büyük bir oyun var,”dedi. Bu sözler, Gülden Karaböcek’in aile sırlarını koruma hassasiyetini ve ablasıyla arasındaki gerilimin boyutlarını gözler önüne serdi.
39
“Beni Bu Evliliğe Ablam Mecbur Etti”
Röportajın en çarpıcı bölümlerinden biri, Gülden Karaböcek’in eniştesiyle evliliğine dair yaptığı açıklamalar oldu. Yıllardır merak edilen “Neden eniştenizle evlendiniz?” sorusuna sanatçı, samimi ve duygusal bir yanıt verdi: “Bu hikâye çok uzun, çok derin, çok detaylı. Burada anlatmak istemiyorum. Aşk meselesi falan yok. Olayı böyle yansıtmak işine geldi. Mecbur etmeselerdi beni bu evliliğe. Evet, mecbur edildim. Ve ablam mecbur etti.”
Gülden Karaböcek, evliliğin bir aşk hikâyesi olmadığını vurgulayarak, ablasının kendisini bu evliliğe zorladığını iddia etti. “Ablam beni ortaya döktü, adımı afişe etti. Rezil etmeye çalıştı. Bir taşla kaç kuş vurmaya çalıştı! Hem beni sahneden mahrum edecekti, hem halkın gözünde küçük düşürecekti, hem de benden kurtulacaktı. Mağdur bir kadını oynayacaktı. Ve öyle de oldu,” diyerek ablasının planlı bir şekilde hareket ettiğini öne sürdü.
49
''Sokakta Kaldım, Çaresizdim''
Gülden Karaböcek, evlilik sürecinde yaşadığı çaresizliği de şu sözlerle anlattı: “Ablam aileme beni kötüledi, sokakta bıraktırdı. Ne eniştem ne de ben birbirimize âşıktık. Olayların akışında gitti her şey. Tek başıma kaldım, kimsem yoktu. Gidecek yerim yoktu, parasızdım. Mecbur kaldım.”
Sanatçı, eniştesinin (sonradan eşi olan Atilla Alpsakarya’nın) başlangıçta kendisine yardım etmek istediği izlenimi verdiğini, ancak daha sonra kendi planlarını devreye soktuğunu belirtti. “İlk başta sanki bana yardım etmek istiyormuş gibi davrandı. Sonra birlikte plak yaptık, ama emeğimin karşılığını vermedi, hakkımı ödemedi. Bir ev tutmak istedim, destek olmadı,”diyerek yaşadığı hayal kırıklıklarını paylaştı.
59
“Ablam Gazetelere ‘Evlensin’ Diye Röportajlar Verdi”
Gülden Karaböcek, ablasının medyayı kullanarak kendisini zor durumda bıraktığını da iddia etti. “Ablam bir taraftan, ‘Evlensin, ortada kalmasın, adı çıktı, onu kimse almaz’ diye gazete röportajları verdi. Daha ayaklarımın üzerinde yeni yeni durmaya çalışıyordum. Albümler, 45’likler yapmaya çabalıyordum,” dedi. Bu dönemde 20 yaşında olan sanatçı, hem kariyerini inşa etmeye çalıştığını hem de ailesinin baskısıyla mücadele ettiğini vurguladı.
Gülden Karaböcek’in evliliği 12 yıl sürdü ve bu evlilikten bir çocuk dünyaya geldi. Ancak sanatçı, evliliğin sağlıklı bir temele dayanmadığını ve eşinin kendi hayatını yaşamaya devam ettiğini belirtti. “Atilla Bey ile aynı evi paylaştık, ama o dışarıda kendi hayatını yaşıyordu. Zaten onlar boşanmaya karar verdiklerinde ben babamla turnedeydim. Hiç haberim bile olmadı,”diyerek olayın kendi kontrolü dışında geliştiğini ifade etti.
69
“Çok Pişmanım, Keşke Doğmasaydım”
Röportajın en duygusal anlarından biri, Gülden Karaböcek’in evliliğinden duyduğu pişmanlığı dile getirdiği bölüm oldu. “Kınamak çok kolay. Tabii ki pişmanım. ‘Keşke doğmasaydım’ diyorum hep,” diyen sanatçı, ablasının kendisini affetmeyeceğini düşündüğünü, çünkü affetmenin ablasının “mağduriyet” anlatısını bitireceğini belirtti.
“Ablam beni affetmez, çünkü affederse mağduriyeti biter. Nefret ettiği bir insanın sayesinde plak yapıyor, şarkı söylüyor, kitap çıkarıyor. Fırsata çeviriyor işi. Ben olsam tenezzül etmem,” diyerek ablasının tutumunu eleştirdi.
Gülden Karaböcek, ablasının yıllarca Amerika’da yaşadığını ve o dönemde bu konuları gündeme getirmediğini de hatırlattı. “Elli yıldır ağlamıyordu. Gayet iyiydi. Babam, bana bu soyadını verdiği için onun cenazesine gelmedi. Babamı sevmedi. Bana arka çıktığı için babamdan nefret etti,”diyerek aile içindeki kırgınlıkların derinliğini ortaya koydu.
79
“Ablamı Çok Özledim, Yumoş Yanaklarını Öpmek İsterim”
Tüm bu kırgınlıklara rağmen Gülden Karaböcek, ablasına olan özlemini gizleyemedi. “Özlemez olur muyum? Tabii ki özledim. Onun o yumoş yanaklarını öpmek isterim,” diyerek duygusal bir itirafta bulundu. Ancak ablasının kendisini “mezara kadar affetmeyeceğini” düşündüğünü de ekledi. “Ömrümüzün sonuna geldik. İkimizin de ayağı çukurda. Kimin önce gideceği belli değil. Ama mahşerde, Allah’ın huzurunda her şey ortaya çıkar,” diyerek konuyu ilahi adalete bıraktığını ifade etti.
89
''Kaderim Doğduğum Evmiş''
Gülden Karaböcek, hayat hikâyesini “Doğduğun ev kaderindir” sözüyle özetledi. “Keşke kardeşi olmasaymışım. Çocukluğumu yaşayamadım, genç kızlığımı yaşayamadım. Evlendiğimde 20 yaşındaydım. Bir gün ‘Eniştemle evleneceğim’ demedim. Gelmişim 70 yaşıma. Allah beni seviyor ki hâlâ ayaktayım,” diyerek hem pişmanlıklarını hem de hayata tutunma azmini dile getirdi.
99
Gülden Karaböcek’in Müzik Kariyeri ve Hayatı
Gülden Karaböcek, Türk müziğinde arabesk ve fantezi müziğin en önemli temsilcilerinden biri olarak yıllardır sahnelerde. Dilek Taşı, Sürünüyorum gibi unutulmaz şarkılarıyla müzikseverlerin kalbinde taht kuran sanatçı, özel hayatındaki zorluklara rağmen kariyerinde büyük başarılar elde etti. Neşe Karaböcek ile olan ailevi sorunlar, magazin gündeminde sıkça yer alsa da, Gülden Karaböcek her zaman müziğiyle konuşmayı tercih etti. Ancak bu röportaj, onun yıllardır içini dökmek istediği bir platform oldu.
Neler Oluyor Hayatta Programı ve Röportajın Etkisi
Kanal D’nin sevilen programı “Neler Oluyor Hayatta”, Gülden Karaböcek’in bu tarihi röportajıyla magazin dünyasında büyük yankı uyandırdı. Program koordinatörü Reyhan Şan Tunaboylu’nun sorularına içtenlikle yanıt veren sanatçı, hem kendi hakikatini anlattı hem de ablasıyla barışma arzusunu dile getirdi. Röportaj, Gülden Karaböcek hayranları ve müzikseverler tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi.
Gülden Karaböcek, 50 yıl sonra ilk kez konuşarak hem müzik kariyerine hem de özel hayatına dair merak edilenleri açıklığa kavuşturdu. Neşe Karaböcek ile arasındaki gerilim, eniştesiyle evliliği ve pişmanlıkları, röportajın ana temalarını oluşturdu. Sanatçı, ablasına olan özlemini ve barışma isteğini dile getirirken, yaşadığı zorlukların kendisini yıldırmadığını da gösterdi. Gülden Karaböcek’in hayat hikâyesi, sadece bir müzik efsanesinin değil, aynı zamanda güçlü bir kadının mücadele öyküsü olarak hafızalarda yer edecek.