Dün, üç gün kalmak için geldiğimiz Gelsenkirchen'in merkezinde bir tur attım... Bu şehirin en önemli özelliği, Türklerin yoğun olduğu bir bölge olması... Biraz nefes almak için parkta oturup kitap okumaya başladım... Yanıma iki arkadaş olan Türk asıllı hanımlar oturdu... Sohbet etmeye başladık…
Daha ilk anda, heyecanla: "Sizce seçimin sonucu ne olur? " diye sordular...
"Neden bu kadar heyecanlısınız, oy kullanıyor musunuz?" diye sorularına, soru ile cevap verdim...
Tesettürlü olanı bir nefeste anlattı duygularını: " Evet, ailece oy kullanıyoruz... Seçim bitinceye kadar bize rahat yok... Allah biliyor ya, ödümüz patlıyor cumhurbaşkanımız kaybedecek diye... O yüzden organize oluyoruz, oy atmak için mahalle mahalle çalışıyoruz.”
Sonra genç olan hanım aldı sözü: "Hele futbolcular ile ilgili koparttıkları son yaygara, akıllara durgunluk veriyor! Buradan bakınca olayları çok iyi anlıyoruz. Türkiye'nin güçlü olması onları korkutuyor. Almanlar o kadar çaresiz, o kadar delirmiş durumdalar ki, artık iyice saçmalamaya başladılar! Cumhurbaşkanımıza “diktatör” diyorlar ama esas kendileri diktatör!”
Ben de onlarla Türkiye ile ilgili son bilgileri paylaştım ve biraz daha sohbet ettikten sonra iyi dileklerle ayrıldık....
Almanya'ya geldiğimiz günden beri konuşma imkanı bulduğum birçok Türk asıllı olan ve burada yaşayan kardeşlerim de genellikle buna benzer sözlerle ifade ettiler duygularını... Yıllarca iki arada bir derede yaşayan gurbetçi kardeşlerimizin artık torunları yetişiyor burada... Aslında bilinmesi gereken en önemli gerçek, başta Almanlar olmak üzere tüm AB ülkelerinin kabusu olan yaşlı nüfusun, Damokles’in kılıcı gibi tepelerinde sallanması!Almanya, AB ülkeleri arasında en yaşlı nüfus ortalamasına sahip: 43 yaş!
Türkiye’nin ise, son yıllarda oran artmış olmasına rağmen, yaş ortalaması 29...
Ayrıca AB ülkelerinin genel olarak nüfus yaşı ortalaması 40 yaş civarında ve yeni gelen genç nüfusun büyük bir çoğunluğunu göçmenlerin çocukları oluşturuyor...
Dün eve dönerken kendi kendime küçük bir istatislik araştırma yaptım... Yolda karşılaştığım 50 kişinin 37’si Türk veya başka bir ülkenin göçmeniydi...
Almanların memleketleri çoktan elden gitmiş, bunun için feryat ediyorlar!
MİLLET "KARAR" VERİR MERAK ETMEYİN! SİZ KENDİNİZE BAKIN!
AK PARTİ iktidarının başından beri hem siyaset, hem medya sahnesinden kimler geldi, kimler geçti… Geçmeye de devam ediyor...
Geçtiğimiz günlerde bu medya sahnesinde rolünü tamamlamaya "karar" vermiş gazetecilerden bir kardeşle karşılaştık... Nedendir bilinmez, yazdıklarım ve "iflah olmaz yandaşlığım” (!) onu rahatsız etmiş ki, nezaketini kaybetmeden ufak yollu bana sataştı... " “Yahu, abla, daha sen bizim mahallede ortalarda görünmüyorken, biz Pınarhisar'da Reis'in nöbetini tutuyorduk... Bütün zor zamanlarda hep onun yanındaydık... Şimdi karşısında olmak için karar verdiysek, vardır bunun haklı bir nedeni!” dedi...
"Peki anlat bakalım nedenini… " dedim...
Eh be kardeşim, bu kadar olur! Başladı Kemal Kılıdaroğlu ile FETÖ zombileri karışımı bir ağızla konuşmaya! Dayanamadım, " Yuh size!” dedim, “Yuh! Yahu, ben gerçekten de sizleri hiç anlamıyorum.. Biraz delikanlı olur adam! Desene, ‘Çıkarıma ters düştü… Bilge Adam’a (!) inandık, peşine takıldık… Gaza geldik, ‘Gül'ler açacak’ diye erken bahar yaşadık, şimdi gidecek yerimiz kalmadı…”
Haydi bir gayret, belki “Çivi Muharrem” malı götürür, ya da Meral Abla bir atak yapar da böylece indirildiğimiz uçağa, tekrar binme zamanınız gelir… Öyle mi? Hesabınız bu mu? Söyle kardeşim söyle, dök içini, kus kompleksini...
O nöbetini tuttuğunu söylediğin Recep Tayyip Erdoğan kadar delikanlı ve vefalı olamadığını da söyle... Söyleyemezsen de, benden “abla fırçası” yer arkana baka baka gidersin son “karar’"a...
Sakın bana “Muhalif gazeteciyiz” falan demeyin!
Her ne kadar sizin mahalleye sonradan geldiysem de, yıllardır tanıyorum hepinizi...
NOT: Seçim için son viraja girildiği şu günlerde artık her türlü hainliğin ve kozun sonuna kadar kullanılacağının farkında olmamak mümkün mü? Özellikle ekonomi ile ilgili tuzakların ardı arkası kesilmiyor… Ayrıca dedikodu kazanı harlı bir ateşle ateşlenip duruyor... Kim olursanız olun, unutmayın ki, bu bir “sistem değişikliği” ve “başkanlık seçimi” değil! Bu bir varlık mücadelesi! Bir “Kurtuluş Savaşı”! Son günlerde her türlü tuzağa, praovakasyona hazır olun... Gücünü Allah'tan alanın, sağlam duranın kazanacağı bir mücadele bu…
Hazır mısınız!!!