Gebze’deki bina göçmesine dair hazırlanan kapsamlı jeolojik-jeoteknik rapor, ilgili makamlara sunuldu. İlk raporun aksine derinlemesine analizlere yer veren Bilim Kurulu raporu, facianın taşlarını döşeyen ihmaller zincirini tek tek sıraladı.
Gebze faciasında Bilim Kurulu raporu ortaya çıktı! Metro değil, dere yatağı ve çürük beton yıktı...
Gebze’de aynı aileden 4 kişinin ölümüne yol açan bina çökmesine ilişkin yürütülen soruşturmada dengeler değişti. Bilim Kurulu’nun hazırladığı ikinci rapor, ilk bilirkişi heyetinin "metro inşaatı" varsayımlarını teknik verilerle çürüttü. Rapora göre bina; kontrolsüz dolgu zemin, eski dere yatağı ve yetersiz beton kalitesi kurbanı oldu.
FACİANIN MERKEZİNDE "ZAYIF ZEMİN" VE "ESKİ DERE YATAĞI" VAR
Raporda yer alan teknik bulgular, binanın inşa edildiği alanın yapılaşmaya uygunsuzluğunu gözler önüne serdi:
Çöken binanın eski bir dere yatağı ve döküm sahası niteliğindeki kontrolsüz dolgu zemin üzerine inşa edildiği tespit edildi.
Yetersiz Temel: Binanın temelinin "yüzeysel ve yetersiz" olduğu, zayıf zemin koşullarına uygun bir mühendislik çözümü üretilmediği vurgulandı.
Zamanla yeraltı su seviyesindeki değişimlerin zemin içinde boşluklar oluşturduğu ve temel altındaki taşıyıcı zemini tamamen zayıflattığı belirtildi.
METRO İNŞAATI İDDİALARINA "TEKNİK" YANIT
İlk bilirkişi raporundaki "metro inşaatı etkisi" iddialarına Bilim Kurulu raporunda somut ölçümlerle yanıt verildi:
Sınırlı Hareket: Metro inşaatı süresince ölçülen toplam zemin hareketinin azami 5 santimetre seviyesinde kaldığı, bu değerin binanın altındaki devasa boşluğu açıklayamayacağı kaydedildi.
Tüneller Sağlam: Metro tünellerinde yapılan incelemelerde hiçbir çatlak, deformasyon veya su sızıntısına rastlanmadı. Tünellerin "sağlam kaya birimi" içinde olduğu ve teknik kriterlere tam uyum sağlandığı ifade edildi.
İMALAT KUSURLARI: BETON DAYANIMI SINIRIN ALTINDA!
Binanın kendi yapısal sorunlarına da parantez açan rapor, dehşete düşüren bir gerçeği daha ortaya koydu: Binadaki beton dayanım değerlerinin, projesinde öngörülen resmi seviyelerin bile çok altında kaldığı laboratuvar sonuçlarıyla kanıtlandı.