Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz hattında askeri hareketlilik en üst seviyeye ulaştı. İsrail'in bölgede kurduğu radar ve önleme sistemlerini tek bir merkezden yöneterek Türkiye'yi çevrelemeye yönelik geniş kapsamlı bir kuşatma stratejisi izlediği öne sürüldü.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan ve Romanya’ya füze sistemleri konuşlandıran İsrail’in, bu şeridi daha da genişletmek adına 5 yeni ülkeyle kritik görüşmelere başladığı belirtildi. Askeri uzmanlar, "Türkiye bizi kuşatıyor" korkusu yaşayan İsrail’in sinsi planlarına karşı Ankara’nın yıllar öncesinden önlem aldığını ve yerli savunma sanayii projeleriyle bu çemberi kıracak güçte olduğunu vurguluyor.
5 ÜLKEYLE DAHA ANLAŞMA ARAYIŞI: AKDENİZ'DEN KARADENİZ'E FÜZE HATTI
İsrail'in bölgesel askeri yapılanmasını tek bir çatı altında toplama hedefi doğrultusunda attığı adımların detayları netleşti:
İsrail; GKRY, Yunanistan ve Romanya’daki mevcut askeri konuşlanmalarına ek olarak Bulgaristan, Arnavutluk, Sırbistan, Macaristan ve Moldova ile füze ve radar sistemleri kurmak üzere masaya oturdu.
Amacın, Doğu Akdeniz'den başlayıp Balkanlar üzerinden Karadeniz'e uzanan tüm radar ve hava savunma önleme sistemlerini tek bir komuta merkezinde birleştirmek olduğu iddia edildi.
Emekli TSK Albayı ve stratejist İbrahim Keleş, İsrail’de çok ciddi bir "Türkiye bizi kuşatıyor" korkusunun hakim olduğunu, Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırganlığın temelinde de bu panik halinin yattığını belirtti. Keleş, İran'ın ardından asıl hedefin uluslararası alanda Türkiye'yi şeytanlaştırmak olduğunu ancak Türkiye'nin askeri kapasitesinin bu kuşatmayı yerle bir edecek düzeyde olduğunu ifade etti.
ANKARA TEHDİDİ YILLAR ÖNCE GÖRDÜ: ÇELİK KUBBE SAHADA
Emekli General Mehmet Okkan ise İsrail'in Kıbrıs'tan Romanya'ya uzanan bir şeritte güvenlik hattı oluşturma çabasının reel bir tehdit olduğunu, ancak Türkiye'nin bu tehlikeyi çok önceden sezinleyerek proaktif adımlar attığını hatırlattı:
Kuşatma planına karşı Türkiye, yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği Çelik Kubbe projesine hız verdi. Bu kapsamda HİSAR, SİPER, GÖKBERK, SUNGUR ve GÜRZ gibi hava savunma sistemleri öncelikli olarak devreye alınıyor.
Türkiye, batıdaki bu füze yığınağına karşı Körfez ülkeleri, Somali, Libya, Kosova ve Bosna Hersek ile geliştirdiği derin stratejik askeri iş birlikleriyle yanıt veriyor.
Anadolu LHD (Amfibi Hücum Gemisi), Amfibi Kolordu ve insansız savaş uçağı KIZILELMA gibi dev projeler, Türkiye'nin çevreleme operasyonlarına karşı geliştirdiği savunma stratejisinin en somut parçaları olarak sahada yer alıyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin balistik füze, hava savunma sistemleri ve İHA/SİHA projelerine aktardığı kaynakları daha da artırarak 2028 yılına kadar bölgede mutlak caydırıcı bir askeri güç konumunu pekiştirmesi gerektiğinin altını çiziyor.