Dünyaca ünlü sanatçı Frida Kahlo, eserleriyle sadece yaşadığı dönemde değil, günümüzde de konuşuluyor. Ancak Frida'nın öne çıkan yönü sadece eserleri değil, eserlerinin arkasındaki hikayeler de olmuştur. İşte Frida Kahlo'nun hüzünlü hayat öyküsü...
116
Frida Kahlo'nun hayatı doğduğundan beri büyük bir gizemle doludur.
1907 yılında doğmuş olmasına rağmen, sanatçı yetişkinliğinde doğum tarihini 1910 olarak değiştirmiştir, çünkü 1910 yılında başlayıp 1920'ye kadar süren meksika Devrimi ile bir bağlantıya sahip olmak istemiştir.
216
Küçük bir kızken sağlığı hiç iyi olmamıştır.
6 yaşındayken çocuk felci tanısı konulmasının üzerine, Frida hayatı boyunca aksayarak yürümüştür. Çünkü sağ bacağı sol bacağına göre birkaç santim daha inceydi. Bu durumu saklamak için bolca etek giyse de, yaşıtları arasında dalga konusu olmaktan kurtulamadı.
316
Doktor olmasına neden olan etken de muhtemelen bu durumdur.
Frida La Prepatoria isimli hazırlık okulunda 35 kız ve 1965 erkekle birlikte okumuştur.
416
18 yaşına geldiğinde ise geleceğin sanatçısı hayatının yönünü değiştiren ilk olayı yaşamıştır: korkunç bir kaza geçirmiştir. Doktorlara göre, sahip olduğu tüm yaralanmaların ardından hayatta kalamayacaktı.
Frida birkaç haftayı bilinci kapalı geçirdi, uyandığında ise ilk yaptığı şeylerden biri babasından resim malzemeleri istemek oldu.
516
Babası daha sonra Frida yatarken resim yapabilsin diye kızına özel bir şövale geliştirdi, üzerine ise koca bir ayna koydu.
616
Kazadan sonra çizdiği ilk resim ise otobüs oldu.
Bu resmi kalemle çizmişti. Daha sonraları birçok kez bu resmin ona yaşama gücü verdiğinden, resmin iyileşmesini sağlayan şeylerden biri olduğundan bahsetmiştir.
716
"Hayatımda 2 kaza vardı: biri otobüsün tramvaya çarpışı, diğeri ise Diego'ydu."
Frida, Diego Rivera ile kazadan birkaç yıl sonra tanışmıştı. Resme yeni başlayan Frida, çalışmalarını deneyimli ve saygı duyulan bir sanatçıya gösterme kararı almış, Diego ise çalışmalarını oldukça beğenmişti. Aralarında bir bağ kuruldu. Çift 1929'da evlendi. Frida 22, Diego 43 yaşındaydı. Çok yakışıklı değildi, kiloluydu fakat oldukça çekiciydi. Bu sıra dışı çifte ""Fil ve Güvercin" adı takılmıştı.
816
Fakat Diego iyi bir eş değildi. Önceki iki evliliği aldattığı için bitmişti. Üçüncü evliliği de mutlu bir istisna değildi.
Eşinin aldatmalarının farkında olan Frida ona hiçbir şey söylemedi.
916
Hatta belki de eşinden intikam almak için, evlerine sığınan Leon Trotsky adındaki bir devrimciyle ilişki yaşadı.
Bazı bilgilere göre şair Vladimir Mayakovsky ve Meksikalı şarkıcı Chavela Vargas ile de ilişkiler yaşamıştı.
1016
Frida birkaç kez hamile kaldı fakat hamileliklerinin çoğunda aynı kaza yüzünden düşük yaptı. Bu duruma bağlı duygularını resimlerine bol bol yansıttı.
Bu konu üzerine bilinen en başarılı eseri Henry Ford Hastanesi'dir.
1116
Evliliğinin 10. yılında, Frida eşinin onu öz ablası Christina ile aldattığını öğrendi.
Bu haber boşanmaya neden oldu. Aynı zamanda Birkaç Küçük Kesik eseri bu olayın sonucunda ortaya çıktı. Bu noktadan sonra uzun güzel saçlarını kesti ve pantolonlu takım elbiseler giymeye başladı.
1216
Eşiyle acılı bir boşanma süreci yaşadıktan sonra, Frida kendini hayvanlarla çevrili şekilde resmetmeye başladı.
Hayvanları çok seven Frida'nın, köpekleri, maymunları, papağanları ve güvercinleri vardı.
1316
1940'ta ciddi sağlık problemleri yaşayan sanatçı, hastaneye kaldırıldı. Bu durumu öğrenen Diego hemen yanına koştu, yeniden evlilik teklifi etti ve Frida kabul etti.
1416
Fakat yıllar geçtikçe Frida'nın durumu sadece kötüleşti.
Birkaç ciddi ameliyat geçirse de durumu düzelmedi. 1953 yılında ise kangrenden dolayı bacağı kesilmek zorunda kalındı. Aynı yıl Meksika'da kişisel bir sergi açtı, sergiye yatağıyla katıldı.
1516
Yakında öleceği düşüncesiyle, günlüğüne "Umarım çıkış mutludur. Ve umarım asla dönmem" yazdı.
Frida Kahlo'nun son eseri oldukça ilham verici ve parlaktı. Bu eser Viva La Vida adını taşıyordu.
1616
1954'te zatürreden ölen sanatçının evi 1955'te hayranlarının günümüzde bile ziyaret ettiği bir müzeye dönüştürüldü.
Hayatı boyunca 150'den fazla eser tamamlayan Meksikalı sanatçı, kişisel portrelerine oldukça önem verirdi çünkü bu portreler hayatının zorluklarla dolu olduğunu anlatmaktaydı.