Darbe kalkışmasının üzerinden geçen on yıla rağmen, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) militanları Türkiye aleyhindeki sinsi faaliyetlerini yurt dışından sürdürmeye devam ediyor. Türkiye’nin kırmızı bülten ve iade taleplerine rağmen, sığındıkları ülkelerde örgütsel kimliklerini "gazeteci" maskesiyle gizleyen bu firariler, yabancı dillerde yaptıkları yayınlarla modern bir propaganda makinesine dönüştü.
FETÖ'nün yurt dışındaki "Goebbels Ağı" İşte hainlerin yeni inleri ve tetikçileri!
Türkiye'nin kırmızı bültenle iadesini talep ettiği firari FETÖ militanları, sığındıkları ülkelerde örgütsel kimliklerini "gazeteci maskesi" arkasına gizleyerek tetikçiliğe devam ediyor. Bu hainler, Nazi propagandacısı Joseph Goebbels’in manipülasyon taktiklerini kullanarak uluslararası kamuoyunu yalan ve iftiralarla aldatmaya çalışıyor.
Bu hain strateji, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in halkı manipüle etmek için kullandığı "ucuz halk radyoları" tekelini akla getiriyor. Goebbels, her eve soktuğu radyolarla yalanları gerçek gibi sunmuştu; bugün ise FETÖ firarilerinin dijital platformları, Goebbels'in o ucuz radyolarıyla aynı işlevi görüyor. Tıpkı Nazi stratejisi gibi, kendi tabanlarını diri tutmak ve dünyayı aldatmak için asılsız umutlar pompalıyorlar. Algı mekanizmasının yöneticileri ve her faaliyetleri Türkiye tarafından anbean takip ediliyor.
MÜNFERİT DEĞİL, SENKRONİZE PROPAGANDA MERKEZLERİ
Örgütün medya ayağındaki tepe isimler, dünyanın dört bir yanında kurdukları stüdyolardan ve dijital platformlardan tek bir merkezden yönetiliyormuşçasına senkronize yayın yapıyor. Operasyonel bir bilgi servis edileceği zaman Cevheri Güven, Said Sefa ve anonim hesap ağı aynı dakikalarda paylaşım yapıyor.Farklı terör örgütlerinin de sıklıkla tercih ettiği İsveç, FETÖ'nün güncel medya merkezine dönüştü.
Nordic Monitor (Abdullah Bozkurt): Today's Zaman'ın eski genel yayın yönetmeni olan Bozkurt, kurduğu web sitesi üzerinden Türkiye'nin milli güvenliğini hedef alan eylemler yapıyor. Site, MİT personelini ifşa etmek, devletin gizli yazışmalarını yayınlamak ve soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek gibi suçlardan aranıyor.
Stockholm Center for Freedom (SCF): Bozkurt, Bülent Keneş ve Levent Kenez gibi firari yöneticilerin kurduğu bu sözde "STK", batılı kurumları manipüle etmek amacıyla İngilizce raporlar hazırlayarak Türkiye'nin terörle mücadelesini hukuk ihlali gibi servis ediyor.
GEÇMİŞTE DE KİRLİ AĞ İÇİN KALEM OLDULAR
Bu isimler sadece bugün değil, geçmişte de kurdukları kumpasların lojistik ve psikolojik zeminini gazete manşetleri ve köşe yazılarıyla hazırlamıştı. Birçoğu kendisini unutturmak istese de geçmişteki rolleri gün gibi ortada:
Adem Yavuz Arslan: Dink cinayeti öncesi örgüt imamlarıyla irtibatlı olan ve sonrasında suçu TSK üzerine yıkmak için kitap yazan Arslan, bugün Washington ve New Jersey stüdyolarından "Tr724" adına yayın yapıyor.
Emrullah Uslu (Bavulcu): Mehmet Baransu'ya TSK'nın gizli belgelerini ulaştıran asıl kişi. 7 Şubat kumpasından hemen önce operasyonun psikolojik zeminini hazırlayan yazılar kaleme aldı.
Mahrem Tarık Toros: TSK içerisindeki Harbiye öğrencilerinden sorumlu "mahrem imamlık" yaptı. Örgütün yargı birimlerinden aldığı teknik takip görüntülerini canlı yayında yayınlayarak adli süreçleri sabote etti.
MEDYA FİNANSÖRLERİ VE MOLLALARI DEŞİFRE OLDU
Örgütün en güçlü dönemi olarak bilinen yıllarda medya için devasa bütçeler hazırlanıyordu.
Ekrem Dumanlı: Kumpas davalarının algısını bizzat Zaman Gazetesi manşetleriyle yönetti. Kırmızı bülten çıkarılmadan hemen önce yasadışı yollarla firar etti, bugün ABD'nin New Jersey eyaletinde faaliyetlerini sürdürüyor.
Hamdi Akın İpek (Finansör): Bugün Gazetesi ve Kanaltürk gibi medya kuruluşlarının sahibi olarak, holding kaynaklarını örgütün operasyonel amaçları için seferber etti.
Reşit Haylamaz (Molla): Örgütün sözde üst düzey ideolojik danışma heyetinde yer aldı. İdeolojik tabanın diri tutulması ve talimatların dini kılıfla yayılmasını koordine etti.
Türkiye, bu kirlenmiş ağın her bir faaliyetini ve yönlendiricisini yakından takip etmeye devam ediyor.