Başarılı sanatçı Suzan Avcı Posta'ya verdiği röportajda hayatının bilinmeyenlerini anlattı. İşte çok ses getirecek itiraflar yapan Avcı'nın röportajından satırbaşları:
BEREN SAAT EVLENDİ KÖŞEYE ÇEKİLDİ, NİYE ÖYLE YAPTI AYOL!
Gençleri de takip ediyorsunuz o zaman...
Bir de Beren Saat iyiydi ama evlendi kenara çekildi. O niye öyle yaptı ayol! Anlamadım yani. Başarılı bir çocuktu.
Flörtleriniz de olmuyordu?
Bir gün orada güneşlenirken bir çocuk yaklaştı, “Bacakların çok güzel” dedi. Kara kuru bir kızım haaa! Çocuğum daha. Hiç duymamışım ya, sen bir etkilen bundan... Eve gittim koştura koştura. Musluğun üzerinde bir ayna vardı. İndirdim onu, bacaklarıma bakıyorum... Aklımdan çıkmadı bir daha. Birkaç hafta sona yine geldi. Meğer o da burada teyzesinin yanında kalıyormuş. İzmir’den gidip geliyormuş. Biz başladık flört etmeye. Sonra kısa sürede evlendik.
İkna etmeye çalışsanız ikna olmaz mıydı oyunculuk yapmanıza?
Olmadı. Ailesi beni istememişti zaten. Zor bir evlilikti. Yürümedi, bir yıl sonra oğlum bir yaşındayken onu da alıp buraya, annemin yanına döndüm. Annemin yanında bir yıl kaldık. O bir yılda Alp (Akşıray) hiç gelmedi yanıma. Oğlum iki yaşına girerken geldi, “Hadi dönelim” dedi. “Nereye döneceğiz?” dedim. “Sen bir iş tuttun mu?” diye sordum, cevabı “Yok”. “Ailen bizi kabul edecek mi yanlarına?” dedim. O da yok.
E, ne yaptınız?
“O zaman ben burada kalayım, taksiye çıkarım” dedi. Ben de ona kıyamadım. “Sen şimdi dön, ben burada halimi vaktimi düzeltirsem seni çağırırım” dedim. Ama olmadı, boşandık. Aklım da hâlâ artistlikteydi. Öyle hemen de meşhur olunmuyor ki evladım. Önce tiyatroda başladım. Muammer Karaca’da çalıştım. Sonra Toto Karaca Tiyatrosu’na, ardından da İstanbul Tiyatrosu’na girdim. Orada bir oyunda metres rolü için düşünmüşler beni. O yüzden sarışın olmamı istediler.
Esmer olunca olmaz mıymış?
“Esmer metres olmaz, sarışın olman gerek” dediler. Ama iyi ki yapmışım. O gün ben tiyatroda sahneye bir çıktım, böyle bir alkış kıyamet yok. Alkışlar, fotoğraflar... Anlayacağın sarışın olunca benim yıldızım parladı.
BİR BODRUM KATINDA FARELERLE YAŞIYORDUK
O zamana kadar hayli zorluk çekmişsiniz ama...
Deli misin! Galatasaray Lisesi’nden aşağı inen sokakta, bir apartmanın bodrum katında farelerle yaşıyorduk annemle. Tiyatrodan aldığım yevmiye 300 liraydı. O da ancak kiramıza ve el harçlığımıza yetiyordu.
Çok küçük yaşlarda girmişsiniz o dünyaya. Kendinizi koruyabiliyor muydunuz?
Bir keresinde Adana’da çalışıyoruz. Seyhan Barajı’nın orada. Oynadığım jön “Suzan Hanım, akşam yemeğe çıkalım mı?” dedi. “Ne diyorsun lan sen!” dedim. Eğildim, yerden taşı aldığım gibi kafasına fırlattım.
Zorladı mı sizi, yoksa sadece “Yemeğe çıkalım” dediği için mi?
Evet, ama benim o zaman aklımda hiç flört yok. Bana çok ayıp geliyordu. Yetişme şeklimden dolayı ben onu bile çok kötü bir şey sanıyordum. O kadar cahildim ki güzel olduğumu bile bilmiyordum yahu!
ÇOLPAN İLHAN'IN DURUMU ÇOK İYİYDİ, O ALIŞVERİŞ YAPARKEN BEN BOŞ BOŞ VİTRİNLERE BAKIYORDUM
Kızınızın babasıyla nasıl tanıştınız?
Çolpan İlhan ve Sadri Alışık ile ‘Turist Ömer’serisini çekmek için Berlin’e gitmiştik. Akşam onlar karıkoca dışarı çıkıyor, benim otelde canım sıkılıyordu. Gündüz desen Çolpan’ın durumu iyi tabii. Çıkıyor en güzel yerlerden alışveriş yapıyor. Ben yapamıyorum, boş boş dolanıp geri geliyordum.
Hiç mi paranız olmuyordu?
Daha iyi paralar kazanmaya başlamamıştım. Belli bir param vardı. Onu da takma kirpik takıntım için ayırmıştım. Ama sanmayın ki bir benim, bir Türkan Şoray’ın kirpikleri takmadır. Neyse... Bir akşam Çolpan, “Sen de gel bizimle. Senarist Erdoğan Tümer ile yemek yiyeceğiz” dedi. “Ay çok memnun olurum” dedim.
ARKAMDA KİMSE YOKTU, BEN HEP KENDİ EKMEĞİMİ YEDİM
Nihayet aşk geliyor galiba...
O gün beğenmedim. “Ay bu ne? Papaz gibi bir adam” dedim. Sonra başka bir sefer karşılaştığımızda gözüme farklı göründü. Görüş de o görüş oldu zaten.
Sizce hak ettiğiniz yerde misiniz?
Ben kendi ekmeğimi yedim kızım. Türkan Şoray’ın arkasında Rüçhan Adlı, Fatma Girik’in arkasında Memduh Ün, Filiz Akın’ın arkasında Türker İnanoğlu olmasaydı onlar da olmazdı. O paraları göremezlerdi. Benim arkamda kimse yoktu. Ben her şeyi kendim yaptım.
Bugün teklif gelse dizilerde oynamak ister misiniz?
Geliyor zaten ama istemiyorum. Dizilerin çalışma saatleri belli. Ben o şartlarda çalışamam. Zaten sağlığım da elvermez.
EN İYİ 'KÖTÜ KADIN' I'M, BEN...
Lale Belkıs ve Aliye Rona da Türk sinemasının ‘kötü kadınları’arasında. Sizce en iyiniz kimdi?
I’m, ben... Yerim dolmuyor işte, olmuyor yani.
Oyunculuğa hayatını adamak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
Ben bir Cahide Sonku gördüm. Kadının asaletini kelimelerle anlatmam mümkün değil. Öyle bilinçli ve işine hakimdi ki... Bir oyun oynuyoruz mesela tiyatroda karşılıklı. Omzunu şöyle hafifçe bir milim oynatınca ışığın nereye düşeceğini bilirdi. Şimdikiler bunları biliyor mudur? Öğrenmeye gerek duyuyor mudur? Bilemem... Ama bunları bilirlerse ancak o zaman unutulmaz olurlar, ancak o zaman Cahide Sonku olabilirler. Bunu hiç akıllarından çıkarmasınlar.