Eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer yazdı! Büyüyen Türkiye’nin Güçlü Sesleri: TRT ve Anadolu Ajansı

Ülkemiz son 20 yılda eğitimden sağlığa, ulaştırmadan altyapıya, savunma sanayiinden dış politikaya kadar hemen hemen tüm alanlarda devasa bir dönüşüm yaşadı. 20 yıl gibi aslında oldukça kısa sürede yaşanan bu devasa ölçekli dönüşümün öne çıkan önemli karakteristikleri söz konusudur. Birincisi, uzun dönem bu hizmetlere erişemeyen büyük kitlelerin merkeze taşınması ve yönetime katılmasıdır. Uzun dönem mağduriyet yaşayan ve eğitimden sağlığa kadar günlük yaşamlarında kamusal hizmetlere erişimde sıkıntı yaşayan ve bu nedenle mağdur olan büyük kitle artık bu dönemle tüm hizmetlere erişebilir olmuştur. Dahası, taleplerinin dikkate alındığını görmüş ve yönetime aktif katılarak bu dönüşümün faili olabilmiştir. Böylece, ülkemiz tüm müktesebatını kullanabilir hale gelmiştir.

İkincisi, çok önemli deneyim ve birikim içeren tarih ile uzun dönem kesintiye uğramış olan ilişkisi sağlıklı bir zeminde tekrar kurulabilmiş ve özgüven tekrar kazanılmıştır. Uzun dönem hırpalanmış olan özgüven tahkim edildikçe güne dair yeni bir hikâye yazabilme imkânı ortaya çıkmıştır. Böylece günün sorunlarına daha hızlı cevap üretebildiği gibi özellikle uluslararası alanda bağımlı bir aktörden karşılıklılık esasına dayalı oyun kurucu bir aktöre geçiş yapılabilmiştir. Bu, birinci özellikle ifade edilen altyapı eksikliğinin giderilmesinin sağladığı özgüveni daha da güçlendirmiştir. 

Üçüncüsü ise her kurum ve kuruluş bu büyümeye katkı yapma kapasitelerini sürekli artırarak bu büyümeyi sürdürülebilir kılmıştır. Dolayısıyla, bu büyümeye ayak uydurabilmek için söz konusu kurumlar bu dönüşümü içselleştirerek ayrı başarı hikâyeleri yazabilir bir evreye taşınmaktadır. Artık uluslararası akranları ile özgüvenli bir şekilde ilişki geliştirebilmekte, böylece tekil kurumlarımızın hem rekabet hem de işbirliği kapasitesi sürekli genişlemektedir. Son dönemde enerjide, savunma sanayiinde, turizmde ve havacılıkta yaşanan başarı hikâyeleri bunun sadece birkaç örneğidir.

Bu dönüşümün bir benzeri Türkiye’nin ilk ve tek kamu yayıncısı olan TRT’de de yaşanmaktadır. TRT, son yirmi yılda hizmet kapasitesini köklü biçimde yenilemiş; içerikten teknolojik altyapıya, uluslararası temsil gücünden dijital platformlara kadar pek çok alanda yeni bir vizyon ortaya koymuştur. Bugün 17 televizyon kanalı, 17 radyo kanalı, 9 uluslararası dijital haber platformu, uluslararası dijital platformu tabii, çok sayıda dijital uygulama ve oyun, ulusal ve uluslararası stratejik zirveler, ortak yapım sinema filmleri, TRT Akademi ve onlarca markasıyla TRT hem Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna eşlik etmekte hem de uluslararası yayıncılıkta güçlü bir temsil ortaya koymaktadır.

41 dilde yayın yapan TRT, çok uluslu çalışan profili ve genişleyen yurt dışı temsilcilikleriyle küresel ölçekte kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Bugün Azerbaycan’dan ABD’ye, Belçika’dan Çin’e kadar 18 ülkede (Azerbaycan, Belçika, Bosna-Hersek, Çin, Almanya, Yunanistan, Irak, İran, Kudüs, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkmenistan, Birleşik Krallık, ABD, Özbekistan) aktif temsilcilik bulundurmaktadır. Bu yapılanma, TRT’nin küresel ölçekte sesini duyurmasını sağlayan önemli bir zemin oluşturmuştur. 

Savunma sanayinde yerli üretim oranının %20’lerden %80’lere çıkması nasıl stratejik bir başarıysa, TRT’nin son dönem atılımlarının da büyük ölçüde yerli imkânlarla gerçekleştirilmesi aynı derecede dikkat çekicidir. 2021–2024 arasında 3.700’ü aşkın dizi, film, belgesel ve program üreten TRT’de içeriklerin %73’ü iç yapımlardan oluşmaktadır. TRT’nin bu gelişimi, uluslararası alanda aldığı ödüllerle de tescillenmektedir. 2023’te TRT World’ün Off The Grid: Ukraine Wartime Diaries belgeseli Emmy ödülüne layık görülmüş; aynı yıl TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, 65 ülkeden 230 üyesi ve 4 milyar izleyicisi bulunan ABU’nun başkanlığına seçilmiştir. Bunun yanında ABU Haber Grubu Başkanlığının da TRT’ye verilmesi, kurumun uluslararası habercilikteki başarısını teyit etmektedir.

Uluslararası Dijital Platformu "Tabii"

TRT, uluslararası dijital platformlar karşısında yerli bir alternatif oluşturmak amacıyla 2023 Mayıs ayında tabiiyi hayata geçirmiştir. Tamamen yerli imkânlarla kurulan platform, 30 orijinal içerikle pazara en fazla orijinal içerikle giriş yapan dijital platform olmuştur. "Bizi Birleştiren Hikâyeler" sloganıyla yola çıkan ve içinde bulunduğumuz dijital çağın ruhunu kendi kültürel değerlerimizle uyumlu olarak yeniden tanımlamaya çalışan “tabii” bu bağlamda alternatif bir platform olabilmiştir. Onlarca ülkede erişilebilen, beş farklı dilde içerik sunan ve izleyici kitlesini her geçen gün daha da büyüten “tabii” küresel bir markaya dönüşmektedir. Mevcut durumda 13 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan “tabii” ile bugüne dek; 60’dan fazla orijinal yapım, 600’ün üzerinde film ve dizi, yine 600’ü aşkın belgesel ve program ile toplam 22 bin saati aşkın içeriği izleyicilerle buluşturmuştur.

TRT Akademi

2024’te 60. yılını kutlayan TRT, aynı yıl ocak ayında yayıncılık alanındaki okullaşma misyonunun modern bir yansıması olan TRT Akademi’yi kurmuştur. “Hayallerin tecrübeyle buluştuğu yer” sloganıyla hayata geçirilen TRT Akademi, tümü TRT personelinin emeğiyle geliştirilen modülleri, dersleri, podcastleri ve kitaplarıyla medya sektörüne yenilikçi bir eğitim anlayışı kazandırmaktadır. TRT Akademi, TRT’nin kendi öz kaynaklarıyla hayata geçirdiği bir proje olması açısından ayrıca önem taşımaktadır. TRT Akademi, tamamı TRT’nin yetiştirdiği uzman eğitimciler tarafından hazırlanan ve birbirinden farklı konularda oluşturulan eğitim modülleriyle, medya ve iletişim sektörüne gönül vermiş her yaştan öğrenciye kapılarını açmaktadır. TRT, medya, iletişim ve yayıncılık alanındaki güçlü birikimini TRT Akademi ile hem dijitalde hem de yüz yüze sunduğu farklı eğitim imkânlarıyla hedef kitlelere ulaştırmaktadır.

TRT’nin okul olma misyonunun, günümüz imkânları ve dijital teknolojileri kullanılarak daha sistemli bir yapıyla geniş kitlelere ulaştırıldığı bu projenin mevcut durumda video eğitimleri 36 başlıkta 262 bölümden oluşmakta, yüz yüze eğitimleri ise 31 eğitim başlığı altında toplanmaktadır. TRT Akademi’de, altı kategoride 50 bölümden oluşan podcastler ve 16 eğitim başlığında toplanan sanal sınıf eğitimleri de yer almaktadır. 8 kitaplık Eğitim Serisi ile 8 kitaptan oluşan Sinema Serisi ise eğitimlerin tamamlayıcı unsurları olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, TRT Akademi kapsamında her ay tecrübe paylaşım webinarları düzenlenmekte, profesyonel isimler herkese açık platformlardan izleyicilerle buluşmaktadır. Eğitimlere katılan katılımcılar, ölçme ve değerlendirme süreçlerinin ardından, e-Devlet üzerinden belge ve sertifikalarına erişebilmektedir.

Anadolu Ajansı

Bu kapsamda Anadolu Ajansı (AA) da bu dönüşümün habercilik alanındaki en güzel örneklerinden birisini oluşturmaktadır. İstiklal Mücadelemizin haklı sesini tüm dünyaya duyurmak için Atatürk’ün talimatıyla 6 Nisan 1920’de kurulan AA bu misyonunu başarılı bir şekilde yerine getirmekle kalmamış, ayrıca yeni Cumhuriyet’in hikâyesinin de önemli bir parçası haline gelmiştir. Son 20 yılda ise yaşanan büyük dönüşümle AA da kapasitesini sürekli genişleterek bu sürecin önemli bir sesi haline gelmeyi başarmıştır. 2004 yılında yurt içinde sadece 10 bölge müdürlüğü ve 18 ofisle faaliyetlerini sürdürürken bugün 14 bölge müdürlüğü ve 85 ofisle hizmet vermektedir. Diğer taraftan, uluslararası ağını sürekli genişleterek örneğin 2007’de 20 olan yurt dışı temsilciliği sayısını bugün 137 ülkeye yükseltmiştir. Böylece, uluslararası abone sayısını da artırabilmiş, bugün 76 farklı ülkeden 208 aboneye ulaşmıştır.

Yayın yaptığı dil sayısını da sürekli artırmaktadır. Örneğin, 1998’de sadece 3 dilde yayın yapan AA, bu dillere Boşnakça, Hırvatça, Sırpça, Karadağca, Fransızca, Arnavutça, Makedonca, İspanyolca, Endonezce ve Arapçayı da ekleyerek bugün 13 farklı dilde yayın yapabilir duruma gelmiştir. Dolayısıyla, dil açılımı ile etki alanını da sürekli genişleten AA, Afrika ve Ortadoğu’daki etki alanını Gazze, Bağdat, Abuja, Trablus ve Kahire’de açtığı ofis ve yayın merkezleri ile artırmış ve bugün Güney Afrika’dan İran’a, Katar’dan Fas’a kadar uzanan büyük bir coğrafyada habercilik faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Coğrafi açılımını da sürekli genişleten AA, Brüksel, Londra, New York ve Pekin’de açtığı ofislerle dünya gündemini yakından takip etmektedir.

Diğer taraftan AA, medya ve iletişim teknolojileri alanında gelmiş olduğu aşamayı bir ileri noktaya taşımak amacıyla AA Teknoloji Şirketi’ni kurmuş, böylece medya teknolojilerinde öncü şirket olma vizyonuyla güçlü bir medya teknolojileri ekosistemi kurmak ve geleceğin teknoloji şirketini inşa etmek amacıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Yapay zekâ teknolojileri her alanı dönüştürdüğü gibi medya ve iletişim alanını da derinden dönüştürmektedir. Bu dönüşümü ıskalamamak için AA, yapay zekâ alanında “Medya Teknolojileri Hackathonu”, “Medyada Yapay Zekâyı Yönetmek Forumu” ve “Muhabir: Dijital Dönemde Haberciliği Yeniden Düşünmek Forumu”nu düzenleyerek yapay zekânın medya alanındaki potansiyelini ortaya koymuş ve gerekli dönüşümleri kendi bünyesinde gerçekleştirmektedir. Örneğin, bu kapsamda AA Teknoloji bünyesinde haberci dronu TEPE’yi üretmiştir.

Oryantalizme Karşı Alternatif İletişim

Edward Said’in kült eseri Oryantalizm’de vurguladığı gibi Batı, coğrafi sınırları aşan Doğu’yu konuşturmamakta, Doğu’nun temsillerini üretme hakkını kendi tekelinde tutmaktadır. Bu tekelde uluslararası iletişim kanalları önemli işleve sahiptir. Böylece Doğu, zaptı rapt altına alınarak pasifleştirilmekte ve kendi hikâyesini kendi ağzından ifade edebilme hakkı gasp edilmektedir. Farklı dillerde yayınlar gerçekleştiren ve uluslararası dijital haber platformlarını başarılı bir şekilde hayata geçiren TRT’nin dijital mecralardaki etkinliğinin önemli ölçüde artmasıyla oryantalizmin bu alandaki etkisi de kırılmaya çalışılmaktadır. 

TRT'nin uluslararası dijital haber platformları TRT World (İngilizce), TRT Arabi (Arapça), TRT Deutsch (Almanca), TRT Russian’a (Rusça), TRT Français (Fransızca), TRT Balkan (Boşnakça, Sırpça, Hırvatça, Karadağca, Makedonca, Arnavutça) ve TRT Afrika (Svahili, Hausa, İngilizce, Fransızca)’ya ek olarak 2024 yılında, TRT Español (İspanyolca) ve TRT Farsi (Farsça) yayın hayatına başlamıştır. TRT’nin bu şekilde gelişimi, bu kanallar üzerinden doğru habere erişim kapasitesini küresel ölçekte artırmaktadır. Özellikle, haberlerin uzun zamandan beri Batı bakış açısına göre kurgulandığı göz önüne alındığında iletişim kanalları üzerinden böyle bir imkânın oluşturulabilmesi yumuşak güç olarak iletişimin kullanılmasının ötesinde gösterilmek istenmeyenlerin de sesinin dinlenilebilmesine çok önemli katkı vermektedir. Oryantalizm bağlamında Doğu, TRT’nin katkıları ile kendisi konuşabilmekte ve kendi temsillerini kendisi üretebilme imkânını sürekli genişletmektedir. Böylece, küresel medya sektöründe uzun yıllardır süregelen ve tek kaynaktan beslenen bilgi akışına şerh düşen tüm bu uluslararası dijital haber platformlarıyla, dünyanın neresinde olursa olsun görülmeyen gösterilmekte, duyulmayan duyurulmaktadır. Bu sayede TRT, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanında, yok sayılan ve görmezden gelinen coğrafyaların sesi olmaya devam etmektedir.

Bu kapsamda İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı soykırım ve savaş suçları ilk günden itibaren ayrıntılı olarak TRT tarafından takip edilmiş ve başta ulusal ve uluslararası haber yayınları olmak üzere, birçok farklı dilde ve TV, dijital ve radyo mecralarında özel içerikler ve belgeseller hazırlanmıştır. “I See Gaza” (Gazze’yi Görüyorum), “Witness” (Tanık), “Holy Redemption” (Kutsal İşgal: Filistin Topraklarını Gasbetmek), “Digital Occupation” (Dijital İşgal), “The Sole Survivor” (Tek Kurtulan), “Zionism: Manufacturing A State” (Siyonizm: Bir Devlet Yaratmak) adlı belgeseller bunlardan sadece birkaçı olmuştur. TRT World ekibi tarafından hazırlanan ”Kutsal İşgal: Filistin Topraklarını Gasbetmek” belgeseli, Al Jazeera Balkanlar Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde “En İyi Belgesel ve Program” ödülünü kazanmıştır. Bunların yanı sıra, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası stratejik medya zirveleri ve etkinliklerinde Filistin’e özel oturumlara, gösterimlere, özel bölümlere ve ödüllere yer verilerek Gazze’de gerçekleşen soykırıma dikkat çekmeye çalışılmış ve tüm platformlarda konunun önemine vurgu yapılmıştır. 

Bu bağlamda uluslararası iletişim kanalları uzun zamandır oryantalist retorikten beslenerek kendi ülkemiz de dâhil olmak üzere bölgemizde ve dünyada yaşanan olayları hep bu bakış açısını tahkim edecek şekilde kurgulamıştır. Böylece Doğu, kendi hikâyesini kendi ağzından ifade edebilme hakkı gasp edildiği için sürekli tek yönlü Batı temsilini içeren hikâyelere maruz bırakılarak pasifleştirilmiştir. Bu bağlamda nasıl TRT oryantalizmin bu alandaki etkisi kırmaya çalışıyorsa aynı çaba AA’nın faaliyetlerinin de merkezindedir. AA, haberlerin içeriğini üretirken oryantalist çevrimle bağı kesmekte ve uluslararası alanda yaşananları kendi dinamikleriyle doğru bir şekilde yansıtabilme mücadelesi vermektedir. Oryantalist temsillerin nesnesi olmaktan çıkıp özne olabilmenin en önemli koşulu, hakikati yerinden ve sahici bağlamı içinde dünyaya aktarabilme kapasitesidir. AA, tarihsel misyonu ile son yirmi yılda inşa edilen kurumsal yetkinliği birleştirerek bu kapasiteyi güçlü bir biçimde tahkim etmiştir.

Bu kapsamda 2006’da toplam 584 bin olan içerik sayısını 2025’te 2,4 milyona çıkaran, 2015 yılında toplam bin 553 infografik üretimini 2025 yılında 4 bin 647 infografike çıkartan AA, uluslararası alanda dünya gündemine yön veren içerikler üreterek oryantalist retoriğin etkisini kırmada önemli bir başarıya imza atmıştır. Aynı çaba, İsrail’in Gazze’deki katliamlarının dünyaya duyurulmasında da kendisini göstermiştir. 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze saldırılarını 112 muhabir, foto muhabiri ve serbest haberciyle takip eden AA, İsrail’in soykırım ve savaş suçlarını kayıt altına almış, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde delil olarak kabul edilen görselleri içeren Kanıt, Tanık ve Sanık kitaplarıyla bölge ve dünya çapındaki oryantalist retoriğe dayalı dezenformasyonla mücadele etmede çok önemli başarı sağlamıştır. “Kanıt” belgeselinin gala gösterimleri Ankara’da, New York'ta bulunan Türkevi'nde, Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde ve Londra’daki İngiltere Parlamento binasında gerçekleştirilmiş; belgesel ayrıca Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 12. Boğaziçi Film Festivali'nde, Al Jazeera Balkanlar tarafından düzenlenen 7. Uluslararası Al Jazeera Balkanlar Belgesel Film Festivali'nde, İstanbul Üniversitesi tarafından düzenlenen “1. Yılında Boyut Değişirken İsrail-Filistin Meselesi ve Uluslararası Hukuk Sempozyumu”nda, ABD’nin California eyaletindeki Santa Ana şehrinde ve Katar’ın başkenti Doha’da gösterime girmiştir.

Özetle, büyüyen Türkiye ile birlikte bu büyümeyi mümkün kılan kurumlar da yalnızca niceliksel olarak genişlememiş, aynı zamanda yeni kapasite, özgüven ve etki alanları üreterek sürece pozitif bir geri besleme sağlamıştır. Altyapıdan savunma sanayiine, enerjiden kültürel diplomasiye kadar pek çok alanda oluşan bu kurumsal derinlik, ülkemizin hareket kabiliyetini artırırken kurumların da kendi ölçeklerini sürekli genişleten ve derinleştiren roller üstlenebilmesini mümkün kılmıştır. TRT ve AA bu bütün içinde merkezi bir yerde konumlanmaktadır; zira yaşanan dönüşümün hem tanığı hem taşıyıcısı hem de küresel ölçekte anlamlandırıcılarıdır. Türkiye güçlendikçe TRT ve AA güçlenmiş, TRT ve AA güçlendikçe de Türkiye’nin sesi daha geniş coğrafyalarda, daha sahici ve daha etkili biçimde duyulur hale gelmiştir. 

Haberleri