Kendisini “Sonradan görme Beyaz Türk” olarak nitelendiren Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, bugünkü köşe yazısında bir anket şirketinin yaptığı kamuoyu araştırmasından yola çıkarak, "Beyaz Muhafazakarların" referandumda "evet" oyu vermediğini savundu.
Özkök ayrıca, "Beyaz muhafazakarlar" gibi, "Beyaz Kürt" ve "Beyaz Ülkücü" bir neslin de yetişmekte olduğunu belirtti.
Daha önce, Ak Parti iktidarında Türkiye'nin yeni ezilen kesiminin 'Beyaz Türkler' olduğunu da öne süren Özkök yazısında "Türkiye'yi beyaz Türkler, beyaz muhafazakârlar ve beyaz Kürtler kurtaracak!" dedi.
İşte Özkök'ün bugünkü köşe yazısında ilgili bölüm;
- Türkiye'yi beyaz Türkler, beyaz muhafazakârlar ve beyaz Kürtler kurtaracak
İBRAHİM Uslu 1966 doğumlu.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.
2004 yılından beri ANAR’ın (Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi) genel müdürlüğünü yapıyor.
Bu kuruluş, AKP’nin kamuoyu araştırma şirketi olarak tanınıyor.
Pazartesi günü Hürriyet Daily News gazetesinde Barçın Yinanç’a verdiği mülakatta referandum sonuçlarını değerlendirirken şunları söylüyor:
“Kendilerini muhafazakâr olarak niteleyen bir kesim var. Bunlar 35 yaşından genç, iyi eğitimli, büyük şehirlerde yaşıyorlar, gelir düzeyleri ortalamanın üstünde. Bunlar, laikliğe, insan haklarına ve Avrupa Birliği’ne inanıyorlar.”
Şimdi dikkat... Hemen arkasından gelen şu cümleye bakın:
“Ben bunlara ‘Beyaz muhafazakârlar’ diyorum.”
İngilizce metinde “White conservatives” ifadesi kullanılmış.
İbrahim Uslu, “Bu grup referandumda ‘Evet’ oyu kullanmadı” diyor.
Ve şöyle devam ediyor:
“Şehirleşme, eğitim ve gelir düzeyi arttıkça bu tür seçmenin sayısı artacaktır. Her yıl 1.2 milyon genç oy verme yaşına geliyor. Yani başka değerlere sahip yeni bir nesil geliyor.”
Okurken o günleri hatırladım.
Hani şu malum “liberal aydın-AKP-cemaat” kutsal ittifakı günlerini...
Yani liberallerin “aydın”, AKP’nin “demokrat”, FETÖ’nün de “cemaat” kabul edildiği yılları...
Ne güzeldi değil mi...
Partilerine “Ak” deyip de “Beyaz Türk” kelimesini yerden yere vuranlar...
“Beyaz Türklerin vatanı” diye aşağıladıkları İzmir’in, 1950’li yıllarda Demokrat Parti’yi, 1980’li yıllarda Turgut Özal’ı çıkardığını ne çabuk unutmuşlardı.
1987 referandumunda, bugün AKP’ye oy veren bölgeler “12 Eylül komutanlarının koyduğu siyasi yasaklar kalkmasın” diye oy kullanırken, İzmir’in Beyaz Türklerinin “Yasaklar kalksın” oyu kullandığını ne çabuk unutmuşlardı.
12 Eylül referandumunda “Yetmez ama evet” diyen liberaller, AKP’lilerle birlikte el ele “FETÖ yargısı”nı inşa ederken o şehrin, sahillerin, Trakya’nın Beyaz Türklerinin buna hayır dediğini görünce nasıl küçümsemişlerdi, faşistlikle suçlamışlardı...
Şimdi geldik eğitimi yükseldikçe, şehirlileştikçe sekülerleşen ve daha çok insan hakkı ve demokrasi isteyen “Beyaz muhafazakârların” erdemlerine...
7 Haziran seçiminden itibaren başlayan şu yakın tarih bir kere daha gösterdi ki....
Yanılan “Beyaz Türkler” ve “sekülerler” değildi...
Aslında kendileri de sapına kadar Beyaz Türk olup kendi değerlerini inkâr edenler tarihi yanılgıya ve hezimete uğramışlardı...
Ben İbrahim Uslu’nun söylediklerine iki ekleme yapacağım.
Aynı şekilde bir “Beyaz Kürt” ve “Beyaz Ülkücü” nesli de geliyor.
Ve emin olun Türkiye’yi şu içine düştüğü çaresizlik ve kutuplaşmadan bu insanların benimsediği yeni değerler, yeni ahlak, gerçek bir demokrasi ve adalet duygusu kurtaracak.
Ege’de son zamanlarda benzin istasyonlarına, dükkânlara Atatürk’ün şu cümlesinin asıldığını görüyorum:
“Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlığa kapılmadım...”
Bilelim ki bu cümle, Türkiye’yi içine düştüğü büyük sorunlardan kurtarma azminin ifadesidir.
Ve emin olun, bunu başaracak bembeyaz bir nesil geliyor.
Beyaz kelimesinin gerçek anlamını vere vere geliyor...
Hüsrana uğramış eski liberallerin yeri de artık burasıdır.