Elazığ’ın eski Çatalçeşme Mahalle Muhtarı Hasan Başkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yaptıkları askerlik dönemine dair hatıralarını anlattı.
Erdoğan’ın acemi birliğinden usta birliğine genç bir asteğmen olarak geldiği ilk günden aralarında geçen samimi diyaloglara kadar pek çok detayı paylaşan Başkaya, o dönem ettiği duayı paylaştı.
"GELEN ASTEĞMEN DALYAN GİBİYDİ, İSMİNE ŞAŞIRDIM"
Askerliğinin son döneminde genç Asteğmen Recep Tayyip Erdoğan ile yollarının kesiştiğini belirten Hasan Başkaya, ilk içtima gününü şu sözlerle aktardı:
"Askerliğim bitmek üzereydi, o geldi. Acemi birliğinden usta birliğine Asteğmen olarak geldi. İçtima alanında bizi topladı. Önceki asteğmenimiz kısa boyluydu, bu ise dalyan gibiydi! Bize kendini tanıttı. 'İsmim Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kasımpaşa'da yaşarım. Zengin aile çocuğu değilim, normal geliri olan bir memur ailesinin çocuğuyum. Siz benimle iyi geçinirseniz ben de sizinle iyi geçinirim' dedi. İsmini duyunca içimden 'Hey Allah'ın kurbanı, beş isimli adam' dedim. Aslan gibi, genç, pırıl pırıl bir gençti."
"ALLAH SANA EN YÜKSEK MAKAMLARI NASİP ETSİN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile fotoğrafının olduğunu belirten Başkaya o yıllardaki gençlik enerjisini ve spora olan ilgisini anlattı. Başkaya aralarında geçen konuşmayı şu ifadelerle sürdürdü:
"Özel zevkleri arasında futbol oynamak ve spor yapmak olduğunu söyledi. O öyle samimi konuşunca içimden geldi, 'Cenab-ı Allah sana en yüksek makamları nasip etsin' diye dua ettim. O gün o samimiyeti ve duruşuyla herkesin sevgisini kazanmıştı."
"BEN ÜNİVERSİTE MEZUNUYUM, BENİM YAZIM BÖYLE GÜZEL DEĞİL!"
İlk nöbetçi subayı olduğu gün aralarında geçen eğlenceli bir anıyı da paylaşan Hasan Başkaya, Erdoğan’ın el yazısını gördüğündeki şaşkınlığını şöyle anlattı:
"Nöbetçi subayı olduğu ilk gün yemekhaneyi geziyordu. Herkes televizyon izliyordu, ben de bir kenarda mektup yazıyordum. Yanıma geldi, yazdığımı gördü. 'Asker ne mezunusun?' dedi. Ayağa kalktım, 'Hasan Başkaya komutanım, ilkokul mezunuyum' dedim. İki adım gitti, sonra durup geri döndü: 'Asker dalga geçme, ne mezunusun?' diye sordu. 'Vallahi komutanım ilkokul mezunuyum' deyince, 'Yahu ben üniversite mezunuyum, benim yazım böyle güzel değil!' dedi. Ben de 'Vallahi komutanım Allah vergisi, ben ne yapayım' dedim. Öyle tatlı bir mazimiz oldu."