Uyuşturucu soruşturması kapsamında spiker Ela Rümeysa Cebeci’nin tutuklanması, Mehmet Akif Ersoy isminin merkezinde yer aldığı tartışmalar ve medyada yaşanan itibar sarsıntısı sürerken, İletişim Profesörü Nuran Yıldız, SuperHaber’de yayımlanan köşe yazısında yaşananları çok daha geniş bir çerçeveden ele aldı.
Ela Rümeysa dosyası neden bir kırılma noktası? Nuran Yıldız’dan tokat gibi analiz: Medyadaki kadınlara iki seçenek dayatılıyor...
İletişim Profesörü Nuran Yıldız, Mehmet Akif Ersoy ve uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan spiker Ela Rümeysa Cebeci üzerinden medyadaki çürüme, estetikle parlatılan ekran yüzleri, etik erozyon ve “hipergerçeklik” düzenine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Yıldız, yaşananların bireysel skandal değil, sistemsel bir çöküş olduğunu vurguladı.
Yıldız, meseleyi yalnızca kişiler üzerinden tartışmanın gerçeği perdelediğini belirterek, “Gerçekleri mi konuşacağız, yoksa devekuşu gibi kafamızı kuma gömmeye devam mı edeceğiz?” sorusunu yöneltti.
“BU BİR KİŞİ MESELESİ DEĞİL, BİR SİSTEM MESELESİ”
Yıldız’a göre Mehmet Akif Ersoy ve ekranlarda “spiker” gibi konumlanan bazı isimler etrafında yaşananlar, bireysel hataların ötesinde, yeni medya düzeninin ürettiği bir sonuç.
Dijital çağda bilginin değersizleştirildiğini vurgulayan Yıldız, izlenme, beğeni ve haz odaklı içeriklerin “gerçeği öldürdüğünü” ifade etti. Bu sürecin, etik dışı ilişkiler ağını normalleştirdiğine dikkat çekti.
"ŞUHLUKLA PARLATILMIŞ EKRAN YÜZLERİ..."
Yıldız’ın yazısında dolaylı olarak işaret ettiği en kritik noktalardan biri de, uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan spiker Ela Rümeysa Cebeci oldu.
Yıldız, “haberciliğin ‘h’siyle ilgisi olmayan, şuhlukla parlatılmış ekran yüzlerinin” erkek egemen medya yapıları tarafından özellikle teşvik edildiğini vurguladı.
Bu noktada, yaşananların yalnızca Mehmet Akif Ersoy üzerinden okunmasının eksik olacağını belirten Yıldız, ekran arkasındaki erkek ilişkiler ağına dikkat çekti.
“HABERCİLİK ŞOV İŞİNE DÖNÜŞTÜ”
Yazıda, gazeteciliğin mesleki beceri ve etik ilkeler yerine, ilişkiler ağı ve görünürlük üzerinden ödüllendirildiği vurgulandı. Haber sunucularının yorumcuya, taraflı figürlere dönüşmesiyle birlikte haberciliğin bir şov alanına evrildiği ifade edildi.
Usta-çırak ilişkisinin yok olması, güçlü bağlantıların liyakatin önüne geçmesi ve meslek örgütlerinin bu tabloyu görmezden gelmesi de Yıldız’ın sert eleştirdiği başlıklar arasında yer aldı.
“KADINLARA İKİ SEÇENEK DAYATILIYOR”
Nuran Yıldız, medyada kadınların önüne iki yol konulduğunu belirtti:
Ya cinselliği öne çıkaran şuh bir imaj
Ya da “erkekleşmiş” sert bir üslup
Bu dayatmanın, kadın özgürleşmesi adı altında ciddi bir çarpıtma olduğuna işaret eden Yıldız, bu yapının özellikle ekran yüzlerinde görünür hale geldiğini vurguladı.
“KAOS ZAMANLARINDA GERÇEK EN ZOR BULUNANDIR”
Yazının sonunda, sosyal medyada dolaşan manipülatif içeriklere karşı uyarıda bulunan Yıldız, kriz ve kaos dönemlerinde bilgi kirliliğinin arttığını belirtti.
“Medya söz konusuysa, gerçeği aradığınız yer, gerçeğin en az olduğu yer olabilir” diyen Yıldız, sakin olunması ve ülkeye güven duygusunun korunması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Haber Merkezi