Düzenlenen bir uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklanan ve ardından ev hapsi kararıyla tahliye edilen ünlü spiker ve sunucu Ela Rümeysa Cebeci, uzun süredir koruduğu sessizliğini nihayet bozdu.
Sosyal medya hesabı üzerinden "İçeride tutamadıklarım" başlığı altında felsefi ve derin bir yüzleşme yazısı paylaşan Cebeci, cezaevinde geçirdiği günlerin kendisi için nasıl bir içsel yolculuğa dönüştüğünü takipçileriyle paylaştı.
"EN BÜYÜK SINAVIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAYBETMEK OLDUĞUNU SANIYORDUM, YANILMIŞIM"
Dört duvar arasındaki ilk günlerinde en büyük zorluğun fiziksel kısıtlamalar olacağını düşündüğünü itiraf eden Ela Rümeysa Cebeci, bu düşüncesinde nasıl yanıldığını şu sözlerle ifade etti:
"Benim en uzun yolculuğum, birkaç metrekarenin içinde kendime doğru oldu. İçeri girmeden önce en büyük sınavın özgürlüğümü kaybetmek olduğunu sanıyordum. Yanılmışım. Asıl sınav, ahlakını şartlara teslim etmemekmiş."
Cebeci, insanın en büyük savaşını nefsiyle verdiğini vurgulayarak, "İnsanın en büyük mücadelesi demir parmaklıklarla değil, kendi nefsiyle. Demir kapılar sadece bedeninizi sınırlar. Nefsiniz ise karakterinizi. Eksiklerimle yüzleştim, nefsimle yüzleştim." cümlelerini kurdu.
"KARAKTER, BÜYÜK KARARLARLA DEĞİL KÜÇÜK TAVİZLERLE AŞINIR"
Cezaevindeki yalnızlığında nefsin insan iradesini nasıl ele geçirmeye çalıştığı üzerine uzun uzun düşündüğünü belirten Cebeci, karakter aşınmasına dair dikkat çeken bir tespitte bulundu:
"Nefis, insanı bir anda yenmez. Önce doğrularını tartıştırır. Sonra ilkelerini esnetmeye çalışır. Her tavize makul bir gerekçe bulur. İnsanı, doğrularından milim milim uzaklaştırır. Önce küçük bir taviz ister, sonra bir tane daha."
İnsanı olgunlaştıran şeyin yaşadığı zorluklar karşısındaki duruşu olduğunu söyleyen Cebeci, "Anladım ki insanı büyüten şey, acının kendisi değil; o acının içinden nasıl bir insan olarak çıktığıdır" dedi.
ÜNLÜ DÜŞÜNÜR VİKTOR FRANKL'A ATIFTA BULUNDU
Paylaşımının son bölümünde psikiyatrist ve yazar Viktor Frankl’ın teorilerine değinen Ela Rümeysa Cebeci, insanın her koşulda seçme özgürlüğü olduğunu içeride bizzat deneyimlediğini aktardı:
"Viktor Frankl, insanın elinden pek çok şey alınabileceğini fakat yaşadığı koşullar karşısında nasıl bir tavır alacağını seçme özgürlüğünün elinden alınamayacağını söyler. İçeride bunun ne demek olduğunu çok iyi anladım."
Cebeci'nin paylaşımı şu şekilde:
“Benim en uzun yolculuğum, birkaç metrekarenin içinde kendime doğru oldu. İçeri girmeden önce en büyük sınavın özgürlüğümü kaybetmek olduğunu sanıyordum. Yanılmışım. Asıl sınav, ahlakını şartlara teslim etmemekmiş. İnsanın en büyük mücadelesi demir parmaklıklarla değil, kendi nefsiyle. Demir kapılar sadece bedeninizi sınırlar. Nefsiniz ise karakterinizi. İçeride en çok şunu düşündüm: Nefis, insanı bir anda yenmez. Önce doğrularını tartıştırır. Sonra ilkelerini esnetmeye çalışır. Her tavize makul bir gerekçe bulur. İnsanı, doğrularından milim milim uzaklaştırır. Önce küçük bir taviz ister. Sonra bir tane daha. Çünkü karakter, büyük kararlarla değil; küçük tavizlerle aşınır. Viktor Frankl, insanın elinden pek çok şey alınabileceğini fakat yaşadığı koşullar karşısında nasıl bir tavır alacağını seçme özgürlüğünün elinden alınamayacağını söyler. İçeride bunun ne demek olduğunu anladım.”