Sergide 29 büyük boyutta basılmış eser yer alıyor.
Ayasofya’nın anıtsal kubbesi, kırk penceresinden süzülen ışık halkasıyla adeta asılı dururken; Roma’nın kusursuz geometrisi Pantheon, Rönesans’ın sarmal estetiği Villa Farnese ve Venedik’in tarihi opera binası La Fenice Tiyatrosu tüm ihtişamıyla izleyiciyle buluşuyor. Erişimi kısıtlı veya gizli kalmış şaheserleri gün yüzüne çıkaran Ertuğ, mimariyi “onu inşa edenlerin gözünden deneyimletiyor”.
“MİMARİYİ YORUMLAMA BİÇİMİ OLARAK GÖRÜYORUM”
Serginin küratörlüğünü Denis Curti üstlenirken, Ahmet Ertuğ şu ifadeleri kullandı:
“50 yılı aşkın süredir Anadolu, Avrupa, Akdeniz ve ötesine objektifimi çevirdim. Bu tür iş birlikleri, Türk sanatçılarının yurt dışında kültürel birikimlerini görünür kılabilmeleri açısından büyük önem taşıyor. Doğru destek ve sürdürülebilir ortaklıklarla Türkiye’nin sanat alanındaki gücünün uluslararası ölçekte daha güçlü biçimde temsil edilebileceğine inanıyorum. Mimariyi, onu yaratanların gözünden deneyimlemenin ve görünür hale getirmenin bir yolu olarak fotoğrafı yorumlama biçimi olarak görüyorum.”
Trendyol Sanat, yerli sanatçıların uluslararası platformlarda temsilini artırmak ve kültürel mirası dijitalleşmeyle erişilebilir kılmak amacıyla çalışıyor. Ahmet Ertuğ’un Venedik’teki sergisi, bu vizyonun en güçlü örneklerinden biri oldu. Sergi, mimari mirasın sürekliliğini ve dönüşümünü, kültürleri, çağları ve coğrafyaları birbirine bağlayan bir anlatımla izleyiciye sunuyor.
VENEDİK’TE TARİHİ BİR İLK
Le Stanze della Fotografia’nın ilk kez bir Türk sanatçıya kapılarını açması, Trendyol Sanat’ın uluslararası alandaki etkisini bir kez daha kanıtladı. Sergi, Venedik’in sanat dünyasında büyük ses getirmeye devam ediyor.
Kaynak: Haber Merkezi