Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Ekim'de başlayan yeni yasama yılında partilerin grup toplantıları tüm hızıyla sürerken, Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli gündeme damga vuran açıklamalara imza attı.
Konuşmasında Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürüne vurgu yapan Bahçeli, istişare mekanizmalarının toplumsal gerilimleri önleyen en önemli unsur olduğunu belirtti. Politik merkezlerinin Ankara olduğunu ve yönlerinin Türk istiklal ve egemenliği olduğunu ifade eden Bahçeli, yeni yasama yılının ülke demokrasisine ve milletine hayırlı olmasını diledi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" HEDEFİ VE TARİHİ FIRSAT
Konuşmasında terörle mücadele sürecine ayrı bir parantez açan Milliyetçi Hareket Partisi lideri, Türkiye'yi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmanın temel hedefleri olduğunu vurguladı. 40 yılı aşkın süredir milletin başına musallat olan bu beladan kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat penceresinin açık olduğunu belirten Bahçeli, silah ve terör yerine adaletin, siyasetin ve demokratik bütünleşmenin hâkim olacağı bir zeminde ilerlediklerini kaydetti. Ayrıca son dönemdeki yolsuzluk ve fon soruşturmalarına da değinerek, hiçbir ayrım gözetmeksizin iddiaların şeffaf ve hukuka uygun biçimde soruşturulması gerektiğini dile getirdi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE ULUSLARARASI POLİTİKA ELEŞTİRİSİ
Uluslararası gelişmeleri de değerlendiren Devlet Bahçeli, Birleşmiş Milletler'in küresel krizler ve soykırımlar karşısında etkisiz kaldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya beşten büyüktür" tezini yineleyen Bahçeli, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na hitap etmesini insanlık tarihinin utanç vesikası olarak nitelendirdi. Türkiye'nin mazlum milletlerin sığınağı ve adalet merkezi konumunda olduğunu belirtti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İÇİN YENİDEN ADAYLIK ÇAĞRISI
Grup toplantısının en dikkat çekici bölümünde yaklaşan siyasi süreçlere değinen Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığına ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Terörsüz Türkiye ve bölge hedefinde tecrübeye ve kararlı bir iradeye ihtiyaç duyulduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha aday olmalıdır. Adaylığı Türkiye ve bölgemiz hayrına olacaktır. Seçimler 2028 yılında yapılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde uygun zamanda seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalıdır."
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Yurt içinden ve yurt dışından bizi takip eden vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Sizlerle birlikte bu çatı altında olmaktan gurur duyuyorum. Yeni yasama yılında başarılar diliyorum. Herkes hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclis’te görev yapan ve ebediyete irtihal eden milletvekillerini rahmetle yâd ediyor, hayatta olanlara sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.
TÜRK DEVLET GELENECEĞİ
Yasama organının kurumsal adresi Gazi Meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihî hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve millî iradenin tecelligâhı, Türk devletinin kalpgâhıdır. Asırlar geçse de, kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir.
SARSILMAZ İRADE
İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar, kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, millî birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden millî muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma, aynı zamanda toplumsal fay hatlarını doldurarak sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden millî aidiyet ve mensubiyet şuurudur.
MECLİS’İN TARİHSEL ÖNEMİ
İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde Büyük Millet Meclisi’nde İstiklal davasını yaşatmış, Sevr çağrısını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklâl Harbi’nin ana karargâhı Büyük Millet Meclisi’dir. 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezi de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türk milleti, Millî Mücadelesi’ni Meclis çatısı altında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti, barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi, vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir.
SİSTEMSEL DÖNÜŞÜM VE YENİ KURUMSALLAŞMA
Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türk demokrasisi askerî darbelerle sınanmış ve her bir askerî darbe, Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur. Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân ve fırsatların heba olmasına ve devletin yüksek politik hafızasının daralmasına sebebiyet vermiş, ancak Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir. Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar hızlı ve etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir. Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hukuken ve fiilen uygulanmaya başladığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet Hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur.
"VATAN SEVGİMİZDEN ÖDÜN VERMEDİK"
Yeni şeçilen teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum.Türkiye’nin yolunu açacak adımlara olacak inancım tamdır. Her alanda 3 hilali zirveye taşıyacağız. Milletimizle kurduğumuz bağı güçlendireceğiz. Ülküdaşlarımız ferasetim temsilcidir. Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletiyle bir olmuştur. Vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik.
Vatan sevgimizden ödün vermedik. Siyaseti huzurun tesis aracı olarak gördük. Terörden kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Kardeşliğin kök salacağı istikbali birlikte çizeceğimiz bir zamandayız. Milletin bu konuda kararı nettir, bu topraklardan terörün silinip atılmasıdır.
FON SORUŞTURMALARI
Diğer yandan, 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar, bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.
BM VE NETANYAHU
Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerine dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edememektedir. Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği bu kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek kadar karar alıcı mekanizmadan yoksundur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Dünya beşten büyüktür.” ve dünya bu beş devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir.
Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır. Nizam-ı Âlem davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır. Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir.
81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İsrail’in eli kanlı Başbakanı Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitabı, insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi vermek ustalığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BİR KEZ DAHA ADAY OLMALI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve seçilmesi gereklidir. Bu dönemde tecrübeye ve iradeye ihtiyaç vardır. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge yolunda istikamet değiştirmeye değil mevcut durumu yönlendirmeye ihtiyacı vardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha görev yapması gereklidir. Yeniden aday olması ve seçilmesi arzumuz ve talebimizdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 kez daha aday olmalıdır. Adaylığı Türkiye ve bölgemiz hayrına olacaktır.
Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı ve 2028 yılında seçim yapılmalıdır ve istikrar devam etmelidir. Belirsizlik ortadan kalkacak ve ülkemiz dolu dizgin yoluna devam edecektir. Bizim meselemiz şahısların kariyeri değil devletin devamlığı ve lider ülke Türkiye'nin inşaasıdır.