1. Dünya Savaşı geçtiğimiz gün dünyanın her yerinden liderlerin katılımıyla Fransa'nın başkenti Paris'te 100. yıl etkinlikleriyle anıldı.
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, "O günden bugüne ne değişti?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Yeni çağın ruhu aslında o günlere çok benzer bir takım rüzgarlar getiriyor. Maalesef ben endişeli taraflarda kalanlardan bir tanesiyim. 1. Dünya Savaşı bittiği zaman da o savaşın bütün savaşlara son verdiği bir savaş olduğu inancı yaygındı ve iyimser bir bakış açısı hakimdi. Çünkü 20 milyondan fazla insan hayatını kaybetmişti ve dünyanın bütününe yayılan bir savaştan bahsediyoruz.
"SAVAŞIN SEBEBİ O ANLAŞMALARDI"
Tarihte ilk defa siviller ve şehirler bu kadar hasar görmüştü. Bu savaşın sonunda insanlar bunun son olduğunu düşünmüştü. Savaş sonrasında yapılan kudretli anlaşmalar da bunun düşünülmesinin sebepleri arasındadır. Fakat şimdi dönüp bakıldığında savaşın da sebebinin o anlaşmalar olduğunu görebiliyorsunuz.
Arıboğan, "Afganistan örneğinden hareketle bugünkü DEAŞ hareketi bu konuya bağlayabilir misiniz?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
Dünyanın her yerinde kendisini ezilmiş ve mazlum hisseden gruplar zaman zaman böyle sıçramalarla ortaya çıkabilirler. Bunu devletler yaptığı zaman ordular baş kaldırıyor ve savaşa dönüşüyor. Bunu böyle küçük paramiliter gruplar, küçük etnik yapılar, mezhepsel gruplar yaptıkları zaman ve genellikle sivilleri hedef aldıkları için terör örgütü olarak ortaya çıkıyorlar.
Baktığınız zaman ideolojileri çoğunun halklarını kurtarmak, kendi milli kimliklerini kurtarmak, şereflerini, onurlarını kurtarmak gibi görülüyor. İnsanoğlu onurlu bir varlıktır. Onları onurlu bir şekilde karşınıza alıp konuşmazsanız her zaman bir tehlike olarak karşınıza çıkacaktır.
"DEMOKRASİ ORTA DOĞU TOPLUMLARINDA SUŞİ ETKİSİ YARATTI"
Konuşmasında 'Büyük Orta Doğu Projesi'ne de değinen Arıboğan, "O coğrafyanın bütünü Arap Baharı'nın coğrafyasıdır. Bu Amerikalıların aslında kapitalistleştirmeye çalıştığı, liberal pazarları entegre etmeye çalıştığı, adı 'demokrasi' olan güya demokratikleşmeye teşvik edilecek bir projeydi. Baktığınız zaman projenin taktik alt yapısında bunlar vardı. Ama bu dünya Amerikalılardan o kadar nefret ediyorlardı ki destek göremedi.
Ben buna o zaman suşi etkisi diyordum. Yani kebap yemeye alışmış bir topluma çiğ balık öneriyorsunuz. Diyorsunuz ki "Bu çok lezzetli bir şey bunu ye. Kebabın sende yarattığı hasarlardan böyle kurtulabilirsin" fakat pişmiş ete alışmış bir toplum çiğ balıktan zaten nefret ediyordu. Tadına bakmadılar bile. Demokrasi 'suşi' etkisi yarattı bu toplumlarda. Amerika'nın elindenden gelen bir şeyi istemediler." dedi.
"ARTIK ÜLKELERDEN DEĞİL LİDERLERDEN SÖZ EDİYORUZ"
"Demokrasi sandığa gidip krallarımızı seçtiğimiz bir sisteme dönmeye başladı" diyen Arıboğan, "Yeni dünya düzeni liderler üzerinden tartışılıyor. Bugün artık Almanya-Fransa ilişkisinden bahsetmiyoruz, Merkel-Macron diyoruz. Rusya-Türkiye değil, Putin-Erdoğan diyoruz. Artık liderler ülkenin bütününü temsil ediyor." ifadelerini kullandı.
Programın tümünü aşağıdan izleyebilirsiniz: