Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde AK Parti önceki dönem milletvekilleri, MYK üyeleri ve Grup ile iftar programında açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
Bu mübarek günlerin mağfirete nasip olmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum. Bugün bir kez daha varlığınız muhabbettiniz için her birinize teşekkürlerimi iletiyorum. Yine sizlerin nezdinde AK Parti'nin çatısı altında yol yürüdüğümüz tüm kardeşlerime minnettarlığımı iletiyorum. AK Parti teşkilatının her kademelerine sizlerin vesilesiyle selamlarımı gönderiyorum. Bizim yegane amacımız binlerce yıllık medeniyete sahip bu millete hayırlı eserler kazandırmak hoş bir sada bırakmaktır. Hiçbir ayrım yapmadan aziz milletimize hizmetkar olduk.
Vefa duygusu etrafında buluştuğumuz bu sofranın birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı, uhuvvetimizi güçlendirmesini diliyorum. Öncelikle sizlerin, ailelerinizin, aziz milletimizin ve İslam aleminin Ramazan-ı Şerifini canı gönülden tebrik ediyorum. Peygamber Efendimizin ebedi azaptan kurtuluş olarak müjdelediği ve son on gününü idrak ettiğimiz bu mübarek günlerin mağfirete, rahmete, berekete vesile olmasını Yüce Rabbim'den bir kez daha niyaz ediyorum. Kardeşliğin, dostluğun, muhabbetin haneleri doldurduğu yedi veren günlerinin ülkemize, milletimize ve son haftalarda çok ciddi sıkıntılar içinde boğuşan bölgemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. AK kadrolar olarak, Hazreti Mevlana'nın şu mısralarında vücut bulan ruha, tasavvura ve duyguya bugün bir kez daha burada şahitlik ediyoruz. Bu denizde ne ölmek var bize, bu denizde ne gam, ne dert, ne keder. Bu deniz alabildiğine muhabbet, bu deniz iyilikten, cömertlikten ibaret. Evet, bugün bir kez daha muhabbetiniz için, varlığınız için, davamıza ve hareketimize yaptığınız hizmetler için her birinize teşekkürlerimi iletiyorum.
Yine sizlerin nezdinde, kuruluşundan bugüne, AK Parti'mizin çatısı altında birlikte yol yürüdüğümüz, ülkemize ve milletimize birlikte hizmet ettiğimiz tüm kardeşlerimize minnettarlığımı ifade ediyorum.
Son iftar buluşmamızdan bu yana, ebediyete uğurladığımız Karaman milletvekilimiz Zeki Ünalı, Samsun milletvekilimiz Mustafa Demir'i, Manisa milletvekilimiz İsmail Bireni, Muğla milletvekilimiz Ali Boğay, Kocaeli milletvekilimiz Cemalettin Kaflı'yı, Giresun milletvekilimiz, Uşak milletvekilimiz Cemal Öztürk'ü, Uşak milletvekilimiz Mehmet Altay'ı ve beraber yola çıktığımız, beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan rahmeti rahmana kavuşanların hepsini bugün bir kez daha şükranla, özlemle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını cennet, menzillerini mübarek eylesin. Mehmet Akif'in bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz dediği gibi illerimizde, ilçelerimizde, beldelerimizde, mahallelerimizde, AK Parti teşkilatlarının her kademesindeki kardeşlerime sizlerin vasıtasıyla selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.
"BUGÜN TÜRKİYE HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖZGÜR"
Çok partili hayata geçtiğimiz günden beri Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran AK Parti hareketine milletin bağrından çıkan ve yegane amacı milletini yüceltmek olan bu yürüyüşe karınca kararınca destek veren bütün kardeşlerime şükranlarımı arz ediyorum. Divan edebiyatımızın abidevi isimlerinden Baki'nin avazı bu aleme Davut gibi sal baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş mısralarında çok veciz bir şekilde söylediği üzere bizim yegane amacımız binlerce yıllık bir medeniyete, köklü bir devlet geleneğine muazzam bir hayat bilgisine sahip bu millete hayırlı hizmetlerde bulunmak hayırlı eserler kazandırmak geleceğe hayırla iade edilecek hoş bir sadağı bırakmaktır. Bismillah deyip yola çıktığımız ilk günden beri hep bu anlayışla çalıştık. Halka hizmet hakka hizmettir düsturuyla hiçbir ayrım yapmadan aziz milletimizin hizmetkarı olduk. Karşılaştığımız bütün zorlukları milletimizin desteği ve duası sayesinde sizlerle beraber açtık. Yeter söz de karar da milletin diyerek sözü de kararı da asıl ve asil sahibine yani milletimize tevdi ettik. Demokrasiye, milli iradeye, hak ve özgürlükler üzerine düşen gölgeleri sizlerle beraber kaldırdık. Gezi kalkışmasından 17-25 emniyet yargı kumpasına, 15 Temmuz darbe ve ihanet teşebbüsüne milletin iradesini ve istikbalini hedef alan saldırıları aynı şekilde beraber savuşturduk. Eğitimden ulaşıma, sağlıktan emniyete, savunma sanayinden adalete, her biri sessiz devrim niteliğindeki dev adımları sizlerle beraber atlattık. Milletimizin her bir ferdinin bu devletin eşit ve onurlu bireyleri olarak kendilerini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye'yi sizlerle beraber inşa ettik. Türkiye'yi ayağa kaldırdık. Bu ülkeyi sizlerle birlikte kanatlandırdık. Varsın birileri halen görmemekte ısrar etsin.
Ortak çabalarımızla bugün Türkiye her zamankinden daha zengin, daha özgür, daha çoğulcu, demokrasisi, daha güçlü bir ülkedir.
"AK PARTİ BİR DAVA HAREKETİDİR"
Bugün hamdolsun bölgesinin istikrar adası olarak günden güne yıldızı parlayan bir ülkede yaşıyoruz.
Bu yol Türkiye'nin yolu. Bu yol milletimizin yolu diyerek çıktığımız merkezinde eser ve hizmet siyaseti olan kutlu yolu yaklaşık 25 yıldır birlikte yürüyoruz. Hem ülkemizin hem bölgemizin önünde kardeşlikle, huzurla ve istikrarla dolu bembeyaz bir sayfa açacağımız, Terörsüz Türkiye hedefimizi de çağa damgamızı vuracağımız, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu da inşallah yine sizlerle ve milletimizle birlikte hayata geçireceğiz.
Biz yorulmadan, yılmadan, rehavete kapılmadan yolumuza hep birlikte devam edeceğiz. "Aşkla koşan yorulmaz" düsturuyla aşkla, sevdayla, büyük bir iştiyakla milletin yolunda yürümeyi, bu aziz millet için geceyi gündüz etmeyi sürdüreceğiz. Şunu da burada çok güçlü bir şekilde vurgulamak istiyorum: AK Parti her şeyden önce bir dava hareketidir. Dava adamının eskisi, emeklisi kendi köşesine çekilmiş olmaz. Dava adamı her zaman sahadadır. Aklıyla, gönlüyle, çalışmalarıyla, yol ve mücadele arkadaşlarının yanındadır. Bu çatı altında küslüğün, dargınlığın, kırgınlığın yeri yoktur ve olamaz. Şunu en iyi sizler biliyorsunuz. Biz yalnızca günü kurtaran, günübirlik politika üreten bir kadro değiliz. Biz ortaya eser koyan, hizmet koyan, vizyon koyan, geleceğe dönük projeksiyonu olan bir erdemliler hareketiyiz.
Sizler her biriniz, benim yol ve dava arkadaşım olduğunuz kadar aynı zamanda bu partinin kendisi, omurgası ve ortak aklısınız.
Sizler aynı zamanda çok köklü bir tecrübenin sahiplerisiniz. Bu tecrübeyi partimizin farklı kademelerinde görev alan genç kardeşlerimize aktarmanız, bilginizle deneyiminizle onlara adeta siyasi mentorluk yapmanız, tabiri caizse siyasi koçluk yapmanız, onlara yol göstermeniz çok çok önemlidir. İç cephemizin tahkim edilmesinde, ahdimizin, kablimizin, kardeşliğimizin güçlendirilmesinde sizlere önemli görevler düşüyor. Aynı şekilde yeni kuşaklarla köprü kurmak, üye sayısı on bir buçuk milyonu aşan AK Parti ailesini daha da genişletmek noktasında sizlerden katkı beklediğimin altını özellikle çizmek istiyorum.
Yeni Türkiye'yi sizlerle birlikte kurduk. Türkiye yüzyılını da yine inşallah sizlerle ve gençlerimizle birlikte hem de tüm cephelerde en güçlü şekliyle hayata geçireceğiz.
"İSRAİL HALKI BİLE NETANYAHU'NUN BAŞLARINA GELEN FELAKET OLDUĞUNU ANLADI"
Bölgemizi kana ve gözyaşına boğan olaylar komşumuz İran'a saldırılarla maalesef artmıştır. Her geceyi sığınıklarda geçiren İsrail halkı bile başlarına gelen felaketin, Netanyahu olduğunu anladı. Bölgeyi terörize ederek güvenliğini sağlayacağını düşünen İsrail, bir yandan Gazze'de zaten uymadığı ateşkesi içe sayarak saldırılarını yoğunlaştırırken, diğer yandan da Lübnan'ı işgal girişimine başlamıştır. Coğrafyamız kibir sendromuna kapılmış bir katliam şebekesinin elinde, yavaş yavaş felakete doğru sürüklenmektedir. Her geceyi sığınaklarda geçiren İsrail halkı bile, holokosttan sonra başlarına gelen en büyük felaketin Netanyahu olduğunu artık açıkça dile getirmektedir. Dalga boyu giderek artan bu sarsıntıların etkilerine, sadece coğrafyamızda değil, ekonomiden ticarete, turizmden enerjiye birçok alanda tüm dünyada şahit oluyoruz. Küresel ekonomi, Rusya-Ukrayna savaşından sonraki en belirsiz günlerini yaşıyor. Savaşın uzaması durumunda dünyanın nereye savrulacağını tam olarak kimse kestiremiyor. Bir defa şunu burada açık ve net ifade etmek isterim. Başkasının zararını kendi karımız olarak asla göremiyoruz.
"ÇATIŞMA DEĞİL DİPLOMASİNİN TARAFINDAYIZ"
Başkalarının açısından rant devşirmek gibi bir hesabın içinde olmayız. Bizim İran krizindeki tavrımız gayet berraktır ve nettir. Türkiye her zaman savaşın değil, barışın yanındadır. Çatışmanın değil, diplomasinin tarafındadır. Kaos ve kargaşanın değil, huzur ve istikrarın safındadır. Düşmanlaştırmanın değil, yakınlaştırmanın peşindedir. Artık bölgemizde gözyaşları dinsin, çatışmalar dursun, sulhü sükun, hakim olsun istiyoruz. Türkiye olarak ellerin tetikten çekilmesi, ateşkesin sağlanması, müzakere masasına tekrar dönülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. Alev daha fazla büyümeden, ateş çemberi daha fazla genişlemeden, daha fazla can yanmadan, kan dökülmeden yangını söndürmenin derdindeyiz. Ana muhalefetin başındaki zat ve avanesi gözlerini hakikatlere kapatsa da, başta milletimiz olmak üzere, tüm insanlık Türkiye'nin samimi gayretlerini görmekte, çabalarımızın devamı noktasında bizleri yüreklendirmektedir. Müslümanlar olarak şuna da tüm kalbimizle inanıyoruz. Cenab-ı Hak şerleri hayli eyler. Herkesin bir hesabı varsa, Allah'ın da mutlaka bir hesabı vardır. İnşallah yaşadığımız bu sıkıntılar geçecek. En çok masum çocukları ve sivilleri vuran bu fırtına dinecek. Bölgemizin önünde çok farklı bir ufuk belirecek. Çok daha aydınlık bir şafak sökecektir. Şimdiye kadar karşılaştığımız krizlerde hem millet hem de teşkilat olarak birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz bizim tüm süreçlerden salimen çıkmamızı sağlayan en büyük değerlerimiz olmuştu. Allah'ın izniyle bu türbülanstan da yine birlik ve beraberliğimize sarılarak çıkacağız.
Kaynak: Haber Merkezi