Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda dikkat çeken uyarı: Tekno-Oligarkların hedefinde gençlerimiz var!

 Azize Yıldız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda tarihi açıklamalarda bulundu. Dünyayı kendi keyiflerince yönlendirmek isteyen dijital güç odağı "tekno-oligarklara" karşı sert uyarılarda bulunan Erdoğan, gençliğin korunmasında en büyük güvencenin milli değerlerine bağlı "TEKNOFEST gençliği" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda önemli açıklamalarda bulundu.

"İLİM YAYMA'NIN TARİHİ TÜRKİYE'NİN VAROLMA MÜCADELESİDİR"

Konuşmasında İlim Yayma Cemiyeti'nin 1951'deki kuruluşundan bu yana üstlendiği tarihi misyona dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitimdeki simgesi olduğunu belirtti. Karanlık vesayet dönemlerinde Kuran-ı Kerim derslerinin ve imam hatiplerin engellendiği süreçleri hatırlatan Erdoğan, "İlim Yayma, Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık bir devrin sonunda Türkiye'nin üzerine güneş gibi doğmuştur. İlk imam hatip okulunun açılışına öncülük etmiş, Anadolu'da yüzlerce eğitim yuvası ve yurtla milletimizin evlatlarına sahip çıkmıştır" ifadelerini kullandı.

"MÜESSİF HADİSELER DİJİTAL TEHDİDİ GÖSTERİYOR: GÜVENCEMİZ TEKNOFEST GENÇLİĞİ"

Gelişen teknoloji ve yapay zeka ile birlikte küresel kültür dayatmalarının arttığını belirten Erdoğan, gençliğin karşı karşıya kaldığı dijital tehditlere dikkat çekti: "Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler, bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu gösteriyor. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı ve gökyüzünü metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek, medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkanlarını kuşanmaktır.

İşte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

75. yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin kayıt altına alınması ve ilim yayama ruhunu yeni nesillere yayma noktasında verimli neticeler yaymasını temin ediyorum.

Bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi Türkiye'nin tarihidir. Kuruluş felsefesi, Türkiye'nin varolma felsefesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda bu şuurun, bu hassasiyetin ruhuna şahit oluyoruz.

İlim Yayma, Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve toplumdaki remzidir, yansımasıdır. Evlerin, kursların basıldığı, Kur'an'ı Kerim'i öğreten hocaların tutuklandığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma Türkiye'nin üzerine güneş gibi doğmuştur.


Türkiye'nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye'ye katkı sunan; millet ve ümmet aşığı gençleri Türkiye'ye kazandıran bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan, fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yad ediyorum.

Hani merhum Erdem Bayazıt ağabeyimiz bir şiirinde diyor ya;

"Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında, onlar gittiler. Gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler."

Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah âli eylesin diyorum. Yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine emekleriyle, gayretleriyle tam bir özveri içinde İlim Yayma Çınarı'nın gölgesini Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil eden tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.

Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi, aynı zamanda Türkiye'nin tarihidir. İlim Yayma'nın kuruluş felsefesi, Türkiye'nin var olma felsefesidir. İlim Yayma'nın nihai hedefi, Türkiye'nin asırlık gayesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.


Bakınız; İlim Yayma Cemiyeti'nin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak, Lozan Konferansı'nda Türkiye'nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biridir. Ateşten gömlek giydiğimiz İstiklal Harbi yıllarında İstanbul'dan Anadolu'ya silah ulaştıran, Kuvayımilliye'ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir yine cemiyetin kurucu şahsiyetlerindendir.

Çanakkale'de, Kût'ül-Amâre'de ve Kurtuluş Savaşı'nda önemli vazifeler üstlenmiş İstiklal Madalyası sahibi emekli Kurmay Albay merhum Vehbi Bilimer; İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un yol arkadaşı, Sebilürreşad Dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır.


Bu şahsiyetlerin ortak ideali; Türkiye'nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmekti. Bu isimlerin müşterek gayesi; Türkiye'nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. "Bu milletin evlatları sahipsiz değildir." dediler. "Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz." dediler. Zor zamanlarda "Ya Allah" diyerek, "Allah bizimledir" diyerek, "Allah bes, bâki heves" diyerek surda mukaddes bir gedik açtılar. "Gayret bizden, tevfik Allah'tandır" inancıyla Türkiye'nin eğitim davasına omuz verdiler; gönül ve ömür verdiler.


Kardeşlerim, bu yönüyle İlim Yayma; Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzidir, mührüdür, güçlü bir yansımasıdır. Aynı şekilde İlim Yayma'nın mücadelesi, aynı zamanda Türkiye'nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti; tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur.

Üstadın ifadesiyle; "Allah" ve "ahlak" demenin yasaklandığı, evlerin basıldığı, kursların basıldığı, Kur'an-ı Kerim'i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma; milletçe mesut olmanın imkanlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye'nin üzerine doğmuştur.

Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra, 17 Ekim 1951'de Türkiye'nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte 100'den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağlamıştır. Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul'la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu'nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti; Anadolu'dan İstanbul'a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır.

Sevgili gençler sevgili kardeşlerim ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor.

İnsan yetiştirmek emek ve sabır gerektiren uzun soluklu bir uğraştır.

Küresel kültür dayatmalar karşısında milli kimliğimizi nasıl koruyacağız? Vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir.

Teknolojinin hayatımızın üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor. Kendini seçilmiş üstün görenler geleceğimize de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyorlar. Yapay zeka köklü değişim yaşattı. Tekno oligarkların hedef kitlesi de gençlerimiz oluyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler, bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu gösteriyor. Evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok önemlidir. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz, TEKNOFEST gençliği olacaktır.

İlim yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı sizler biliyorsunuz.

Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek, medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkanlarını kuşanmaktır. Bu milletin başını eğdirmeyeceğiz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri