Baharın gelişini simgeleyen cemre düşmesi, soğuk havaların geride kalmaya başladığının, baharın geldiğinin habercisi olarak biliniyor. Şubat ayının sonlarına doğru, birer hafta arayla önce havaya, sonra suya, ardından ise toprağa düştüğüne inanılan bu olay, halk arasında cemre düşmesi olarak ifade ediliyor.
CEMRE DÜŞMESİ NEDİR?
Cemre kelimesi Arapça kökenli olup “kor”, “ateş” veya “sıcaklık” anlamına gelir. Halk dilinde ise Cemre düşmesi doğanın uyanışı ve canlanması anlamına gelmektedir. Anadolu ve Orta Asya Türk kültüründe cemre; kışın sona erip havaların ısınmaya başlamasını simgeleyen bir doğa olayı olarak kabul edilir. Bu durum baharın başlangıcı olarak kabul edilir. Yüzyıllardır, özellikle tarımla uğraşan halkın, hava olaylarına göre günlük yaşamlarını planladıkları bir halk takvimidir.
HALK İNANIŞINA GÖRE CEMRELER ÜÇ AŞAMADA “DÜŞER”
İlk cemre havaya, ikinci cemre suya, üçüncü cemre toprağa. Bu sıralamanın, sıcaklık artışının önce havada hissedilmesi, ardından suların ve en son toprağın ısınmasıyla bağlantılı olduğu düşünülür.
CEMRE NE ZAMAN DÜŞÜYOR?
Geleneksel halk takvimine göre cemre tarihleri genellikle şu şekilde kabul edilir:
Birinci cemre (havaya): 19-20 Şubat
İkinci cemre (suya): 26-27 Şubat
Üçüncü cemre (toprağa): 5-6 Mart
Bu tarihler her yıl birer gün oynayabilir. Cemrelerin düşmesiyle birlikte baharın yaklaştığına inanılır. Soğuk kış günleri ise artık geride kalmıştır.
CEMRE DÜŞMESİ GERÇEK Mİ, HURAFE Mİ?
Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu Kuzey Yarım Küre'de güneş ışınları, 21 Aralık tarihinden itibaren daha dik açılarla gelmeye başlar ve gündüz uzunluğu artar. Kış mevsiminin sona erdiği, baharın başlangıcına denk gelen bu dönemde, özellikle güneş radyasyonu yer radyasyonundan biraz daha fazla olduğu için, ortamda bir sıcaklık artışı meydana gelir. Bu sıcaklık artışı, halk kültüründe cemre düşmesi olarak bilinen olaya karşılık gelmektedir fakat bilimsel açıdan “cemrenin düşmesi” şeklinde fiziksel bir doğa olayı bulunmamaktadır.
“CEMRE DÜŞMESİ FOLKLORİK BİR HOŞLUK OLARAK KALMALI”
Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Kadıoğlu, modern meteorolojinin geldiği noktaya dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Modern meteorolojinin olmadığı dönemlerde insanların doğa gözlemlerine dayanarak takvimler oluşturması son derece doğal ve kültürel açıdan değerlidir. Ancak 21. yüzyılda, uyduların atmosferi gerçek zamanlı izlediği, sayısal modellerin saatlik çözünürlükte çalıştığı bir çağda bu inanışları ciddi meteorolojik bilgi gibi sunmak modern insana hiçbir şey katmaz. Cemre kavramı folklorik bir hoşluk olarak yerini korumalıdır; ama galatı meşhur olmuş bu yanlış bilgilerin “kötü bilim” (bad science) olduğunu bilerek özellikle gençlerin kafasına basın yoluyla sokmamaya gayret göstermeliyiz."
“DÜNYADA DA BENZER GELENEKLER VAR”
Kadıoğlu, konuyu uluslararası örneklerle değerlendirerek şunları söyledi: "Halk meteorolojisi gelenekleri yalnızca bize özgü değildir. ABD’de her yıl 2 Şubat’ta kutlanan “Groundhog Day” geleneğinde yuvasından çıkan dağ sıçanının gölgesini görüp görmemesine bakılarak kışın süresi “tahmin” edilir. Bilimsel geçerliliği sıfırdır; ancak dikkat edin, Amerikan basını bunu eğlenceli bir gelenek olarak ele alır, ciddi bir hava tahmini gibi tartışmaz. Avrupa’da İngiltere’deki “Aziz Swithin Günü” (15 Temmuz — o gün yağarsa 40 gün yağar inanışı), Almanya’daki “Schafskälte” (Koyun Soğuğu) ve “Eisheilige” (Buz Azizleri — mayıs ortası soğukları) gibi inanışlar kültürel birer renk olarak yaşar ama hiçbir ciddi Avrupa medyası bunları meteorolojik gerçek gibi haberleştirmez."