Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin ardından Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya ve Kahramanmaraş başta olmak üzere 10 il enkaz altında kaldı. Devam eden arama kurtarma çalışmalarının 101. saatinde Hatay’da bir binanın enkazından kurtarılan 8 yaşındaki Tanem Safiye Okur ile babası Cem Okur’un tedavisi tamamlandı. Taburcu olan baba kız, o karanlık anları anlattı.
Enkazdan kurtarıldıktan sonra ambulansla Adana Şehir Hastanesi’ne getirildikleri öğrenilen Tanem ile 42 yaşındaki babası Cem Okur’un tedavilerine ilişkin tüm süreçler ve kontroller tamamlandı. Annesi Irak’ta olan Tanem, hastaneden çıkmadan annesi ile de kavuştu. Deprem sonrasında, enkaz altında kaldıkları 101 saati anlatan baba kız, geçirdikleri zor anlara ilişkin bilgi verdi.
“101 SAAT BABAMLA BERABER KALDIK”
101 saat boyunca kurtarılmayı bekleyen baba kızdan ilk açıklamayı yapan Tanem oldu. Babasının kendisini hayatta tutmak için verdiği mücadeleyi anlatan Tanem, “101 saat babamla beraber kaldık. Babam bana orada masal anlattı, şarkı söyledi. Bir de oyun oynadık, taş kağıt makas. Karanlıktan göremiyorduk, hangi işareti yaptığımızı birbirimize söylüyorduk. Sonra uyudum, uyandım. Çok üşüdüm. Babam battaniyeyle sardı ama yine de üşüdüm. Tahta soğuktu ama babam kucağında ısıtmaya çalıştı. Önce beni çıkardılar, sonra babamı. Babaannemden haber yok” şeklinde konuştu.
Ardından babasının her gün elindeki taşla duvara vurduğunu bildiren Tanem, o taş seslerini duyanların kendilerini kurtarmak için geldiğini düşündüğünü söyledi. Deprem anında altlarındaki zeminin patladığını ve patlayan yerden soğuk hava geldiğini belirten Cem Okur ise, yaşadıkları zorlu anlar için; “Odada sadece kızımla ikimiz vardık, annem yan odadaydı. Üstüne enkaz düştü. Üstümde tavan betonu vardı ve bu durumda anneme yardım edemedim. Derin acı çekiyordum, kızıma yansıtmamaya çalışıyorum” diye konuştu.
“BABA LÜTFEN, SÖZÜNÜ TUT KURTAR”
Kızının kendisini tedavi etmeye çalıştığını belirten Cem Okur, “Karanlıkta elimize geçen gül suyu ile kızım sırtıma ve elime sürdü, tedavi etmeye çalıştı. İlk 3 saatinde biz derin susuzluk yaşıyorduk. O ilk 3 saatte ölme noktasına varmıştık. Tanem yalvarıyordu, ‘Baba lütfen, sözünü tut kurtar’ diyordu” diyerek, acı dolu anlarda yaşadıklarını bildirdi. Ardından Tanem’e şarkılar söylediğini, masal anlattığını ve oynadıkları oyunlarla onu motive etmeye çalıştığını ifade eden Cem Okur, kurtuluş anlarına ilişkin ise şöyle konuştu:
“O uzun gece, bitmeyen gece, zifiri karanlığın dibi. Tanem ile Allah’a ‘Ya bizi öldür ya çıkar diye’ dua ettik. Tanem bana vasiyet verdi, ‘Baba ben sensiz yaşayamam. Ya sen ölme ya da ben öleyim’ dedi. Ben de ‘Öyle bir şey olmayacak’ dedim. Orada bir güç geldi, duvara vurmaya başladım. Oradan bir ses geldi. Ruhumuzu teslim etmek üzereyken Allah birini yolladı, ‘Çıkın’ dedi.”