ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasında varılan geçici mutabakatı ihlal etmekle suçladığı İran’a yönelik yürütülen hava operasyonlarının ardından kritik bir çıkışta bulundu. Fox News kanalının canlı yayınına telefonla Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini ve yönetimini muhtemelen tamamen ABD'nin üstleneceğini açıkladı. Küresel enerji ve ticaret koridorlarının en kritik geçiş noktalarından biri olan boğazda yaşanan bu gelişme, jeopolitik dengeleri yeniden hareketlendirdi.
TRUMP'IN TANSİYONU YÜKSELTEN AÇIKLAMALARI
ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı kontrol edeceğini ve bölgede seyrüsefer güvenliğini tek taraflı olarak sağlayacağını belirten Trump, bu askeri varlığın finansal bir karşılığı olması gerektiğini savundu. Trump, "Boğazı alıyoruz, elimizde tutacağız ve muhtemelen biz yöneteceğiz. Belki de buna boğazın koruyucu meleği diyeceğiz. Ve bunun karşılığında zengin ülkelerden çok ciddi miktarda para (tazminat) almalıyız." ifadelerini kullanarak ticari geçişlerin ücretlendirilebileceğinin sinyalini verdi.
Yaşanan kriz ve abluka sürecinin ardından Trump, tırmanan gerilimi hafifletmek adına Hürmüz Boğazı'nın cuma gününe kadar tamamen trafiğe açılacağını duyurdu. Ayrıca ateşkes süreci ve müzakere opsiyonları kapsamında, boğazdan yapılacak ticari geçişlerden 60 gün boyunca herhangi bir ücret talep edilmeyeceğini belirtti.
EŞKİYALIK PEŞİNDE! YÜZDE 20 HARAÇ KESECEK
Trump: “Hürmüz Boğazı'nda ablukayı yeniden başlatıyoruz, her geçişten yüzde 20 pay alacağız.”
TAHRAN'DAN UYARI: SAVAŞ İLANI SAYARIZ
Albay İbrahim Zülfikari, İran Silahlı Kuvvetleri’nin izni olmadan ve İran’ın belirlediği geçiş rotasını kullanmadan Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemilere doğrudan müdahale edileceğini hatırlattı. Zülfikari, İran Ordusu ile Devrim Muhafızları’nın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği operasyonların bu kararlılığın açık bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Bölge ülkelerine yönelik sert uyarılarda bulunan İranlı Sözcü, ABD’nin operasyonlarına lojistik destek sağlanmasının Tahran tarafından doğrudan "savaş ilanı" olarak değerlendirileceğini açıkladı. Bölgedeki güvensizliğin kaynağının ABD ve onunla işbirliği yapan güçler olduğunu öne süren Zülfikari, olası bir koordinasyonun savaşı tüm bölgeye yayacağı uyarısında bulundu.
Washington-Tahran hattındaki yeni kırılma, ABD ordusunun bölgedeki İran bağlantılı tankerlere müdahale etmesi ve İran Devrim Muhafızları’nın da misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı ticari trafiğe kapattığını ilan etmesinin hemen ardından geldi. Karşılıklı füze ve drone saldırılarıyla tırmanan süreç, 17 Haziran’da imzalanan geçici barış anlaşmasının uygulanma koşullarına dair çelişkili yorumlar nedeniyle fiilen askıya alınmış durumda bulunuyor.
KÜRESEL VE BÖLGESEL EKONOMİK ETKİLERİ
Günlük küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık, bölge ekonomilerini doğrudan etkiliyor. Özellikle ham petrol ihracatının yüzde 95' gibi çok büyük bir kısmını Hürmüz üzerinden gerçekleştiren Irak, bu ablukadan ve lojistik krizden ekonomik olarak en ağır darbeyi alan ülkelerin başında geliyor.
ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki İran kontrolünü zayıflatmak ve küresel pazarların bu hatta olan bağımlılığını kırmak adına alternatif lojistik hat senaryoları üzerinde çalışıyor. Bu kapsamda, Irak ve Suriye toprakları üzerinden geçecek yeni bir petrol ve enerji koridorunun açılmasına yönelik stratejik hazırlıklar ve planlamalar uluslararası kulislerde tartışılıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki askeri hareketliliğin durulmaması ve sıcak çatışma riskinin tırmanması, küresel piyasalarda enerji arzı endişelerini körüklüyor. Sektör analizlerinde, boğazın uzun süreli kapalılığı ya da tam bir askeri abluka altına alınması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 200 dolar sınırını aşabileceği senaryoları jeopolitik risk raporlarına yansıyor.