Batılı Vahşet! Avrupa’da yüz binlerce kız neden zorla kısırlaştırıldı?

Avrupa denilince, hele Baltık ülkeleri söz konusu olunca, hayatında bu memleketi görmemiş kişiler de dâhil herkes saatlerce ne kadar ileri memleketler olduğuna dair vaazlar veriyor.

Oysa başta İsveç olmak üzere Danimarka ve Norveç gibi ülkeler devlet eliyle yüz binlerce kadının rahmini parçalamakla meşguldü.

Adolf Hitler döneminde falan değil üstelik 1974 senesine kadar bu barbarlık sürüyordu.

Peki neden?

İsveç’te on beş yaşındaki kız çocukları, devletin tanımladığı “genel kabul görmüş etik ilkelere” uymadıkları gerekçesiyle zorla kısırlaştırılıyordu.

İtaatsizlik, “düşük zekâ”, zihinsel gerilik iddiası, hatta karma evlilikten doğmuş olmak… Devletin makbul insan tarifine sığmayan her beden, cerrahi bir müdahaleyle susturuldu.

Hele es kaza bir siyahi ya da Müslüman ile ilişkiye girmiş bir kızın hiç şansı yoktu. İsveç yasalarınca anında kısırlaştırılıyordu.

Öğrenme güçlü olduğu düşünülen binlerce kız, örneğin tahtadaki yazıyı okuyamıyorsa sadece öğretmeninin basit bir jurnali ile Allah’ın kendisine bahşettiği en büyük armağan olan rahmi elinden canavarca alınıyordu.

Bu bir sapkınlığın münferit örneği değildi. İsveç yalnız değildi. Norveç ve Danimarka da benzer öjenik programlarla on binlerce kadını “ıslah” etti.

Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri, özellikle de Kuzey Carolina eyaleti, bu karanlık geleneğin Atlantik ötesindeki uzantılarıydı.

Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle parlatılan bu coğrafyalarda, binlerce kadın devlet kararıyla doğurganlıktan men edildi.

Hepsi daha “temiz”, daha “akıllı”, daha “uygar” bir toplum hayali uğruna.

İsveç, bu utançla yüzleşmeyi ancak 1999 yılında aklına getirdi. O da tam anlamıyla değil.

Mağdurların bir kısmına sembolik tazminatlar ödendi; ama kaybolan hayatlar, kesintiye uğrayan soylar ve geri gelmeyecek ihtimaller için hiçbir hesap verilmedi.

Tarih kitaplarında bu dönem uzun süre “sosyal mühendislik hatası” olarak geçiştirildi.

Oysa adı konulmamış bir soykırım pratiğiydi bu: Beyaz önlüklü, steril odalarda yapılan bir yok etme biçimi.

Bu ve benzeri uygulamalar Kuzey Avrupa ülkelerinde insanların aileye küsmelerine kendi kabuklarına çekilmelerinde büyük bir etken oldu.

İsveç, Danimarka, Kanada ve Norveç gibi ülkeler daha güçlü nüfus için kızlarını ameliyat masalarına yatırdıktan sonra Allah’ın gazabı gecikmedi.

İnsanlık tarihinde görülmemiş nüfus krizi sonra milyonlarca siyahi ve Müslüman bu ülkelerde doğan iş gücünü telafi etmek adına ülkeye davet edildi.

Bu ülkelerin derdi hiçbir zaman bilim olmadı. Bu deneylerin hepsi ırkçı ve faşizan nedenlerle yapıldı.

Baltık ülkeleri, 1972 yılında ABD Sifiliz Deneylerini durdurup Siyahileri laboratuvarda deney hayvanı gibi kullanmaktan vazgeçtikten ancak 2 sene sonra, 1974 yılında bu soykırımı durduracaktı. Üstelik ABD bu deneyleri gizli yürütürken İsveç, Danimarka ve Norveç gibi ülkeler bunu açıktan açığa yapıyordu.

Bugün rahmi kesilen on binlerce kız devletlerine açtığı tazminat davaları gündem dahi olmamaktadır.

Tıp bilimi, ne yazık ki, tarihi boyunca ırkçı eğilimler tarafından en fazla istismar edilen bilim sahalarından birisidir. Şunu söylemek gerekir; sanıldığının aksine ırkçılık cehaletin geliştirdiği bir düşünme/düşünce tarzı değildir. Böylesi sistematik kötülüğü talep edenlerin çoğu kendi sahasında son derece yetkin kişiler olarak ortaya çıkar.

Haberleri