Açıklamada, ocak ayında yapılan faiz ödemelerinin yüzde 53’ünün, 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli Devlet İç Borçlanma Senetleri’nin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluştuğu vurgulandı.
TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği, kupon oranlarının düşük tutulması ancak yıllar içinde gerçekleşen enflasyonun anaparaya eklenmesi.
Bu biriken enflasyon farkı, vade tarihinde toplu olarak ödeniyor. Bakanlık, "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadesini kullandı.
ENFLASYON DÜŞTÜKÇE FAİZ YÜKÜ DE AZALACAK
Bakanlık, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamının TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarında geçici bir artış yarattığını, ancak bunun yapısal bir faiz yükü değişimi olmadığını belirtti. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere döneceği öngörülüyor.
Bu doğrultuda şu göstergeler paylaşıldı:
Faiz giderlerinin millî gelire oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesindeyken 2026’da yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e gerileyecek.
Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, aynı dönemde ortalama yüzde 25,9 iken 2026’da yüzde 19,9’a, OVP sonunda yüzde 18,3’e düşecek.
Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ortalama yüzde 17,7 iken 2026’da yüzde 14,5’e, OVP sonunda yüzde 13,9’a inecek.
TÜFE ENDEKSLİ İHRAÇLAR SONA ERDİRİLDİ
Bakanlık, kamu borçlanma stratejisinin piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı bir şekilde yürütüldüğünü vurguladı. Bu kapsamda 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren bu tür senetlerin ihracına tamamen son verildiği belirtildi.
Kaynak: Haber Merkezi