Bakan Kurum'dan 'Paris Anlaşması' açıklaması: Verilen sözler tutulmadı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya’da düzenlenecek COP’un sözleri kararlara dönüştürecek bir “Uygulama COP’u” olacağını söyledi. Kentin 20 gün boyunca yaklaşık 1,5-2 milyona yakın ziyaretçi ağırlayacağını belirtti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TRT Haber’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

“1,5-2 MİLYONA YAKIN ZİYARETÇİ AĞIRLAYACAĞIZ”

Kurum, Antalya’ya teşekkür ederek başladı:

“20 gün boyunca yaklaşık 1,5-2 milyona yakın bir ziyaretçiyi Antalya’da ağırlayacağız. Böylesi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacaklar. Türkiye’nin misafirperverliğini, hoşgörüsünü, barıştan yana tutumunu buradan tüm dünyaya aktarmış olacağız.”

“BİZE YAPILAN HAKSIZLIKLAR VARDI”

COP başkanlığının geçmişine işaret eden Kurum, Cumhurbaşkanı’nın liderlerle görüşmelerini ve yürütülen müzakereleri hatırlattı. Türkiye’nin 1992’de ilan edilen Rio Sözleşmesi’ne taraf olduğunu, sonrasında işlerin yolunda gitmediğini söyledi. Paris Anlaşması sürecini ise kendi sözleriyle anlattı:

“2016 yılında Paris Anlaşması imzalandı, biz 2021 yılına kadar taraf olmadık. Bu mücadeleyi en etkin veren ülkelerden biri olmamıza rağmen 2021 yılında Meclisimizden geçirdik ve taraf ülke olduk, çünkü bize yapılan haksızlıklar vardı.”

Kurum, Cumhurbaşkanı’nın 2053 için ortaya koyduğu net sıfır emisyon hedefine de değindi. Hanımefendi’nin sıfır atık anlayışının marka haline geldiğini, Birleşmiş Milletler nezdinde gününün kutlandığını, 81 ilde 86 milyon vatandaşın benimsediğini ve dünyaya yayıldığını söyledi. Sanayi, üretim, turizm ve tarımda döngüsel ve sürdürülebilir ekonomi anlayışının sürdüğünü ifade etti.

Başkanlığın nasıl alındığını şöyle özetledi:

“Çok çetin bir müzakere süreci oldu ve biz VEOK ülkelerinin adayı olarak COP başkanlığı sürecini Türkiye’ye getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politikada göstermiş olduğu etkin diplomasi, muhataplarımızla yapmış olduğumuz görüşmeler, Türkiye’nin çevre alanındaki etkinliği ve liderliği bizi bugüne getirdi.”

MAVİ ZON’DA MÜZAKERE, YEŞİL ZON AYRI

Kurum, Antalya’daki hazırlığı şöyle anlattı:

“1 milyon 100 bin metrekarelik alanda, devasa bir alan, iki bölgeye ayırdık; Yeşil Zon ve Mavi Zon olmak üzere. Mavi Zon’da müzakereler yürütülecek. Liderler burada iklimle ilgili beyanlarını yapacak.”

Eylem gündemindeki maddelerin müzakere salonlarında konuşulacağını belirtti. Gençlere de şunu söylediğini aktardı:

“Geleceği siz inşa edeceksiniz. Dolayısıyla buradaki alınacak kararlarda sizin rolünüz büyük.”

Sivil toplumun, bilim insanlarının, sanatın, çocukların, gençlerin ve özel sektörün sürece katılacağını kaydeden Kurum, çağrısını şöyle tamamladı:

“Antalya hazır, Türkiye hazır ve burada sözleri kararlara dönüştüreceğimiz bir uygulama COP’u gerçekleştirelim istiyoruz. Misafirlerimizi bekliyoruz.”

“KARARLAR HAYATA GEÇMEDİ”

Bugüne kadar birçok COP yapıldığını hatırlatan Kurum, ayın 10’u olduğunu tahmin ettiği günde tüm COP başkanlarıyla basının karşısına geçeceğini söyledi. Gelinen noktayı ve hedefleri paylaşacaklarını, ortak çağrı yapacaklarını belirterek bunun COP tarihinde ilk olduğunu ifade etti.

Toplantıların, istişarelerin ve 80’in üzerinde kararın önemli olduğunu; iklim finansmanı, uyum ve adaptasyon kararları bulunduğunu söyledi. Ardından şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gelinen noktada o kararların hayata geçmediğini görüyoruz. Niye? Maliyet gerektiriyor, teknoloji gerektiriyor, bilgi gerektiriyor. Aslında adalet gerektiriyor.”

Gelişmiş ülkelerin beklentileri, gelişmekte olan ülkelerin ise kaygıları ve beklentileri olduğunu; hepsini karşılayacak bir süreç yürütülmesi gerektiğini belirtti. Gençlere de dünyanın artık salonlarda karar beklememiğini söylediğini aktardı:

“1,5 derece hedefinin yakalanabilirliği zor gözüküyor. Dolayısıyla burada daha kararlı olmak lazım. Uygulama COP’u olacak ve burada aldığımız kararların sahada yansımalarını göreceğiz.”

10 MADDEDE SEL, YANGIN VE GIDA

Kurum, bugüne kadarki kararları hedefe dönüştürecek 10 maddelik eylem gündemi belirlendiğini açıkladı. Deprem tecrübesinin aktarılacağı dirençli şehirler, sıfır atık, temiz ve yenilenebilir enerji, metan azaltımı, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim ile gıda güvenliğini saydı.

Güvenliğin tartışıldığı, çok taraflılığın kaybolmayla karşı karşıya kalındığı bir süreç yaşandığını söyledi. Buna karşılık Nepal ve Meksika’da seller olduğunu; bir hafta ile 10 gün önce İstanbul, Sakarya ve Kocaeli’de de seller yaşandığını aktardı. Antalya’nın tarihinin en büyük yangınını gördüğünü ve binlerce hektar orman arazisinin yok olduğunu belirtti.

Rusya-Ukrayna krizinde gıda güvenliğinin ortaya çıktığını, buradaki beklentilerle Afrika’daki beklentilerin farklı olduğunu söyledi. On başlığın bu beklentileri kapsadığını ve hedefe dönüştürüldüğünü ifade etti.

Kurum, görev aldığı kurumlarda icraatla öne çıkmaya çalıştığını da ekledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımız 25 yıldır bu memlekette bir şey söylediyse olmuştur, gerçekleşmiştir. Sellere gittik, yangınlara gittik, depremlere gittik. Orada söz verdik ve bu sözümüzü gerçekleştirdik.”

“2035’E YÜZDE 35 ELEKTRİFİKASYON”

Hedefleri kendi ifadesiyle sıraladı:

“2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyonu yakalayalım dedik. Sanayide, tarımda, turizmde, şehirde, ulaşımda 2035’e 35 elektrifikasyon hedefini ortaya koyduk.”

Bunun fosil yakıtlardan uzaklaşmayı ve enerji bağımsızlığını sağlayacağını söyledi. Yanı başındaki krizlerin sebebinin enerji olduğunu, her ülkenin kendi kendine yetmesini hedeflediklerini belirtti. Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeleri kapsayan gündem için üç kez aynı kelimeyi kullandı:

“Adalet, adalet, adalet.”

Binalardaki enerji yoğunluğunu 2035’e kadar yüzde 25 azaltma hedefi koyduklarını aktardı. Nüfus ve kişi başı atık arttıkça çöpün çoğaldığını, bir şampuanın poşeti ve kabıyla birçok atık çıkardığını söyledi:

“Atıkların yüzde 50 azaltılması hedefini koyduk.”

Döngüsel malzeme oranını da şöyle açıkladı:

“2035 yılına kadar yüzde 15 yapma hedefi koyduk. Giydiğimiz kıyafetteki ipliğin yüzde 15’i geri dönüştürülmüş malzemelerden olacak. Duvarda kullandığımız ahşabın yüzde 15’i yine geri dönüştürülmüş malzemelerden kullanılacak.”

“TAAHHÜTLER GERÇEKLEŞİYOR MU? GERÇEKLEŞMİYOR”

Gelişmekte olan ülkelerin finans beklentisi bulunduğunu söyleyen Kurum, ülkelerin 300 milyar dolar, özel sektörün 1 trilyon dolar hedef koyduğunu aktardı. Her yıl 1,3 trilyon dolarlık finansmanın iklim mücadelesinde harcanmasının öngörüldüğünü, Paris Anlaşması’nın bugün geldiği noktanın bu olduğunu belirtti. Ardından sordu:

“Verilen sözler tutuluyor mu? Tutulmuyor. Taahhütler gerçekleşiyor mu? Gerçekleşmiyor. Bugün yaşadığımız krizlere baktığınızda da gerçekleşmediğini görüyoruz; yaşayarak görüyoruz, hayatlarımızı kaybederek görüyoruz, şehirlerimizi kaybederek görüyoruz.”

Kurum, bu nedenle geliştirdikleri mekanizmayı da kendi adlandırmasıyla anlattı:

“İklim Uygulama Köprüsü dediğimiz bir mekanizma geliştirdik, Bridge diyoruz buna. Yeni bir fon, yeni bir finans kaynağı değil; olan finansı en verimli şekilde kullanma üzerine bir köprü vazifesi görecek. Doğru projeyle finansmanı buluşturan bir mekanizmayı hayata geçireceğiz.”

Kaynağın az, iradenin zayıflamış olduğunu; amaçlarının hem iradeyi güçlendirmek hem de kaynağı verimli kullanmak olduğunu söyledi.

“15 DAKİKA SONRA OKUL YERLE BİR OLUYOR”

Eğitim ve farkındalığı, özellikle gençler ile gelişmekte olan ülkeler açısından önemsediğini belirten Kurum, Nepal’deki seli örnek verdi:

“Okul müdürü, 900 öğrenciyi selin geleceğini duyarak dağlara doğru çıkarıyor. Ve 15 dakika sonra o okul yerle bir oluyor. Farkındalık, bilinç, eğitim ve bu anlamdaki kültür 900 insanın canını kurtardı.”

Afetlerde şehirlerin ve insanların zarar gördüğünü söyleyen Kurum, hedefleri ve eylem ajandasını hayata geçirmek istediklerini belirterek “O yüzden de Uygulama COP’u diyoruz.” diye konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri