Alzheimer’a karşı bilim dünyasından iki güçlü adım: Nergis ve yeni bir dil

Nergisten elde edilen galantamin Alzheimer tedavisinde kritik rol oynarken, Neurology dergisinde yayımlanan araştırma yeni bir yabancı dil öğrenmenin demans riskini yüzde 38-40 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar hem farmakolojik hem de zihinsel koruyucu yaklaşımların önemine dikkat çekiyor.

Alzheimer ve demansla mücadelede hem doğadan hem de yaşam tarzından umut verici gelişmeler geliyor. Bayındır nergisinin içerdiği galantamin adlı etken madde tedavide kullanılan önemli bileşenlerden biri olarak öne çıkarken, zihinsel olarak aktif kalmanın hastalığın riskini azaltabileceği ve başlangıcını geciktirebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre beyni aktif tutmak, uzun vadede bilişsel sağlığı korumada kritik rol oynuyor.

ALZHEİMER TEDAVİSİNDE NERGİS MUCİZESİ  

Bayındır nergisini bilimsel açıdan öne çıkaran en önemli unsur ise içerdiği galantamin adlı alkaloid. Bu madde, Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan önemli etken maddelerden biri olarak biliniyor. Dr. Wallace, "Galantamin bitkiden elde edilebiliyor ancak çok sayıda bitkinin kullanılması gerektiği için günümüzde kimyasal sentez yöntemleri tercih ediliyor. Yine de bu tür, farmakoloji açısından stratejik bir öneme sahip." dedi.
Yaklaşık 100 metre rakıma sahip bölgede üretim yapan yetiştiriciler, nesillerdir bu çiçeği kesme çiçek sektörüne kazandırıyor. Böylece Bayındır nergisi, hem kültürel miras hem de ekonomik değer taşıyor.

YENİ DİL ÖĞRENMEK DEMANS RİSKİNİ AZALTIYOR 

Neurology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, okuma, yazma ve özellikle yeni bir yabancı dil öğrenme gibi zihinsel olarak uyarıcı aktivitelerin demans riskini yaklaşık yüzde 38-40 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, "Beyni aktif tutmak demansa karşı en güçlü koruyucu adımlardan biridir" dedi.
Chicago'daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, başlangıçta demans tanısı bulunmayan ve ortalama yaşı 80 olan bin 939 kişi sekiz yıl boyunca takip edildi. Yaşam boyu bilişsel olarak daha aktif olan bireylerde Alzheimer hastalığının hem daha düşük oranda görüldüğü hem de daha ileri yaşta ortaya çıktığı belirlendi. Bilişsel zenginleşme düzeyi en yüksek grupta Alzheimer görülme oranı yüzde 21 olurken, en düşük grupta bu oran yüzde 34 olarak saptandı. Ayrıca zihinsel olarak daha aktif bireylerde hastalık başlangıcının ortalama 5 yıl geciktiği bildirildi.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, zihinsel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki koruyucu etkisine dikkati çekti.

"BEYNİN AKTİF TUTULMASI BİLİŞSEL REZERVİ ARTIRIYOR"

Demansın ileri yaşta görülen ve hafıza başta olmak üzere bilişsel fonksiyonlarda kayıpla seyreden bir hastalık grubu olduğunu belirten Asil, "Beynin aktif tutulması bilişsel rezervi artırıyor. Yeni bir dil öğrenmek; hafıza, dikkat ve yürütücü işlevleri aynı anda devreye sokarak beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendiriyor. Bu da demans riskini azaltmada önemli bir koruyucu etki sağlayabiliyor" ifadelerini kullandı.
Zihinsel olarak en aktif grupta yer alan bireylerde Alzheimer gelişme riskinin daha düşük olduğunu vurgulayan Asil, "Bu tür aktiviteleri sürdüren kişilerde hastalığın başlangıcının birkaç yıl gecikebildiğini görüyoruz. Bu gecikme hem bireysel yaşam kalitesi hem de toplum sağlığı açısından önemli bir kazanım anlamına geliyor" dedi.

"UZUN VADEDE BEYİN SAĞLIĞIMIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR YATIRIM OLABİLİR"

Prof. Dr. Asil, zihinsel aktivitelerin tek başına yeterli olmadığını, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve kronik hastalıkların kontrolüyle birlikte değerlendirildiğinde daha güçlü bir koruyucu etki oluşturduğunu belirtti. Asil, "Yeni bir dil öğrenmek ya da düzenli kitap okumak gibi alışkanlıklar, uzun vadede beyin sağlığımız için önemli bir yatırım olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: İHA 

Sağlık Haberleri