Almanya’dan bakış ve yorum

AVRUPADA YAŞAYAN TÜRK ASILLI VATANDAŞLARDAN AL HABERİ

Almanya’nın Düsseldorf şehrindeyiz son bir haftadır…

Sık sık geldiğim Avrupa şehirlerinde sokaklarda gezerken gördüğüm insan manzaraları, her geçen gün güçlenerek, düşüncelerimi teyid ediyor...

Avrupa artık yerli Avrupalıların değil!

Bu kaderi kendi -deyim yerindeyse- “elleri” ile hazırlamış olmalarına rağmen hâlâ böyle değilmiş kibri içindeler…

Rastgele girdiğiniz herhangi bir market veya bir mağazada içerideki çalışanların ve müşterilerin en az yarısı göçmen... Öyle çaresiz bir direniş var ki Avrupalılarda, “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” şaşkınlığı içindeler.

Altmış yıla yakındır buralarda yaşayan Türk asıllı göçmen kardeşlerimiz her ne kadar buralı olmuş olsalar bile, akılları fikirleri Türkiye ve doğal olarak siyaset ve seçim...

Geçen gece iftara misafir olarak gittiğimiz ailenin on yedi yaşındaki muhteşem kızları beni öylesine mutlu etti, öylesine umutlandırdı ki, Allah onu yetiştiren ailesinden razı olsun…

Cennet, Türk asıllı anne ile Fas asıllı göçmen bir babanın üç çocuğundan ilki… Seneye üniversiteye başlayacak... Dört dil biliyor, dünya siyasetini yakından takip ediyor… Sosyal yönü gelişmiş, hayattan ne istediğini bilen, duruşu sağlam pırıl, pırıl bir genç kız…Geçtiğimiz yıl Cem Özdemir'in konuşmacı olduğu bir toplantıda (azılı bir Türkiye düşmanı olan, Türk asıllı eski Alman milletvekili) yine Türkiye ile ilgili ipe sapa gelmez konuşmalarına, çok düzgün bir Almanca ile öyle güzel cevaplar veriyor ki, bu cevaplar karşısında Cem Özdemir dut yemiş bülbüle dönüyor! Bu görüntüler günlerce medyada yer alıyor… Cennet benim burada tanıştığım muhteşem gençlerden sadece bir tanesi… O bir “Ümmet Müslümanı”… Türkiye'yi çok seviyor... Recep Tayyip Erdoğan “lider”i, hedefi ise Türkiye için çalışmak, milletvekili olmak… Allah yolunu açık etsin.

TÜRKİYE TÜRKİYE OLALI BÖYLE ADAYLAR GÖRMEDİ

Gün geçmiyor ki yeni bir “Çivi Muharrem Komedisi” ile muhattap olmayalım…

İki gündür sosyal medyada dönen, “Çivi Muharrem” ile “selfi” çeken vatandaşın görüntüsü… “Çivi Muharrem”, her ne kadar özür dilemiş olsa da o uçurulan vatandaştan, bu bir zihin yapısının göstergesi! Neyse CeHePe’li vatandaşlara iyi uçmalar...

“Meral Abla”nın da “Çivi Muharrem”den kalır yanı yok…

Takmış kafayı CumhurReisimize: “Bir sor, Meral Akşener ne yapıyorsun?” diye yalvar, yakar durumunda...

En önemli ayrıntı ise, maşaallah tüm adayların bir anda dindar ve sıkı Müslümanlar kesilmeleri!

Hayırlısı diyelim…

İslamdan kimseye zarar gelmez, amma velakin, “yarım bilgi insanı dinden çıkarır”! Bunu da bilvesile hatırlatmış olalım…

HÜRRİYET GAZETESİ YAZARLARI VE HANIMI “HARAM” (!) OLAN AKPARTİ’Lİ SİYASETÇİ!

AKPARTİ genel başkan yardımcısı Mustafa Ataş şöyle demiş: "Erdoğan'ı başkan yapıncaya kadar hanımlarımız bize haram vs. vs.”!

Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök bu söz üzerine uzun uzun yazmışlar...

Şimdi bu sözler üzerine yazı yazanlara kadar, bu yazılara yol açacak sözler söyleyenlere de birşeyler demek gerekmez mi!

Eh be Mustafa bey, bu sözlere ne gerek var?

Senin, benim, ülkenin lideri, “Müminlerin Emiri” günde en az beş toplantı yapıyor… Ülkeden ülkeye neredeyse koşuyor, göreve geldiği günden beri nefes almadan çalışıyorsa, siz işiniz ne? Zaten olması gerekenleri neden özel vasıflar gibi sunuyorsunuz?

Tekrar etmekte fayda var:

Ey AKPARTİ’li siyasetçiler! Örneğiniz Recep Tayyip Erdoğan’sa eğer, o zaman çok çalışın, çok vefalı olun, “laf olsun torba dolsun” diye konuşmayın!

NOT: Bu sabah Urfa'dan gelen bir telefonla uyandım… Çok sevdiğim Urfa'nın önde gelen eşrafından dostum aradı: ”Çok üzgünüz, çok sıkıntılıyız"  dedi, ”Malesef Urfa, Diyarbakır ve diğer civar illerdeki adaylarda problemler var! O kadar konuştuk anlatamadık bir türlü!”. Bu sorunların nedenlerini konuştuktan sonra “Allah hayıra çevirsin…” dileği ile kapattık  telefonu…

Gerçekten Güneydoğu'da yaşayanlara ve özellikle de Kürt kardeşlerimize şu gerçeği iyi anlatmak gerekiyor:

Bu bir var olma ve varlığını sürdürme mücadelesi kardeşlerim!

Artık kim olursa olsun, hangi etnik kökenden gelirse gelsin, evlatlarımızın yasını tutmak zorunda kalmayalım!

Ayrıca şunu da hatırlatmak istiyorum: Sistem değişikliği, TBMM'ni sadece “yasa yapıcı” olan bir aracı konumuna getiriyor… Kısacası artık öyle eskisi gibi bir düzen olmayacak! Bu değişimi ve gelişimi milletvekili adaylarının büyük bir kısmı doğru düzgün anlamamışlar gibime geliyor! Bence tekrar oturup derslerini iyi çalışsınlar ve milleti de bu konuda doğru bilgilerle aydınlatsınlar…

En önemlisi ise, bu konuda yeterince bilgi sahibi olmayan muhalefetin hazırladığı parti manifestoları hep “eski hamam, eski tas” modunda...

Haberleri