Allah rahmet etsin, cennetinde misafir etsin Fuat Sezgin Hocam…

Fuat hocamı yıllar önce tanımak nasip olmuştu… AKPARTİ iktidarının ilk yıllarıydı… O zamanlar ülkemizde adı yeterince bilinmiyor, hak ettiği kadar tanınmıyordu… Bundan dolayı oldukça kırgın ve mutsuzdu...Yol arkadaşım Munib Engin Noyan'la uzun süren bir görüşme sonunda, Alman ekolünden gelen, vatanını seven iki Türk olarak çok iyi anlaşmışlardı… Çok daha sonraki yıllarda en çok hayalini kurduğu İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi ve İslam Bilim Araştırmaları Vakfı gerçekleştirildiği için, kendisine ve ilmine yapılan haksızlıkların giderilmiş olduğunu umuyorum… Hayatı ile ilgili röportajları izlerken Allah'a güvenmenin ve "özdisiplin"in ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlamış olduk...

Allah bu güzel çabalarından dolayı ondan gani gani razı olsun. Mekanı Cennet olsun inşaallah...

GERÇEKTEN İDAM İSTİYORUM!

Şimdi kalkıp Allah'ın kanunları olan şeriati istiyorum desem, bir takım aklıevveller, saçmalamaya başlayacaklar...

Evet arkadaşlar Allah'ın kurduğu sistemde en ufak bir aksama göremezsiniz… Gel gör ki, bu sistemi doğru düzgün uygulamayı bırak, bu sistemin adı olan şeriatten bile bahsemedik yıllarca… Şimdi savunmasız bir meleği katleden bir caniyi ne yapacağız? Ömrü boyunca dört duvar arasında besleyip, cezaevindeki bazı delikanlıların hesabını görmesini mi umut edeceğiz? İdam cezası bu cani için elbette en doğru cezadır! Cana can almak kısastır, bu cezanın uygulanıp uygulanmaması konusunu sadece o meleğin ailesi belirler… Can isterler, "kan bedeli" talep ederler ya da affederler… Devlet kim oluyor ki, benim evladımı katletmiş bir sapığa istediği cezayı veriyor? Eğer bu cezalar karşısında şeriatı uygulama şansımız yoksa, işte O zaman ben İDAM İSTİYORUM! Sadece bu cani sapıklar için değil, masum canları alan herkes için!

MUHARREM’İN KAFASINA KİM DÜŞTÜ?

Ayşe Arman'nın Muharrem İnce ile yaptığı ropörtajı okudum… Muharrem beyi çok kibar, çok aklı başında, çok "ince" buldum!

Sanki seçim gecesine kadar yaptığı konuşmalardaki komplo teorileriyle kendi seçmenini paranoyak yapıp şap diye ortada bırakan Muharrem o değil, ikiz kardeşi "Çivi Muharrem"…

İki lafından biri sövgü olan, sahneye kendisini öpmek için çıkan çocukları iten o değil!

Seçmenlere hoyrat davranan, çapkınlıkla çıkan adını hanımının demeci ile temizleyen; hakkında partide hanım arkadaşını taciz ettiği için soruşturma açılan;  tüm seçim kampanyası süresince düzeysiz bir dil kullanan; dindar olduğunu ispata çalışırken işi abartıp komik duruma düşen; her gün "cuma namazı"na giden…

Kesinlikle o gün Ayşe Arman ile röportaj yapan o değil! Bambaşka biri… Bu kişi kibar, "centilmen", demokrat, rakibine saygılı, acayip sakin görünen, aşk adamı,  bambaşka bir Muharrem… Eeee, ne diyelim, öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu'na ve CeHePe'ye hayırlı olsun… Bumerang bu kez fena çarptı Kılıçdaroğlu’nu! Ama ha gayret! Belki Muharrem’le ilgili kaset falan çıkar da, Kemal bey kaybedilecek yeni seçimlere doğru yol alır…

Gelecek günler oldukça hareketli olacak CeHePe kanadında…

Bu amiral gemisinin taraflı yazarı, Muharrem beyi parlatmaya devam ediyor…

Acaba Muharrem beyin kafasına bu yazar mı düştü?

İnsan sormadan duramıyor...

NOT: Dün Tarsus'ta bir eczanede çıkan olay, ânında kötü ruhlar tarafından Suriye'li kardeşlerimize fatura edildi… Bu kötü ruhlu kişiler ânında organize olup sosyal medyayı ayağa kaldırıyorlar… Öfke yaratmak, kaos çıkartmak için var güçleriyle çalışıyorlar… Elbette ki her etnik kimlikte iyi veya kötü insanlar var… Ama her adli olayda faturayı Suriye'li kardeşlerimize çıkarmak, art niyetli ve sağlıksız bir durum… Bu dünya etme-bulma dünyası unutmayalım! Ya da günümüzün moda tabiri ile anlatayım bu güruha: "KARMA diye bişey var ya, hani O ne idüğü belirsiz… O KARMA diyor ki, ne yaparsan karşılığını alırsın! Aman ha çok dikkat KARMA çarpar sonra sizi!"

Haberleri