Yazıma hemen her dönemin mütefekkirlerinin ortak söylemi ile başlamak istiyorum… Diyorlar ki: "Artık dünyanın sonu geldi, kıyamet kopmak üzere!”
Dünyanın sonu geldi mi?
Rabbim "Bu günü sadece ben bilirim!” dediğine göre ahkam kesmek kimseye düşmüyor…
Demem o ki, büyük kıyamet ne zaman kopar bilemem; ama küçük küçük kıyametlerin tüm dünyayı sardığı kesin.
Dünyanın taşları yerinden oynarken, dengelerin değiştiği, mazlumların çoğaldığı acayip bir döneme tanıklık yapıyoruz…
Rusya Türkiye ile iş birliği yapıyor… Bir Rus uçağı düşürülüyor...Bu uçağı kimin düşürdüğü tam netleşmedi…
ABD’nin soytarı başkanı ahlaksızlığın tarihini yazıyor…
Çin gümbür gümbür geliyor…
Suriye hala payaşılamıyor…
AB ülkeleri “İslamofobi”den deliriyor…
Dünya mazlumları bizlere dua ediyor…
Ekonomik savaş olanca hızı ile devam ediyor vs vs.....
Bendeniz de bu gün yazılacak onlarca konu varken memleketim İzmir'i yazmaya karar verdim...
Bu sabah gazetede okuduğum AKPARTİ genel başkan yardımcısı İzmir milletvekili sevgili kardeşim Hamza Dağ, Aziz Kocaoğlu ile ilgili konuşmuş…
Haberden anlaşıldığına göre Aziz Kocaoğlu belli ki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu kendisine örnek almış… Çocukluğumun koku hafızasında bulunan körfezin pis kokuları tekrar gelmeye başlamasına ve bunun nedenin İZSU'nun zaman zaman körfeze akıttığı atık sular olmasına rağmen sanki bunların nedeni İzmir Büyükşehir Belediyesi değilmiş gibi pişkin bir şekilde bunun “seçim malzemesi” olduğunu savunmuş Kocaoğlu! Kaybettiği tüm seçimleri kazanmış havası ile aklı sıra “bertaraf” eden bir genel başkanın, belediye başkanından da ne beklenir zaten…
Yaz aylarında İzmir'in bir sahil köyünde kalıyorum… Sık sık şehre iniyorum ve her inişimde gerçekten canım çok sıkılıyor… Türkiye'nin sözde üçüncü büyük şehri olduğu iddia edilen Ege'nin incisi İzmir eski doğu bloku ülkelerin şehirleri gibi…”Tayyibofobi" hastalığı olan bir çok dostum bile artık Kocaoğlu'nu savunmaktan vazgeçmiş durumdalar… Özellikle yerli turistlerin akın ettiği sahil ilçeleri birer facia… Belediyeler asli görevlerini unutmuş vaziyetteler… Tek dertleri sahilleri nasıl talan ederiz… Bir keşmekeş, bir kaos almış başını gidiyor… Bir İzmirli olarak soruyorum: “Ey İzmirliler, hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Güzelim şehrin kırk yıl öncesine dönmesi, kordonda çayınızı lağım kokularının eşliğinde içmek sizi üzmüyor mu? Yerel seçimlere az kaldığı şu aylarda gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmedi mi? Haydi kendinizi düşünmüyorsunuz, bari torununuzu düşünün!”
AMAZON TÜRKİYE'DE ÇOK ŞÜKÜR
Amazon internet üzerinden satış yapan dünya devlerinin başına geliyor...1995 yılında kurulan bu dev şirketten yıllardır alışveriş yapıyoruz… Ekonomik savaşın içinde olduğumuz şu günlerde ülkemizde hizmete açılmış olması bana göre oldukça manidar… Yapılan bu yatırımın ülkeye hayırlı olmasını diliyorum....
“BAD BANK” ( KÖTÜ BANKA)
Bu bir dizi adı… Alman yapımı olan dizi, ekonomik savaşları, siyasetçilerin ahlaksızlıklarını, bankaların çıkarları uğruna insanları nasıl harcadıklarını, finans sektöründe insan olmanın hiç bir anlamı olmadığını, çıkarları söz konusu olduğunda firavun sisteminin baş roldeki elemanlarının nasıl bir araya geldiklerini, halkın ekonomik olarak nasıl sömürüldüğünü açık ve net anlatan bir dizi… Şu Batı’nın en iyi yaptığı işlerden biri de kendilerini film ve dizilerle deşifre etmek… Meraklılarına duyurulur...
NOT: Bugün Fatih Altaylı "Mutsuzum, Rahatsızım " diye bir yazı yazmış… Son günlerde Fatih bey hepimizin altına imzasını atacağı yazılar yazıyor…Yazmasına yazıyor da… Ne demiş bir düşünür: “Ben yazıya bakarım, bir de yazana bakarım…”
Artık gerisini siz doldurun…
Bizim toplum için balık hafızalı deniyor ya! O kadar da balık değiliz...