Farkındaysanız FETÖ ve Nurculuk merkezli olaylar gündeme geldiğinde Tahşiye Kumpası ve Muşlu Molla Muhammed Doğan dönüyor dolaşıyor o konunun merkezinde yer alıyor. Çünkü FETÖ'nün Paralel Nurculuk, Paralel Tarikat ve Paralel Devlet iş birliğiyle yaptığı kumpas aradan 16 yıl geçmesine rağmen hâlâ çözülebilmiş değil. FETÖ'nün o kumpasına Molla Muhammed'in yanındayken destek veren “kripto FETÖcü ve KÖZ’cü” elemanlar ve diğer Nur cemaatlerindeki kritik RENKLENMİŞ isimler aradan yıllar geçmesine, haklarında defalarca şikâyette bulunulmasına rağmen bugün hâlâ soruşturma konusu yapılmış değil. Muşlu Molla Muhammed Doğan Hocaya yönelik bu yılın ağustos ayının sonlarında bir suikast ihbarı gelmiş, ardından Muş Valiliği kendisine koruma ekibi tahsis etmişti. Yani, yaklaşık 6 yıldır sosyal medyadan itibar suikastı yapan ve akıl almaz iftiralarla algı faaliyeti yürüten kripto FETÖcüler amacına ulaşamamış, son çare olarak Molla Muhammed’in canına kast etmeye niyet etmişlerdi. Allah’tan o grup içinden insaflı biri çıkıp ihbarda bulundu da bir felaketin önüne geçildi.
Ancak KÖZ örgütü ve kripto FETÖ, hâlâ vaz geçmiş değil. Öylesine cür’etkâr, öylesine atılgan bir durumdalar ki aldığım duyumlara göre yine Molla Muhammed’i yeniden hedeflerine koymuş durumdalar.
Bu kez CİMER üzerinden yüzlerce belki binlerce şikâyette bulunularak Emniyet ve Adliye manüpile edilmeye ve Molla Muhammed Doğan, Tahşiye Kumpası’nda olduğu gibi hedefe konmaya çalışılıyor. Yani, sanki yüzlerce binlerce vatandaş Molla Muhammed’den şikayetçi imiş imajı verilmeye çalışılıyor. Bu faaliyet tam bir örgütsel tavrı ve örgütü ispat ediyor.
Bu kadar bir yoğun gündem içinde Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığındaki yetkililerin dikkatlerine bu konuyu sunmak durumundayım.
FETÖ ve onun renklenmiş hali olan KÖZ örgütü, 40 yıl boyunca aynen bugün olduğu gibi “anafor” siyaseti güttü. Yani, Türkiye gündemi başka önemli şeylerle meşgulken kendi özel ajandasını herkesin gözü önünde ama gizlice uygulayıverdi.
Hatırlayın: 2010 yılında Molla Muhammed ve öğrencilerine FETÖ tarafından 22 Ocak günü operasyon yapıldığında Türkiye, FETÖ’nün Taraf’ının 20 Ocak günü attığı “FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI” manşetini konuşuyordu. Sürmanşet ise “DARBENİN ADI BALYOZ” idi. Türkiye, “Balyoz” cd’leriyle meşgul edilip bir kesime kumpas planları yapılırken, diğer taraftan başka bir tezgâh çoktan hayata geçirilmiş ve Tahşiye çevresine operasyon o curcunanın içinde yapılıvermişti. Kimse ne olduğunun farkına bile varamamıştı.
Fetullah Gülen ölüp gitti ama, FETÖ’nün ve bağlaşığı KÖZ’ün Molla Muhammed’i unutması ve ona dönük planlarından vazgeçmesi anlaşıldığı kadarıyla mümkün değil. Çünkü, yerli ve yabancı ihanet merkezlerinin 60 yıllık planını bu hoca bozdu. Gülen ve örgütü için “ilmen çürütülmek” o kadar ağır geldi ki acısı hâlâ geçmiş değil.
Fetullah Gülen’i Nur camiasında “esas oğlan”a dönüştüren yerli ve yabancı Gladyo yapılanmasının ilk hedefinde artık herkesin bildiği gibi Said Nursi’nin “hakikatli vârisim” dediği emekli albay Hulusi Yahyagil (Hacıbey) vardı. Molla Muhammed, 70’li ve 80’li yıllarda kuşatma altında olsa da hedefte değildi. Ne zaman ki, Risale-i Nur’un Kur’an ve Sünnet prensiplerine uygun okunması gerektiğini ilan etti, ne zaman ki NATO-Gladyo ve Vatikan güdümündeki dinbozan anlayışa reddiyelerde bulundu işte o andan itibaren Molla Muhammed de bu örgütün hedefine girdi.
Molla Muhammed’le ilgili ilk kumpas faaliyetlerinin 2000’li yılların başında başladığını araştırmacı- yazar Mustafa Aydın bey, kişisel facebook sayfasında yazmıştı. Orada, Fatih Yılmaz adlı arkadaşının yaşadığı bir olayı aktarmıştı. Fatih Kıztaşı’nda Nurtaşı adlı dersanede yaşanan olayda, bugünlerde “sempozyum” düzenleyen paralel nurcuların önemli isimleri bir araya gelip, daha o gün Molla Muhammed’i nasıl durduracaklarını konuşuyorlardı. Skandal ifadeler şunlardı: “Ne edip edip şimdiden tedbîr almazsak bu Molla’yı ileride durduramayız. Bunun için mesela Elazığ’daki birinden Hacı Bey’in Molla’ya iltifât etmediğine dâir yazılı belge alabiliriz.”
Burada “Elazığ’daki biri” olarak geçen isim acaba kimdi? Tabii ki bu konuşmanın akabinde 9 yıl sonra kurulan Tahşiye Kumpası’na katılan ve kumpas öncesi FETÖcü polislerle iş birliği yaptığı Emniyet’in “Gizli” ibareli raporlarına yansıyan Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu idi! Orakçıoğlu, Bekir Berk’in ve Gülen’in adamı olarak Hulusi Bey’in yanına yerleştirilmiş, yıllarca yanında bulunmuş bir isimdi. Orakçıoğlu, “Hulusi Bey, Molla Muhammed’e iltifat etmezdi” yalanını söylerse Nurcu kitle buna inanıp Molla Muhammed’in uyarılanı ciddiye almayabilirdi. Plan buydu.
Bu zât, FETÖ ile iltisakı resmi emniyet belgelerine geçmiş biri olmasına rağmen hâlâ korunuyor. Acaba bu durumu izah edebilmenin bir imkânı var mı?
Ya da iddia edilen KÖZ örgütünün lideri olduğu mahkeme kayıtlarına girmiş olan Kemalettin Özdemir’in de aynı şekilde himaye görmekte olduğu ileri sürülmektedir. Özdemir, FETÖ örgütü yöneticiliğinden 18 yıl ceza almasına; itirafçı ve etkin pişmanlık beyanı da yokken, üstelik mahkeme safahatında “ben örgüt yöneticiliği yapmadım” da diyerek alenen yalan söylemişken, mahkeme tarafından “itirafçı” ve “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlandırılarak cezası 3 yıl 1 ay 15 güne düşürülmüştür.
FETÖ’den sonra KÖZ devreye girmiştir. Dağılan örgüt üyeleri bu şemsiye altında toplanmaktadır. Bu konuda yıllardır yapılan uyarılar göz ardı edilebilir mi?
Molla Muhammed Doğan’a 2010’da yapılan kumpas incelendiğinde o kumpasa, bu hocanın yanına “sızmış” isimlerin de katıldığı görülecektir. Bu kişiler hakkında defalarca şikâyette bulunulmasına rağmen işlem yapılmadığı da ortaya çıkacaktır.
İşte Paralel Nurculuk, Kripto FETÖ ve Paralel Tarikat yapılanması bugünlerde yine el ele vermiş durumda. Öğrendiğime göre Adliye ve Emniyet’i CİMER üzerinden yapılan çok sayıda şikayetle Molla Muhammed’in üzerine yönlendirme faaliyeti icra ediliyor.
20 yıl önce bu işi İfhamname adlı korsan broşürü yazıp tüm milletvekillerine, bakanlara ve siyasilere posta ile dağıtarak Abdülkadir Badıllı, Mesut Zeybek ve Rüşdü Tafralı yapmıştı. İşin garibi aynı korsan broşür içindeki FETÖ lideri Gülen’in evliya ilan edilip övüldüğü bölümler çıkarılıp, Molla Muhammed’e hakaret edilen kısımları genişletilip Ali Kemal Pekkendir tarafından yeniden dağıtılıyor! Bu alenen bir FETÖ faaliyetidir ve garip şekilde göz yumulmaktadır.
Molla Muhammed, FETÖ’ye karşı verdiği mücadele ve maruz kaldığı kumpas sonucu hapse düşmesine rağmen gösterdiği itidalle bu milletin yüz akıdır! İlmi çalışmaları dışında insanlarla ihtilat etmeyen, kalabalıklarla ve gösterişle işi olmayan kıymetli bir alimdir.
Diyanet’in 2019 tarihli o meşhur “Dinî-Sosyal Teşekküller…” raporunda Molla Muhammed’in hizmet tarzı övüldüğü için bu çete o gün de yine kazan kaldırmış, o raporun varlığının reddedilmesine yol açmışlardı.
Bugün artık inzivaya çekilmiş, gözleri görmeyen, kulakları da az işiten ve MS hastası olduğu için öz bakımını yapmakta bile yardımcılara ihtiyaç duyan bu kişiyi mağdur etmeye çalışmanın bir âlemi yoktur.
16 sene önceki kumpasta devletimiz olayı anlayamamış ve FETÖ’nün tezgahına engel olamamıştı. Ama bugün artık defalarca izah edip yazdığımız gibi her şey ayan beyan ortadadır. Yapılması gereken Molla Muhammed’in yanına görev gereği yerleşmiş ve Tahşiye Kumpası’nda “içeriden” rol aldığı belirlenmiş isimler ve onlara destek olan KÖZ örgütüyle ilgili tavır almaktır. Fon skandalı gibi bu konu da devasa boyuta ulaşmadan sönümlendirilmelidir. Renklenmiş FETÖ’nün “anofor” operasyonlarına göz açtırılmamalıdır.
Son söz: “İçinde yaşadığımız şu netameli süreçte, milletimizin her türlü grup, cemaat, cemiyet, parti, ideoloji ve mezhep bağlılığından soyutlanarak üzerinde durması gereken şey, Türkiye’mizin içerde ve dışarıda bir “ölüm-kalım” mücadelesi vermekte olduğudur. Çevremizi ateş çemberi sarmışken, içeride bizi bitap düşürecek, FETÖ’yle içli dışlı ve küresel sistemin aparatı haline gelmiş hiçbir yapılanma artık kabul edilemez. 10-15 yıl sonra, zihnen, bedenen ve siyaseten ABD, NATO ve İngiltere’ye bağımlı, başkalaşım geçirmiş “New Age Nurculuk” ya da “New Age FETÖcülük”le yüz yüze kalmak istemiyoruz.”