Gazeteci Adem Metan, Türkiye'yi sarsan fon soruşturması ve bu sürecin siyasete yansımaları üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben çarpıcı bir açık mektup kaleme aldı.
Metan, kaleme aldığı mektupta, son dönemde patlak veren fon soruşturmasının yalnızca doğrudan mağdurları değil, borsa üzerinden etkilenen binlerce insanı ve genel güven duygusunu derinden sarstığını belirtti.
Anadolu'da yaptığı görüşmelerde vatandaşların sessiz bir hayal kırıklığı ve rahatsızlık yaşadığını gözlemlediğini ifade etti.
AK Parti hareketinin ve kurulan siyasi hikayenin en büyük güvencesinin hala Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu, bu merkezin zedelenmesinin toplumsal güveni etkilediği vurgulandı.
Geciken her çözümün mağduriyetleri artırdığı ve siyasete duyulan inancı yıprattığına dikkat çekilerek, sorumluların hukuk önünde hızla hesap vermesi gerektiği belirtildi.
Maddi kayıpların telafi edilebileceği ancak insanların vicdanında açılan yaraların sarılmasının zor olduğu, bu nedenle adaletin bir an önce tesis edilmesinin şart olduğu ifade edildi.
"BU MESLEKİ VE TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR"
Mektubun sonunda sahada duyulan ve hissedilen sesleri duyurmayı bir borç bildiğini belirten Adem Metan, şu ifadelere yer verdi:
"Ben sahada gördüğümü, duyduğumu ve hissettiğimi paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm. Çünkü bazen bir vatandaşın devletinden beklediği en önemli şey, sesinin duyulduğunu ve hakkının sahipsiz kalmadığını bilmektir. Sayın Cumhurbaşkanım, bugün insanların beklediği tam da budur: Adaletin gecikmemesi, sorumluların hesap vermesi ve güvenin tesis edilmesi."
İşte Adem Metan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a mektubu...
Sayın Cumhurbaşkanım, Size Anadolu’nun dört bir yanını gezen, sahada insanlarla konuşan, vatandaşın gündemini takip etme gayretinde olan biri olarak seslenmek istiyorum. Bugün Türkiye’de fon soruşturması yalnızca doğrudan mağdur olanların meselesi değil. Borsa üzerinden dolaylı olarak etkilenen, birikimi zarar gören, geleceğe dair güveni sarsılan binlerce insanın da gündeminde. Elbette siz de bu süreci yakından takip ediyorsunuzdur. Ancak size samimiyetle bir gözlemimi aktarmak isterim. Sizin öncülüğünüzde başlayan AK Parti hikâyesinde, sahada karşılaştığım insanların en büyük güvenceleri olarak gördükleri isim hâlâ sizsiniz. İnsanların size duyduğu güvenin, saygının ve sizden beklentilerinin ne kadar büyük olduğunu sahada görmek mümkün.
Bu hikâyenin merkezinden siz çıktığınızda geriye ne kalacağı sorusu da tam burada önem kazanıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, Son yirmi yılı aşkın sürede çok zor dönemlerden geçtiniz. Bu ülke de sizin siyasi yolculuğunuz da nice kritik virajlar gördü. Bugün ise vatandaşın beklentisi çok açık: Fon meselesinin bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi. Çünkü geciken her çözüm, yalnızca mağdurların değil, siyasete ve kurumlara duyulan güvenin de yıpranmasına neden oluyor.
Sayın Cumhurbaşkanım, Anadolu’da yaptığım görüşmelerde bu meselenin artık yalnızca maddi kayıplarla sınırlı olmadığını görüyorum. İnsanların yıllardır taşıdığı inanç, adalet beklentisi ve güven duygusu da zedeleniyor. Üstelik bu mesele, yıllardır yanınızda durmuş, size inanmış ve güvenmiş insanların da kendi aralarında en çok konuştuğu konulardan biri. Bu insanların yaşadığı hayal kırıklığını ve sessiz rahatsızlığı sahada açıkça hissediyorum. Maddi kayıplar zamanla telafi edilebilir ama insanların gönlünde açılan yaraları sarmak çok daha zor. Bu yüzden adaletin gecikmemesi burada yalnızca bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda inancı ve güveni koruma meselesi. Anadolu’da gördüğüm tabloyu size aktarmak istedim. İnsanlar somut ve kararlı adımlar bekliyor.
Devletin gerektiğinde en ağır sorumlulukları üstlenebildiğini, vatandaşının hakkını korumak için harekete geçebildiğini görmek istiyor. Sizin vatandaşla kurduğunuz gönül bağını, merhametinizi ve gerektiğinde hesap sorma konusundaki kararlılığınızı bilen insanların beklentisi de bundan kaynaklanıyor.
İnanıyoruz ki bu mesele de hukuk ve adalet çerçevesinde çözüme kavuşacak. Ancak zaman geçtikçe mesele kendi bağlamından uzaklaşıyor ve AK Parti’nin yıllar içinde oluşan siyasi hikâyesine zarar verebilecek bir noktaya taşınıyor. Belki bu satırlar size hiç ulaşmayacak.
Ama ben sahada gördüğümü, duyduğumu ve hissettiğimi paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm. Çünkü bazen bir vatandaşın devletinden beklediği en önemli şey, sesinin duyulduğunu ve hakkının sahipsiz kalmadığını bilmektir. Sayın Cumhurbaşkanım, bugün insanların beklediği tam da budur: Adaletin gecikmemesi, sorumluların hesap vermesi ve güvenin tesis edilmesi.