Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten önemli açıklamalar

Adalet Bakanı Akın Gürlek; yemin töreninde CHP'nin kürsü işgali, İBB dosyası, suç örgütleri ve kamuoyunun merak ettiği daha pek çok konuya dair soruları canlı yayında cevapladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek; CHP'nin yemin törenindeki kürsü işgali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyası, suç örgütleri ve kamuoyunun merak ettiği daha pek çok konu hakkında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bakan Akın Gürlek'in açıklamalarından satır başları;

Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tesitler için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajıyla da desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Duaları esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma özellikle.

Biliyorsunuz 33 yıldan sonra Nevşehir'den ilk bir bakan seçildi. Özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum. Hayırlı bir program olmasını temenni ediyorum. Allah yer ve yardımcımız olsun. Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz. Gücümüz yettiği oranda hizmete hazırız. Heyecanlıyız. İnşallah heyecanımızla birlikte de yeni projeler getireceğiz.

"BU MAKAMIN SAHİBİ DEĞİL EMANETÇİSİYİM"

Biliyorsunuz ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak karşınızdaydım. İstanbul 17 milyonluk bir şehir. Bu şehrin başsavcılığını yapmak bana nasip oldu. Bu görev tevdi edilmişti. İnşallah görevi hakkıyla yapmışımdır. Öncelikli olarak beraber görev yapmış olduğum çok değerli savcı arkadaşlarıma, adliye mesai arkadaşlarıma tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum. Şimdi de biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın takdir ve tesitleriyle de Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanıyım. Şunu unutmamamız gerekiyor. 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım ben. Bu makamın sahibi değil emanetçisiyim. Adalet devletin namusudur. Zedelendiği yerde güven sarsılır. Güven sarsılırsa da kamu düzeni bozulur. Ben sadece bir siyasi kimliğin dışında adalet ihtiyacı olan 86 milyon vatandaşımızın yanındayım. Onların bakanıyım. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben onların yanındayım.

Adalete ihtiyacı olan kim varsa, hangi vatandaşımız varsa, haktan, hukuktan yana bir mağduriyet olan vatandaşımız varsa benim kapım herkese açık. Her siyasi partiye açık. Bunun öncelikli olarak bilinmesi istiyorum. Ben Türkiye'nin Adalet Bakanıyım. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının mağduriyetlerini dinlemek için bu göreve atandım. İnşallah da bu görevi layıkıyla yapacağım.
Daha önceki görevim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ydı. Orada verimli çalıştığımı düşünüyorum.
Verimli işler yaptığımı düşünüyorum. Bu saatten sonra da inşallah adalet bakanının olarak da hakkın, hukukun yanında olacağım. İhtiyaçları varsa, mağduriyetleri varsa, haktan, hukuktan yana onların yanında olacağım. 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Adaletin bu konuda hizmetçisiyim.

"ÖRGÜTLÜ BİR İŞ OLUP OLMADIĞINI BİLEMEM"

CHP'nin yemin törenindeki kürsü işgali hakkında da konuşan Bakan Gürlek, olayın örgütlü olup olmadığı sorusuna dikkat çeken ifadeler kullandı:

Benim için çok farklı bir ortamdı. Yani ben biliyorsunuz hâkim-savcı kökenliyim. Tabii birden siyasi bir göreve geldik. Önce Cumhurbaşkanımız kararname yayınladı; ertesi sabah Adalet Bakanlığına gittik. Sayın Yılmaz Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyorum hassaten emekleri için. Görev devir teslimi yaptık. Tabii biliyorsunuz Anayasa'nın 81. maddesi uyarınca bir usulü işlem olan Meclis'te yemin yapılması gerekiyor. Bu sadece usulü işlem. Cumhurbaşkanımızın kararıyla Adalet Bakanı olarak atanıyor, daha sonra da usuli bir işlem yapılması gerekiyor. Yemin saati 15:30 olarak belirlenmişti. Tabii yeminden önce biliyorsunuz Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey, Bekir Bey'e de teşekkür ediyorum. Aynı zamanda biz kendisiyle Bakan Yardımcısı olarak da çalıştık; Bekir Bey bakanlığı dönemindeydi. Önce ben Bekir Bakanımızın odasına gittim. Bekir Bey biliyorsunuz Meclis Başkanvekili. Bütün grup başkanvekillerimiz, yani sadece AK Parti değil diğer partilerin grup başkanvekilleri de oradaydı. Çok samimi bir ortam vardı, nezaketli bir ortam vardı. Herkes tebrik dileklerini, iyi niyet dileklerini ilettiler. Bu konuda nazik bir ortam vardı. Yani bu ortamdan sonra da biliyorsunuz Meclis kürsüsüne Sayın İçişleri Bakanımızla birlikte davet ediliyoruz. Sonraki olayları biliyorsunuz.

Tabii ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama o gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Yani burada şahısların bir sorunu yok; yani benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, yani biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Yani oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem.

"KURUMLARI YIPRATMAMAMIZ LAZIM"

Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yani buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nın yemin töreni var. Yani bizim kesinlikle yani çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek... Yani bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Yani bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım.

Yani birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra Meclis'in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar sizin üzerinize geliyor. Bir kargaşa var, hatta ben sonradan gördüm bir kitapçık fırlatılmış. Yani bunlar keşke yaşanmasaydı. Ya burada özellikle Zafer Bey, ben şunu ifade etmek istiyorum: Benim şahsım önemli değil. Ben naçizane bir insanım, Akın Gürlek'im. Ama burada Meclis çok önemli, yani Meclis bizim göz bebeğimiz. Adalet'in Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı bunlar kurumlar. Yani buradaki kurumların yıpratılmaması gerekiyor, Meclis'in yıpratılmaması gerekiyor. Yani özellikle Meclis'in asıl görevi biliyorsunuz, parlamentonun asıl görevi vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre kanun yapmak. Yani bu saygınlığı, kurumları yıpratmamamız gerekir.

Yani tam olarak o gün çok kalabalık bir ortamdı. Yani ben şahsi olarak el sıkıştığımızı, yani bütün dediğim gibi yani sadece CHP'li değil, AK Parti grup başkanvekillerimiz, diğer partilerden de grup başkanvekillerimiz, milletvekillerimiz herkes nezaket kuralları çerçevesinde el sıkıştı.

Beni yani hakim olarak da savcı olarak, Başsavcıvekili olarak da aramızdaki arkadaşlar tanırlar. Yani adliye ile sıkı çalıştığımız arkadaşlar var. Benim kapım herkese açıktır, yani parti gözetmeksizin. Ben az önce de söyledim; 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Yani mağdur ve hukuka ihtiyacı olan kim varsa benim kapıma gelebilir. Bu A partisi, B partisi, C partisi değil; benim kapım onlara da açık. Yani biz özellikle diyalog kapılarını kapatmamalıyız ve aynı şekilde dediğim gibi kesinlikle yani ben burada Adalet Bakanlığı'nı temsil ediyorum, kurumları yıpratmamamız gerekiyor. Her zaman gelirlerse yardımcı olacağımız bir şey varsa, onların da bir hakla hukukla sorunu varsa onlarla da görüşürüz. Yani burada görüşmeyeceğimiz bir şey yok.

"ŞAHISLARLA SORUŞTURMAYI KARIŞTIRMAMAK LAZIM"

Halihazırda devam eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasıyla ilgili de bilgi veren Gürlek, şöyle konuştu:

Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları... Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Yani bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp "takipsizlik" dediğimiz kararı verir. Yani sizin söylediğiniz dosyada da yani aynı şekilde parti içerisinden başvurular vardı, yani biliyorsunuz bunları. Bunlar zaten artık iddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor.

Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında "Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum" deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi "Para Kuleleri" dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani "Para Kuleleri"nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi.

İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım.

Yani buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.

"TANIK BEYANI YOK, MADDİ DELİLLER VAR"

Ben tekrar altını çizmek istiyorum; ben artık Adalet Bakanıyım. Yani burada kesinlikle Anayasa'nın 138. maddesi var. Yani yürüyen bir yargılama süreci var. Ben bu yani süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum; çünkü ben de hakim-savcı kökenliyim. Kesinlikle telkinde, talimatta bulunamam. Yani biliyorsunuz, iddianamede biz delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir şahıs yok. Yani maddi deliller var. MASAK raporları var, sizin dediğiniz gibi HTS trafikleri var ve para hareketleri var.

En önemli, yani isim vermeyeyim çünkü artık şey olduğu için şöyle; atıyorum Aziz İhsan Aktaş'ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki "Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar." Aziz İhsan Aktaş'a diyoruz ki biz; "Sen ispatla." O da diyor ki; "Benimle şurada görüştüler" diyor. Bakın, çok önemli. "Nerede görüştüler?" diyoruz; atıyorum "Ankara'da Otogar'da görüştüler" diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Yani şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş'ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz.

Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Ben para verdim" diyor. "Parayı nerede verdin?" diyoruz; "Burada" diyor. "Nereden çektin?" diyoruz; Balgat'taki bir banka şubesinden çektim" diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat'taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı" diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten sonra beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş'ın hesap hareketi ortaya çıkmış. Yani size şahıslarla anlatmak istemiyorum. Dosya kapsamında bunların hepsi tek tek analiz edildi; hem maddi deliller hem HTS kayıtları ve MASAK raporlarıyla. Yani tanık beyanları tek başına delil değil, zaten biliyorsunuz Yargıtay'ın da bu konuda beyanı var. Dosya kapsamındaki deliller, yani iddianame artık açıldığı için, gizlilik kararı kalktığı için tekrar söylüyorum, bunlar zaten iddianamede var. Kamuoyunda günlerce tartışıldı.

Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir, Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil.

143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz. Zaten tanıkların beyanlarında avukatları da var; yani okuyorlar. Yani hiç şu ana kadar siz duydunuz mu bir gizli tanık "Bana baskı yapıldı, zorla ifadem alındı?" Ben duymadım. Yani öyle bir şey yok. Ve kesinlikle bakın yani biz tanık beyanlarına göre işlem yapmadık.

MASAK raporları, az önce kısa bir olayı anlattım, bir eylemi anlattım; kesinlikle bunların teyitleri yapıldı ve bu gizli tanıklar mahkeme huzurda da dinlenecek. Yargılama başlayacak, söylediğiniz 19 Mart'ta herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Silivri 1 nolu... Heyet, yani uygulama usulü siz bizden daha iyi biliyorsunuz; önce sanıkların savunmaları alınıyor, avukatların beyanları alınıyor, daha sonra da delillerin tartışılması aşamasına geçiliyor. CMK 217. maddesi. Burada tanıklar da dinlenecek, hem açık tanıklar hem gizli tanıklar. Şimdi hem sanıkların hem sanık müdafilerin hem de katılanların yani mahkemeyi aracı kılmaksızın doğrudan soru sorma hakkı var. Yani bu soruları sorabilirler. Yani bu şekilde sizin söylediğiniz gibi gizli tanığa baskı yapıldı, öyle bir şey yok. Yani ne ben yaptım ne savcı arkadaşlarımız yaptı; zaten yargılama aşaması başlayınca da bunu göreceksiniz.

Etkin pişmanlık olayı önemli. Yani örgüt suçlarında biliyorsunuz etkin pişmanlık ceza indirim sebebi, yani bunu karıştırmamak lazım. Şimdi basında ben okuyorum, yani diyorlar ki işte "Bu adam bu kadar yılla yargılanıyor, nasıl dışarıda?" Bakın Zafer Bey, etkin pişmanlık hakimin takdirine göre bir ceza indirim sebebi. Hakim indirim oranını kendisi belirler. Yani şöyle olur; verdiği bilgiler faydalı bilgiler mi, dosyaya katkı sağlayan bilgiler mi, bunu tamamen hakim kendisi takdir eder. Yani çok fazla kişi başvurdu etkin pişmanlıkta, yani bir yerden sonra kırıldı. Ertan Yıldız ilk çıtayı kıran, Ertan Yıldız kendisi başvurdu, geldi cezaevinden iki üç defa aldık, avukatlarıyla aldık ve Ertan Yıldız samimi olarak beyanda bulunduktan sonra Ertan Yıldız da örgüt içerisinde önemli bir kişiydi. Beyanda bulunduktan sonra, tahliye olduktan sonra yani bir şey oldu; dediler ki "Ya biz de artık anlatalım ki bildiklerimizi, sonuçta o bir yargılama başlayacak, biz ileride ceza alacağız, biz de anlatalım, biz de bu kurumdan faydalanalım" dediler. Bu şekilde etkin pişmanlık sayısı arttı. Yani şu var; her beyanda bulunanı, her itirafta bulunanı biz bırakmadık. Yani mutlaka o bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Yani işte atıyorum "Ben şunu söyledim, ben bunu verdim, ben bunu gördüm" değil; bu bilgilerin tek tek teyit edilmesi gerekiyor. İddianamede de zaten etkin pişmanlıkta bulunan yazım itibariyle atıyorum beyanların altında tek tek teyit edilmişi vardır. Mesela etkin pişmanlıkta bulunan X isimli şahıs diyor ki; "Para verirken ben oradaydım" diyor. Biz ne yapıyoruz? Orada olup olmadığını o şahsın HTS baz istasyonu kaydıyla doğruluyoruz. Atıyorum ya da parayı diyor "Elden ben şu otele götürdüm, şu şahsa verdim" diyor; biz bakıyoruz otel giriş çıkış kaydı var mı, kamerası var mı, yani bunların hepsi etkin pişmanlıkla beyanda bulunanların hepsi tek tek tespit edildi, maddi delillerle tespit edildi. Az önce sorduğunuz soruya tekrar cevap vermek istiyorum; her itirafçı olan, her etkin pişmanlıkta bulunan tahliye edilmedi, beyanları dikkate alınmadı. Adem Soytekin halen çıkmadı mesela.

Türk Ceza Kanunu'nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman yani tek başına bulunması yetmiyor. Hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor. Yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek diye yapılan algı, haberler yanlış.

"MAHKEME SALONLARI SİYASET ARENASI DEĞİLDİR"

Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok. Ama Yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Yani burada yapılabilir. Mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir. Siyasi şov propaganda yapılamaz. Hakimler millet adına dosyadaki delillere göre vicdani kanaate göre karar verir. Yani bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Yani mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Yani ben ağır ceza başkanlığı yaptım. Uzun süre heyet başkanlığı yaptım. Yani önemli davalara bakmak nasip oldu. Kesinlikle hakimlerin, hakimler yani bu propaganda adında etkilenmez. Çünkü hakimler, mahkemeler Yüce Türk Milleti adına karar verir. Kararlar bu şekilde alınır. Mahkemelerde siyasi propagandaların yapıldığı yerler değildir. Dosyadaki delillere göre ve mahkemedeki heyetin, mahkeme heyetin oluşacağı vicdani kanaate göre yargılama yapılır. Karar verilir. Yani illa mahkumiyet çıkacak diye bir şey değildir.

Yani beraat da olabilir, mahkumiyet de olabilir. Ama özellikle bunun altını çizmek istiyorum. Siyasi propaganda yeri değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkemeler bundan etkilenmez. Ben hakimlik de yaptım. Yani bu heyet başkanlığı yaptım. Önemli davalara da baktım. Mahkeme başkanlığı döneminde. Kesinlikle maddi delillere göre hakimler, Türk Milleti adına karar verir. Hakimler Türk Milleti adına yargılama yapar, Türk Milleti adına karar verir. Bu hususunda altını çizmek istiyorum.

Şimdi burada ben Sayın Bakan'ın bu açıklamalarından kendi adıma şöyle bir sonuç çıkardım. Demek ki bazen mahkeme salonlarında siyasi şova dönüşen durumlar söz konusu olabiliyor. Ki biz de bunu görüyoruz. Mesela insanlar da şunu merak ediyorlar. İçeriden mesela görüntüler çekiliyor. İşte basına servis ediliyor.

Yani büyük salonlarda da başkanlık yaptım. Yani özellikle büyük salon derken katılımcı sayısını, sanık sayısını fazla olduğu salonlarda yaptım. Şimdi şu yasak. Görüntü almak, görüntü kaydetmek kesinlikle Türk Ceza Kanunu'nda suç. Yani bununla ilgili de bildiğim kadarıyla en son bir duruşmada görüntü kaydı ortaya çıktığı zaman Bakırköy Başsavcılığımız, Silivri biliyorsunuz bölge olarak Bakırköy'e bağlı, soruşma başlattı. Bu kesinlikle suç. Yani içeriği normalde telefonun sokulmaması gerekiyor. Yani buna vatandaşla dahil, milletvekillerimizle dahil. Ama maalesef bunlar oluyor. Bunların olmaması lazım. Aslında kanun bunu yasaklamış. Suç yani. Bunun bir cezası var. Kesinlikle duruşma salonlarında görüntü alınamaz. Bu görüntüler dışarıya verilemez. Yani bunların yapılmaması lazım. Bunlarla ilgili de bu dönemde de gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Yani duruşma salonlarının kendine özgü bir havası vardır. Orada yargılama yapılır. Deliler tartışılır. Sanık savunmasını yapar. Avukatlar savunmaya katkı sunar. Savcı hem sanık lehine deliller varsa onları söyler. Hem sanık aleyhine deliller varsa onları söyler. Mahkeme heyeti de dosyadaki delillere göre bir kanaat oluşturur.

Bunların yapılması yanlış. Görüntülerin kaydedilmesi, dışarı alınması ve daha sonra da sosyal medyada bunların propaganda malzemesi yapılması yanlış. Bu suç.

"AVUKATLARLA İLGİLİ DÜZENLEME YAPACAĞIZ"

Ben Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Şimdi biliyorsun tutuklu ve hükümlü ayrımı var. Tutuklular da cezaevinde avukatla istediği zaman 24 saat görüşebilir. Yani gece 3'te de avukata gitse tutuklu ile görüşebilir. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Yani özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatla rahat bir şekilde görüşebiliyor. Ona şahsi notlarını verebiliyor. Mektubunu verebiliyor. Yani burada kanunda bu düzenleme yapılması gerekiyor. Biz şahıs bazı değil, bazı özellikle cezaevlerinden biliyoruz. Sabah 8'de geliyor avukat. Gece 24'e kadar. Yani 24 saat, 12 saat neyse bizzat sanıkla görüşüyor. Şüpheliyle görüşüyor. Yani burada mevzuatta bir eksiklik var. Özellikle tutuklularda avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi, bunların rahat bir şekilde dışarı gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde biliyorsunuz tutuklularda bütün mektuplar, bütün notlar cezaevi idaresi tarafından görüldü. Kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor. Ama tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor. Avukatlar aracılığı da diğer şahıslara verilebiliyor. Bu konuda bir yasal düzenleme yapılması lazım. Genel olarak yapılması lazım. İnşallah bu konuda da bu düzenlemeyi meclis irademiz, Meclisimiz bir irade gösterir. Bu düzenlemeyi yaparız. Evet doğru ya dediğim gibi tutuklarla ilgili bir mevzuat eksikliği var. Bununla ilgili de inşallah kısa sürede bir çalışma yapıp Meclis'e sunmayı düşünüyoruz.

"YASA DIŞI BAHİS İLLETİNDEN KURTULMAMIZ GEREKİYOR"

Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Bu konuda da çok hassas çalışmalar yürüttük. MASAK raporlarına, HTS kayıtlarına baktık. Bir futbolcunun bahis oynaması bizim kanunlarımıza göre suç değil. Suç olması için kendi maçına bahis oynaması gerekiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye'ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz. Şike soruşturmaları genişleyecek.

"HEDEFİMİZDE BARONLAR VAR"

Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var.

"SOSYAL MEDYADA ÇOK BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR"

Sosyal medyada maalesef çok bilgi kirliliği var. Ben hakimlik savcılık yaptığım süreçte de gördüm. Şimdi biliyorsunuz yargılamalar yapılıyor sosyal medyada. Yani hükümler veriliyor, kararlar veriliyor öyle değil. Gerçekte ki öyle değil. Yani burada hakim savcı arkadaşlar da özellikle linç ediliyor. Ya böyle bir şey yok. Yani hakim dosyadaki delillere göre karar veriyor ama sosyal medyada vay efendim o niye bırakıldı? Vay işte niye şu kadar ceza aldı? Ya burada sosyal medyada bilgi kirliliği var. Ya da şöyle deniyor efendim. Sosyal medyada haber olduğu için ceza aldı ya da sosyal medyada görünmediği için serbest kaldı gibi bir algı oluşturuluyor. Sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Yani bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastlar oluyor. Herkese itibar suikast oluyor. Hakim savcı arkadaşlar oluyor. Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyada ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.

"FETÖ DEVLET İÇİN BİR TEHDİT"

FETÖ yani bir tehdit. Devlet için bir tehdit, ülke için bir tehdit. Bu konuda ne gerekiyorsa zaten yapılıyor. Zaten yeni yapılanma da, yeni yapılanmanın üzerine de gidiliyor. Biliyorsunuz çok operasyonlar yapıldı.
Yani bu bizim gündemimizle yani FETÖ ile mücadele kesinlikle bitmedi. Halen devam ediyor. Sonuna kadar da gidilecek. Yani burada biliyorsunuz sürekli şekil değiştiriyorlar. İsim değiştiriyorlar.
Görüş değiştiriyorlar. Burada bütün başsavcılarımızla bu konuları zaten ayrı ayrı görüşeceğiz. FETÖ bizim kesinlikle kırmızı çizgimiz, ana gündemimiz. Bu konuda mücadelemiz aralıksız devam edecek.

"ALO ADALET HATTI KURACAĞIZ"

Adalet konusunda sıkıntıları ya da sorunları olanlar size doğrudan, Adalet Bakanı'na doğrudan ulaşabilecekler mi? Sosyal medyada kamuoyu oluşturan bazı bilgiler ya da görüntüler oluyor. Bunlara dair proaktif adımlar atacak mısınız? Bir planlamanız var mı efendim? Benim gördüğüm kadarıyla şu an en büyük sorun özellikle yargılamaların gecikmesi. Yani bu konu çok hassas, vatandaş çok mağdur. Yani bana talepler geliyor, sürekli olarak size de talepler geliyor. Bir boşanma davası, bir kira davası, bir kadastro davası çok uzun sürüyor. Kadastro davasını dede açıyor, torunu zamanında bitmiyor. Biz bu konuda çalışmalarımız var. HSK ile birlikte çalışıyoruz. Sıfır gecikme diye bir proje başlattık.
Özellikle nerede problem varsa o da sırada bazlı olarak bakıyoruz. Şimdi benim Yeni Adalet Bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum. "Alo Adalet Hattı" kuracağız.
İlk kez açıklıyorum. Biliyorsunuz zaten CİMER var, BİMER var. Bir şekilde ben Alo Adalet diye bir hat kuracağım. Nedir bu hat? Vatandaş atıyorum bir boşanma davası var. 17 celseden beri vatandaşın boşanma davası bitmemiş. Yani burada vatandaş mağdur artık bitmesini istiyor. Ya diyor bak 17 celse oldu diyor. Boşanamadım ya da bir kira davası var. 8 celseden beri kira davası devam ediyor. Burada vatandaş Adalet hattına ulaşacak. Bu telefonla da olabilir. Mail'le de olabilir. Aynı şekilde BİMER CİMER üzerinden de olabilir.

"ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ DÜZENLEME YAPACAĞIZ"

Bizim şu an yargı teşkilatımızda 212 bin personelimiz var. Katip arkadaşlarımız var. İcra personelimiz var.
Keza tehlikeye evlerinde görev yapan arkadaşlarımız var. Ben huzurumuzda fedakarca görev yapan, yurdun dört bir tarafında fedakarca mesai mefhumu olmaksızın görev yapan bütün adalet personellerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Özlük hakları ile ilgili ben içinden geldiğim için bütün adalet camiasının bir çalışma yapmayı düşünüyoruz. Çünkü adalet camiası gerçekten zor şartlarda fedakarca görev yapıyor. Ben bütün buradan adalet camiasının bütün neferlerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Yani gerçekten fedakarlık yapıyor. Cezaevinde çalışan bir personel de fedakarlık yapıyor. Adliyede görevli bir katip de evine dosta götürüp inceleyen, vicdanıyla mukayese eden bir hakim de fedakarlık yapıyor.

SSÇ İLE İLGİLİ DÜZENLEME MESAJI

Yani ceza kanunumuzda suça sürüklenen çocuk var. Sanık var. Yani burada dediğim gibi kavramlar değişebilir. Bu konuda 12. paket henüz çalışılıyor biliyorsunuz. Daha sonradan Meclis'e sevk edeceğiz.
O konuda çocuklarla ilgili düzenlemeleri ben de önemsiyorum. Özellikle suç işleyen çocuklarla ilgili. Onu da kavram değişikliği de yapabiliriz. İsim değişikliği de yapabiliriz.

GAZZE'DE SOYKIRIM DAVALARI

Bu süreci elbette takip edeceğiz. Biliyorsunuz bizim Sumud filomuz vardı. İnsanı yardım götüren Gazze maalesef çok kötü bir şekilde saldırıyordu. Hunharca, barbarca saldırıyordu. Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde hatırlarsınız 37 kişi hakkında yakalama çıkarttık.
Kırmızı mülten çıkarttık. Gazze bizim kırmızı çizgimiz. Bunu her ortamda da söylüyoruz.
Bu konuda gerekli bütün adımları atacağız. Daha önceden zaten başlayan bir süreç var. Yani İsrail'in barbarlığı, hukuk tanımazlığı belli ama bu süreçleri biz Adalet Bakanı olarak takip edeceğiz.
Daha önceden de zaten biliyorsunuz Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yakalama kararları çıkartıldı. Biz bu süreçlerin takipçisi olacağız.

"PARTİ KAPATMAYI AK PARTİ ZORLAŞTIRDI"

Bakın AK Parti siz dahi biliyorsunuz parti kapatmayı anayasada zorlaştığı zaten AK Parti'dir.
Yani siyasi partilerin kapatılması olmaz. Yani o sadece bir bildirimdi. Nedir bildirim biliyorsunuz savcı gereğini yapmak zorunda. Orada CHP'de söz konusu partinin hesaplarında işte il binasının satın alınması kurultay süreçleriyle ilgili biz bir usulsüzlük bulduk. Usulsüzlük bulduğumuz için bunu biliyorsunuz. Yargıtay Başsavcılığı siyasi partiler denetlemekte hükümlü. Biz bunu Yargıtay Başsavcılığı'na ihbarda bulduk. Ama tabii olayı maalesef farklı yerlere çektiler. Onunla ilgisi yok. AK Parti iktidarı bakın anayasa değişikliği yaptı. Siyasi partilerin kapatılmasını AK Parti iktidar zorlaştırdı. Kesinlikle böyle bir şey yok. Yani bu yanlış bilgi. Yani o tamamen yanlış bilgi.

"15 BİN YENİ ADALET PERSONELİ KAZANDIRACAĞIZ"

Lojman konusunu sağ olsun Sayın Bakanımız çok özverili çalıştı. Lojman aldık çok yerde, lojman aldık.
İstanbul'a artık insanlar daha çok tercih yapıyor biliyorsunuz. Hakim savcılar İstanbul'a gelmek istemiyordu yaşam şartlarından dolayı. Lojman sorunu çok şükür 60 ilde şu an çözüldü.
Yani buradan Yılmaz Bakanımıza ben tekrardan teşekkür etmek istiyorum. Çünkü büyük bir sorun.
Yani yargıda iyileştirme sorunu. Burada sadece hakim savcı değil, yargı camiası olarak, 212 bin kişilik camia olarak yapmamız gerekiyor.

İnşallah 15 bin kadro aldık. Onların yakın zamanda mülakatları ve başlamasını yapacağız. Hakim savcı yardımcılığı ve hakim savcı adaylığı ilanlarımız yapıldı. Onların da inşallah mülakatlarına başlayacağız. Cumhurbaşkanlığımız Strateji Başkanlığı bir kadro belirliyor, kadro veriyor. Daha sonra işte il bazlı olarak alımlar yapıyoruz. Bu konuda inşallah yani bir periyodik takvime göre 15 bin personel adalet camiamıza kazandıracağız. Aynı şekilde hakim savcı, yardımcılığı ve mülakatları da biliyorsunuz onlar da başlayacak.

Kaynak: Haber Merkezi

Gündem Haberleri