Açıklamalar arka arkaya geldi... Mimar Ece Gürel'in bulunduğu ilk anlar
Ece Gürel’in bulunduğu an, cep telefonuyla kaydedildi. Görüntülerde, ekiplerin büyük bir heyecanla Gürel’e ulaştığı, sağlık görevlilerinin hızla müdahale ettiği görülüyor.
Belgrad Ormanı’nda 2 Mart’ta yürüyüşe çıktıktan sonra kaybolan 36 yaşındaki mimar Ece Gürel, 3 gün süren aramaların ardından sağ olarak bulundu. Genç kadının dere kenarında uyurken ekipler tarafından kurtarılması, büyük bir sevince yol açtı. İşte olayın detayları ve Gürel’in bulunma anına dair bilgiler:
Arama Çalışmaları Sonuç Verdi
Ece Gürel, Kağıthane Gültepe’deki evinden 2 Mart Pazar günü “Belgrad Ormanı’na gidiyorum” diyerek ayrılmış ve bir daha haber alınamamıştı. Ailesinin ihbarı üzerine polis, AFAD, AKUT ve belediye ekipleri geniş çaplı bir arama başlattı. Üç gün boyunca termal dronlar, köpekler ve dalgıçlarla sürdürülen çalışmalar, 6 Mart saat 01:15’te mutlu sonla bitti. Gürel, ormanın sarp bir bölgesinde, dere kenarında uyur halde bulundu. Bilinci açık olan Gürel, ekiplerce uyandırıldı ve ambulansla hastaneye götürüldü.
Bu kez korkulan olmadı! Belgrad Ormanı'nda kaybolan Mimar Ece Gürel bulundu!
İstanbul Valiliği’nden Açıklama
İstanbul Valiliği, Gürel’in bulunmasıyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Belgrad Ormanı’na gezmek için giden ve kendisinden haber alınamayan Ece Gürel, 06.03.2025 saat 01:15’te sarp ormanlık alanda sağ olarak bulundu. AFAD koordinasyonundaki arama kurtarma çalışmaları sonucu bulunan Gürel, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.” Hafif yaralı olduğu belirtilen Gürel’in durumu iyi, ancak şokta olduğu gözlendi. Eşi Sezer Gürel’le telefonda görüştürülen genç mimar, ailesini rahatlattı.
Ekiplerin Sevinci Kamerada
Ece Gürel’in bulunduğu an, cep telefonuyla kaydedildi. Görüntülerde, ekiplerin büyük bir heyecanla Gürel’e ulaştığı, sağlık görevlilerinin hızla müdahale ettiği görülüyor. Günlerdir korku yaşayan Gürel’in yüzündeki şaşkınlık dikkat çekerken, eşi Sezer Gürel sevinç gözyaşlarıyla ekiplere teşekkür etti. İlginç bir detay: Gürel’in montu, telefonu ve çantası, bulunduğu yerden 14 kilometre uzakta, özenle katlanmış halde bulunmuştu; bu, olayın gizemini artıran bir unsur olarak konuşuluyor.