"Namaza başladım, hayatım değişti"
Bugüne kadar hakkında konuşulanlara rağmen suskunluğunu koruyan ünlü gazeteci Can Tanrıyar, ilk kez sessizliğini bozdu. Medya dünyasından yeni kanalına, Acun’dan, Tanju’ya, eski eşi ile yaşadığı acı dolu hayatından, kendiyle yüzleşmesine, hayatında merak edilen her şeyi Gazeteci Neşe Berber’e anlattı. İşte Can Tanrıyar'ın bilinmeyenleri...
Can Tanrıyar nasıl başladı medyaya?
Ben mesela Fenerbahçeli’yim ama Fenerbahçe muhabirliği yaptım, Beşiktaş’ta da hentbol oynadım yıllarca.Türkiye şampiyonu olduk. Farkındaysanız hep spor ile ilgilenmişim. 1975 yılında 15 yaşında gazeteciliğe başladım. Hentbol çok yeni gelmişti Türkiye’ye ozamanda ben futbol ve basketbol oynuyordum. Bir mahalle takımı olarak turnuva ya girdik, sultantepe mahallesi, sonrasında biz İstanbul şampiyonu olduk. Ne kadar başarılıyız dedik ve burda kalalım hep hentbol oynayalım dedik. Ozaman Milliyet gazetesinden bana teklif geldi babamın ilişkileri vardı senin oğlun oynuyormuş haftada bir bize yazsın dediler bende ozaman hentbol panoraması diye bir yazı yazmaya başladım. Sonra spor ekine hergün yazmaya başladım. Maç bitiyor ben hemen müdürün odasından arama yaparak milliyeti arardım bütün bilgileri verirdim özellikle hentbolculara yıldız verirdim herkese puan verirken kendime yıldız verirken normalden bir puan altta puan veriyordum. Demesinler ki bak kendine abartılı puan vermiş diye hatta az veriyorsun diyorlardı. Herhalde altında imzası olup kendine puan veren tek gazeteciyimdir. Kendim yazıp kendim oynadım o dönem uzun yıllar. Hakemler bana kırmızı kart verecek ya sessizce Can kusura bakma ama kırmızı kart vermek zorundayım sonunda benden yıldız alacak ya sıkılarak verirlerdi.
Futbol yazmak için beş yıl bütün bunları yazdım öyle Fenerbahçe muhabiri olmak kolay değil, bütün bunları yazdıktan sonra futbol için gidebildiğim yer vefa stadı oldu. Vefa’nın maçını yazmaya başladım en mutlu olduğum anlardı. Ondan sonra Karagümrük maçını yazmaya gittim hatta kalecilik teklifi aldım. Çünkü üniversite takımında ben kaleciydim. Gitmedim Karagümrük vefa’ya hem oynuyordum hem yazıyordum. Sonra 3.lig’te takımları yazmaya başladım.
Daha sonra sen bu kadar Fenerbahçelisin git bakalım bir maçına dediklerinde çok mutlu olmuştum. Antremanlar çok ağırdı ben hentbol oynarken, Beşiktaş’tan gitmek istedim ama rahmetli Seba zamanında vermemişti benim lisansımı. Halada oradadır. Daha sonra zamanımın çoğu dereağzında geçmeye başladı. Fenerbahçe’nin içinde okadar yer almaya başladım ki futbolcu transferlerinde bile yer almaya başladım.
Tanju’yu Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye kaçırdım.
O dönem başkan Melih Aşık’tı. Şampiyonluğu Galatasaray kazanmıştı. 6-1 mi ne öyle bir şey olmuştu ve 5 gol atmıştı Tanju kıyamet kopuyordu Türkiye’de, Metin Aşık beni aradı bu Galatasaray’ın şeyini indirmemiz lazım yapacak tek şey bu Tanju’yu alacağız. Üsküdar’daki evdeyim. Haklısın dedim başkan filan…ben birkaç yönetici ile konuşayım seni arayacağım dedi. Aradı ve 5 gol atmış bunun yanına yaklaşmak mümkün değil yaparsan sen yaparsın dedi. Dedim başkan başım bela’ya girer bütün taraftarlar filan dedi görünmek zorundamısın nasıl fenerlisin diyerek gazı verdi bana ne yap ne et bu adamı kaçır bu gece bu iş bitsin dedi.
Tanju o dönem benim çapkınlık arkadaşım.
Tabi ben spor’un içinden bir adam olduğum için futbolcuların içinde yaşıyordum. Tabi biz herşeyi ayırabiliyorduk, özel hayatlarını bilirdim ama yazmazdım. Futbol ile ilgili herşeyi de onlardan öğrenebiliyorudum. Çok iyi haberler çıkarıyordum her yıl spor ödülünü ben alıyordum. Haftanın dört beş günü manşet oluyordum. Benim çok uğraşmama gerek yoktu gazeteciler aradıklarında ben onların arabalarında oluyordum. Çok haber atlatırdım.
Neyse ben Tanju’yu aradım hadi baba kutluyoruz bunu
sen fenerlisin ne oldu böyle diye dalga geçmeye başladı. Tamam dedim kutlayalım ama beni alman lazım tamam dedi. Nereye geleceğim dedi, üsküdar’a gel dedim bir iş mi çeviriyorsun dedi yolda aldı beni nereye gidiyoruz dedi sultantepe’ye çıktık annemin evi var oturalım sonra kaçarız dedim. Tanju ile balkona geçtik oturduk. İçeri gittim geri geldim elimde bir Fenerbahçe forması bu ne dedi, Tanju Fenerbahçeli oluyorsun dedim şaka mı nerden çıktı diye cevap verdi Tanju. Ozaman Metin Aşık bana bir rakam söylemişti, demiştim beni paraya karıştırma yok sen önce bir gözünü boya demişti. Bizde mahcup olmayalım, Tanju ben Galatasaraylıyım, bende Fenerbahçeli olmak ayrıcalıktır iki 4milyon dolar transfer paran.
Ne diyorsun ya…
O zamanda Galatasaray’dan 2,5milyon dolar alıyor, büyük fark var arasında o paranın bir kısmı ile florya’da büyük villa almıştı. Gidemem dedi ben Galatasaraylıyım dedi. Bende evden başkanı arıyorum başkanda bana sen Can Tanrıyar’sın halledersin diyor. Yarın gazetelerde manşet olucak, fener transferler ile büyür filan diye bana anlatıyor ya napim diyorum adam Galatasaraylıyım diyor. O arada Tanju’nun kaybolduğu duyuldu.
Tanju kayıp….
Kayıp olduğu duyumununda yayıldığını nerden anlıyorum, Ben ozaman Sabah gazetesinde çalışıyorum, kardeşimde Milliyet spor’da çalışıyor evi aradı anne gelemiyorum Şansal abi hepimizi dikti çok iş var. Ne oldu diyor bu Tanju’yu kaçırmışlar Şansal abi napın edin bulun dedi. Kardeşimi bıraksa eve gelse evde bulacak zaten, ama çıkarmıyor. Annemde hiç karışmıyor söylemiyor bir şey peki evladım diyerek kapatıyor. Bütün gazeteciler dağıldı her yerde kardeşim dahil Tanju’yu arıyor. Gece 3,30’a kadar evde oturduk Tanju’yu ikna ettim.
Nasıl ikna ettin?
Bunu söylemem doğru olur mu bilmem ama Hülya’yı aradı. (Hülya Avşar) doğru oldu mu bunu demem ama
Bilmiyorum ama dediniz bile…
Yani evet dedim
Aman ne var Can bey bilmeyen mi var herkes biliyor zaten…
Evet
Hülya Avşar ne dedi?
Git dedi…kesin git dedi..
Bu arada Metin Aşık beş dakikada bir arıyor, olmadımı diye, dedim başkan beş dakikada bir arıyorsun daha başkan farkında değil saat geçmek bilmiyor. En son 3,30 civarı aradım dedim başkan galiba oluyor. Bütün yönetim kuruluna haber veriyorum dedi. Herkesi kulübe topluycam sen tamam dediğinde, Aziz abiler filan da ozaman yönetimde. Herkesi aramış Can’dan yani benden haber bekliyor herkes. Hiç unutmam saat 4’e doğru acaip bir yağmur başlamıştı Metin abiye şöyle bir telefon ettim, Konuşamıyorum başkan tek bir cümle edicem Tamam geliyoruz. Peki dedi hepimiz kulübe gidiyoruz gelmezseniz rezil oluruz dedi. Bütün basın duymuş telefonum durmuyor inşallah dua edin dedim.
Üsküdar’dan Kızıltoprak’a gideceğiz kulübe, arabayla 10 dakika ama gidemeyebiliriz tabi adam değişik bir adam. Benim içim gidiyor çıktık yola Tanju’nun telefonu hiç durmuyor hiç, biri kapatıyor biri arıyor geldik Fenerbahçe’nin bir girişi vardır orda bir ağaç vardır, o ağacı gördük nasılda yağmur yağıyor o ağacı bir dönsek iş bitecek kulübe gireceğiz az kaldı panik yapma diyorum kendime ama her an değişebilir fikri çünkü yolda şöyle gidiyor ‘doğrumu yapıyorum yanlış mı’ diye diye
Başkana dedim geldiğimiz anda bu adamı kelle paça yanımdan almanız lazım, niye dedi siz bu adamın şu anki ruh halini bilmiyorsunuz dediğimi yapın…bir de bunu söyledim.
Tam geldik bir telefon Galatasaray’lı yönetici Yurdeşen Karahasan açma, açma filan diyorum, ama açtı Tanju Yurdeşen abiyi çok severim açıcam dedi. Tanju anlattı işte şu kadar veriyorlar filan kendi kulübüne kızdı, gerekirse ben sana vericem o parayı demezmi, işte herşeyin bittiği an.
Bunu duyunca ben hiç yapmayacağım bir şey yaptım ayağımı çıkardım gaza bastım. Tanju’nun ayağının üstünden bastığım için arabayı kontrol edemiyor, bütün konsantre gitti telefonda çek ayağını diye bağırıyor ama bırakmadım yapıştım direksiyona sağa çevirdim ordan kulübün içinde bulduk kendimizi. Bu artık kulübün kapısının önüne girince ayağımı çektim. Sen delisin ya dedi bana. Bütün basın uyanmış herkes arıyor Tanju kayıp bir kişi daha yok Can Tanrıyar yok ortada ve herkes anlamış bütün gazeteciler külubun kapısının önüne gelmiş. Şak şak şak diye fotoğraflar çekilmeye başlandı Tanju kaldı öyle ve dedim ki arkadaşlar gözüm Fenerbahçe’den başka bir şey görmüyor çekilin diye bağırdım ne duruyorsunuz alın dedim. Tanju arabadan çıktı ayakları yerden kesildi havalandı kulübün içine aldılar. Ben nasılım bilemezsin sanki kulübün sahibi gibiyim kapıları kapatın içeri sokun diye bağırıyorum. Artık odaya girince Metin Aşık, Aziz Yıldırım filan onları görünce artık anladı yapacak bir şey kalmadı. Gazetemde beni arıyor, haberi hazırlayın baskıyı bekletin demiştim. Ertesi günü acaip bir şekilde hikayesi ile birlikte yazacaktım. Sabah çıktığımda 6,30 filan dı eve gittim, sinirlerim kaldırmadı eve gittim.
Sabah telefonum çalıyor Tanju arıyor.
Ulan bizi fenerli yaptın kendin kayboldun diyor bana nerdesin dedi evdeyim yatıyorum rüya gibi dedi bana aldınmı paranı çekini filan diye sordum tamam işte dedim. Her şey tamam dedi hadi hayırlısı dedim. Tanju Çolak’ı Fenerbahçe’li yapmış oldum böylelikle…
Acun Ilıcalı sizinle mi çalışıyordu?
Acun Fenerliydi ama Beşiktaş muhabirliğini yapmıştı ondan o maçları takip ederdi. Acun biz kanala geldiğimizde spor muhabiri olarak çalışıyordu sonra televole de muhabir olarak çalışmaya başladı. Daha çok Beşiktaş maçlarında saha kenarında futbolcularla röportaj yapıyordu. Ben ona her zaman ısrar ederdim senin yeteneklerin çok daha fazla orda kalma diye.
Acun çok uyuyordu, arşivlerde uyurken yakalardım hep onu. Ben ona hep ısrar ediyordum yurtdışına gidip format bakması için araştırma yapması için yani beş senesini boşa geçirdi hayata başka bakıyordu, hayata belki de bir kızgınlığı vardı ailesinin yaşadığı kazadan belkide gelecek yok gibi görüyordu günü birlik yaşıyordu.
Ben onu hep zorla zorla hadi bak Ibiza da güneş çok güzel doğuyormuş diyerek gönderiyordum. O yüzden onun Amerika’ya Avrupa’ya dünyanın her yerine gitmesini sağlardım. Biz Acun’u her hafta dünyanın bir tarafına gönderiyorduk. Oralarda yaptığı çekimlerde Televole’nin en güzel köşelerinden biriydi. Yaklaşık 13-14 dakika yaptığı o röportajları yayınlıyorduk. Onu istemiyordu zorla yapıyordu Acun onları o illaki spor röportajları yapmak istiyordu.
Ben onu mesela gönderiyordum bir hafta kalması gerekiyordu Miami’de bir bakıyordum pazar mesela maç izlerken tv’de aa acun burda olamaz diyordum
Acun Miami’de ama o meğerse dönmüş gelmiş. Diyodum iki tane mi var Acun’dan herzaman kandırıyordu beni. Bir bakıyordum napmış ne etmiş Pazar günü gece uçağına binmiş Beşiktaş maçına yetişmiş. Böyle yapa yapa alıştırdım onu formatlar bakıp geliyordu yurtdışında bunun çok faydasını gördü onun hayatını da değiştiren varmısın yokmusun değiştirdi. İlk başlarda kötü gidiyordu. Tam kaldırılacağı hafta yarışma patladı.
Acun nankör değildir. Unutmaz bu günleri daha üç gün önce aradı konuşuruz. Acun yarışma kanalı oldu ve tek olarak yürüyor çok başarılı oldu.
Futbol magazin olan Televole ile başladım ben aslında, Uçankuş tv ise 2008 de yapılmasını planlamıştım. Futbolcular ile o dönemde daha rahat herşeyi yapabiliyorduk
Bizde o arada uçankuş’un haftada bir yapılacak bir program olamayacağına karar verdik. Artık bir haberi çek haftasonu yayınla devri bitti. Artık internet ile birlikte çok hızlandı herşey. Anlık olmaya başladı. Bu durum televizyon kurmaya itti bizi aslında 2008 de kurmayı düşündüm ama 16 ay önce kanalı kurdum. Çok hızlı girdik her yere sadece magazin kanalı olmaktan çıktık herşey var içinde Türkiye’nin ilk ve tek sosyal yaşam kanalı olduk. Tam bir master kanalız artık. Haber’den spor’a kadar herşey var. Spor programını alışılmışın dışında hanımlara emanet ettik, çok da iyi tepki alıyoruz.
Ajda Pekkan’a nasıl kabul ettirdiniz kanalda program yapmasını?
Ajda Pekkan bir star ne yapsa örnek oluyor, bütün kanallar peşinde hayatına baktığınızda yaptığı herşey moda olan bir sanatçı böyle biri daha yok Türkiye’de. İnanılmaz bir öngörüsü ve hisleri var, bundan 6 ay önce bana dediki kanalı izliyorum, çok hoşuma gidiyor, bir müzik programı var beğeniyorum, sen al çocuğu da çocuk dediğide Sinan Akçıl, ben onunla uçankuştv’ye program yapıcam dedi. Kendi kendine teklif etti, bu kanal tek olacak, ben ne gerekiyorsa yapacağım stüdyoyu filan kendi çizdi renklerini belirledi ve başladı. İki programda bırakır dediler, 13 bölümün hepsini çekti büyük bir titizlikle.
Magazin tarafını bırakmayacağız yeni bir kanal kuracağız. Uçankuş olacak onun da adı.
Biz kanal olarak insanları eğlendirmek ve bilgilendirmek için yayın yapıyoruz, sizin bilmemeniz gereken birşeyi yayınlamıyoruz.
Can’ın haberleri yok burada, ben patronluk asla yapmıyorum. Geldiğim yeri anlattım size. Burda patron yok müdür de yok, herkes kendi işini yapar, hiyerarşi yok burada,
Televole yaparken ben çok taklitleri çıkmaya başladı ve marka çok yıprandı, sonrasında Uçankuş başladı, herkes marka olmaya çalışırken ben markalardan kaçmaya başladım.
Kanal özel hayatımı baya etkiledi, zamanım burada geçiyor, hiç birşeye zaman bırakmadı. Artık yemeğe filan bile çok az çıkıyorum. Zaten hayatımı değiştirdim. 2,5 yıldır hayatımı tamamen değiştirdim, içkiyi bıraktım artık namaz kılıyorum, zaten böyle olmasaydı bu işleri yapamazdım.
Çapkın biri miydiniz?
Aynen öyleydim, içkiyi seviyordum, yemeği seviyordum gezmeyi seviyordum. O bir değişim bıkarak bırakmadım, hatta hiç bıkmadım, kafa değişikliği ile bıraktım. Hiç aramıyorum içkiyi, böyle çok mutluyum.
Daha önce hiç bilmediğim bir yerdi ev…
Eve girmezdim, şimdi evden çıkmıyorum. Evi sevdim, çok enteresandır. İki defa evlilik yaşadım evden nefret ederdim eve gitmezdim, şimdi bekarım ve eve bayılıyorum. Bekarım ve evi seviyorum.
Acaba evliliği mi sevmemiştiniz?
Bilmiyorum bazen kendimi sorguluyorum, yani şimdi bekarım ve eve gidiyorum köpeğim bıcır gelsin onunla ilgileniyorum. Hafta da bir gün dışarı çıkmaya çalışıyorum. Oda zaten sürekli televizyonu açan telefona bakan takip eden böyle manyak bir durum..
Geçmişe baktığınızda şunu da yapmasaydım dediğiniz bir şey var mı?
Yaşadığım 2,5 yıl önceki evrim den sonra büyük bir değişiklikten sonra hiç pişmanlık duymadım yaşadıklarım için benim hayatımda öyle bir şey yok, evrim öyle oluyor düne dönerek bunu niye yaptım diyerek olmuyor, evrim herşeyi kabul ederek oluyor. Onlar yaşandı ve bitti…
Bu soruyu sormam gerekebilir, daha önce ki evliliğiniz ile ilgili çok yazılıyor çiziliyor, belki bir şey söylersiniz?
Yok o konuyla ilgili hiç konuşmuyorum.
Peki size torpil geçiyorum konuyu kapatıyorum.
Yok konuşmuyorum ki zaten, benim yeni bir hayatım var çoktan beri yani.
Ben 2,5 yıldır hayatımı değiştirdim, hiç kimseye kinim, öfkem yok. Allah bana çok büyük bir şey kısmet etti, öbür dünyada yaşayacağım şeyleri bir fırsat verdi, ve 2,5 yıl önce görmemi ve aydınlanmamı sağladı.
Böyle ölmek istemezdim eğer ölseydim pişman olacağım şey bu olurdu.
Nasıl yani.
Bu evrimi geçirmeden ölseydim, ölürken pişman olurdum. Bu hale gelmeden ölmek istemezdim. Tam tersi Allah’a hep şükrediyorum. Gözümü açma imkanı verdiği için, algımı yükseltiği için bunları görmemi sağladığı için hep Allah’a şükrediyorum. Yaşattıklarına da teşekkür ediyorum.
Hayatını sadece rakı ve balık üzerine kurmuş bir adamı değiştirmek mümkün değildir, mümkün değildir.
Ya hastalanır ya içkili kaza geçirir, ya da böyle şeyler yaşar, benim hiçbir sağlık problemim yokken gözümü açmamı sağladı, hergün bir büyük rakı içen biriyken, şimdi bir yudum ağzıma koymuyorum, imrenmiyorum da. Artık bir yudum değil rakı, viski, şarap bile hiç birini ağzıma koymuyorum.
Ne oldu da böyle bir değişim yaşadınız?
Ya bir anda haketmediğimi düşündüğüm ve yaşadığım kötülüklerin olayları çözdüm ve Allah’tan geldiğini düşündüm. Daha önceki hayatımda yaptığım şeylerin bedelini ve ahını aldığımı düşündüm ve bitececeğini düşündüm,
Esas eşim vefat etti, onun üzüntüsü bana sonradan vurmuştu.
Onun ahını aldığını mı düşündün?
Düşündüm ve onun bedelini ödemem gerektiğini düşündüm, evet bir bedel vardı, bedel ya ölümden sonra ödenecekti, ya da burda ödenecekti.
Ben Allah’tan burda ödemek istediğimi paylaştım. Dönüp bedel vermek istiyorsunuz, hatta o gün çok gülmüştüm kendime sonradan. Çok sevdiğim köpeğim karşımda duruyordu, ona baktım, dedim ki kendime bunu bu kadar çok seviyorum hz. İbrahim gibi bunu keseyim.
En sevdiğim şeyle bedel ödemek istedim, sonra dedimki tamam bedel ödeyeceğim diye de onun günahı ne..dedim ve vazgeçtim. sonra kendime güldüm nasıl böyle bir şey düşünebilirim diye. O anda hayatımda çok sevdiğim biri olsa bile bırakırdım. Aslında insan en sevdiği şeyi biliyor, biliyor da konuşmak istemiyor.
Yüzleşmek çok zor… o anda ben gözüm açıldı ve öbür dünyaya bırakmayacağım dedim.
Hayatında çalışmasının tek amacı içmek yemek olan biri için içkiyi bırakmak çok büyük bir şey, adamın amacı bu adam böyle öğrenmiş, adam 1975 den beri hep böyle yaşamış başka bir hayat bilmiyor. Ramazan hariç hep böyle yaşanmışım.
Sonradan anladım alkoliklik kolay…
Tedavi oluyorsunuz, keyif için içmek başka bir şey, öbüründe tedavi oluyorsunuz, ben keyif için içiyordum, hayatında en çok sevdiğin şey ne diye sorarsan hadi gidelim içelim, hep bu benim çalışmamın yıllarca uğraşmamın nedeni hep bu içelim, yiyelim, şarkı söyleyelim çok mutlu oluyordum böyle. Hayat amacım buydu, herşeyim buydu, şunu alayım bunu alayım hiç önemli değildi, beni onlar mutlu etmezdi. Ben hayatımı verdim, bedel vereceğim şeyi buldum. Dedim ki bu rakıyı bırakacaksın arkadaş, ne yaparım bırakırsam çıplak kalırım. Döndüm ve kararımı verdim kendi kendime çocuklara söyledim, güldü geçtiler inanmadılar bana.
Namaz kılmaya başladım.
Kendime şunu söyledim beş vakit namaz kılarsan bundan korkma o gece iki rekat namaz kılarak başladım.sonra onüç rekat yatsı ile başladım, o günden sonra ben beş vakit namaz kılıyorum. Namaz bütün kötülüklerden beni koruyor. Namaz la benim ruhum tedavi oluyor, her sıkıntıya düştüğümde allah bana yardım ediyordu. Böylelikle çok kişinin hayatına da dokundum, Can bırakırsa biz de bırakırız diyerek bırakan çok oldu.
Aydınlamam için benim ödediğim bir bedeldi bu, öbür dünyaya gittiğimde bir bedel daha ödemem gerekirse onu da orada ödeyeceğim. Ben mesela şöyle bakamıyorum, eskiden kadının ölmesine neden oldum, bak göçtü bu dünyadan. Şimdi Allah’ın sevgili kuluymuş ki yıllarca beni izlemesin böyle diye gitti öbür dünya’ya, Allah benim ona yaşattığım ızdırabı daha fazla yaşamasın diye sen gel buraya dedi. Düşünsene benim bu hayatım o öldükten sonra 6 yıl daha devam etti, yaşasaydı 6 yıl daha çekecekti. Allah aldı onu yanına.
Kadını öldürdün diyorlardı bana o zaman, bende öyle düşünüyordum. Niye bunları yaşadım, niye bunları çektim sanıyorsunuz, çok üzüldüm çok pişman oldum, içkiyi iyice azıttım, pembe görmeye çalıştım hayatı
Bir şarkı yazdınız yakarım canını diye bu şarkıyı ne zaman yazdınız?
Bu sözleri rahmetli eşimin düşüncelerini hissetmeye çalıştım empati yaptım, bu şarkıda Ajda Pekkan’a nasip oldu ben onu birisi okusun diye yazmadım bir kadın şarkısı eşim bana söylüyor gibi düşünerek yazdım.
Bu aşk yaktı canımı
Hiç mi düşünmedin giderken yarını
Sen yine benim aşkım olmayacaksan
Yaktığın kadar yakarım canını
Yakarım canını,,(yandı canım hem de çok yandı)
Sen sonunda beni gelip alacaksın (evet gidip onu ben aldım nerden vefat etti gittim teşvikiye caminde onu aldım)
O gün aşk deliliktir anlayacaksın (evet kadın o aşkla kendi kendini kanser etti öldü)
Aşk bu oyun değil anlayacaksın
Ağlayacaksın arayacaksın (ama yok, telefonumda hala onun numarası var, şafak diye yazar istersen ara…)
Anlatacaksın
Aşkı bana
Oda oldumu oldu, ben gözüm açıldıktan sonra Zincirlikuyu ya gidip orda onunla konuşuyorum, ve ona aşkı anlatıyorum, senin için yazdığım şarkıyı Ajda Pekkan okudu, sen de yukardan dinleyebiliyorsun sen artık mutlusun bende artık kurtuldum Allah’ın sayesinde nasılsa orada buluşup konuşacağız, çok üstüme gelme diyorum ona.
Şafak’ın ahı tuttu…
Bende ona dua ediyorum, o da bana dua ediyor ki iyiyim şimdi, ölmeden beni affetmeseydi, ahı tuttu diyorum ben ona ama aslında ah etmedi bana, şafak ölmeden önce hastanede yatarken hep yanına gidiyordum, ben seni affettim, sen güçlü ol çocukları sana emanet ediyorum onlara iyi bak dedi.
Ama bir şeyi unutma dedi ben affettim seni ama sen bunları bir şekilde yaşayacaksın hazırlıklı ol dedi. O zamanlar çok kafayı takmıştım başıma ne gelecek diye, sonra dan geldi tabii
Onun beni affetmesi değil de, Allah’a bırakmak daha başka bir şey çünkü Allah’ın hesabı çok daha kötü bir şey, benim yaşadığım öyle bir şey oldu. O affetse de Allah bana yaşattı ona çektirdiklerimi. Siz affettim deseniz bile Allah size yaşattırıyor. Şimdi herşeye hazırım, oraya gittiğimde de yaşamaya hazırım.