17 Ağustos Depremi'nin 21’inci yıl dönümünde acılar hala taze
Türkiye'nin yakın tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen 17 Ağustos Depremi'nin bugün 21’inci yıl dönümü...17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem büyük yıkıma yol açmıştı. 17 Ağustos gecesi neler yaşandı? Kaç kişi hayatını kaybetti? Marmara'da nasıl bir deprem bekleniyor? Deprem uzmanlarının açıklamaları...Geçmişten günümüze İstanbul'da yaşanan depremler? İşte Marmara Depremi hakkında tüm gerçekler haberimizde...
1
55
1999 yılında 16 Ağustos'u 17 Ağustos'a bağlayan gece meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki yer sarsıntısı, Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. BBC Türkçe'de yer alan haberde, Merkez üssü Gölcük olan deprem, Marmara Bölgesi'nin genelinde hissedildi.
2
55
Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kırılmasıyla meydana gelen deprem, İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da can ve mal kaybına neden oldu.
3
55
DEPREM NASIL OLDU?
Türkiye'nin kuzey bölgelerden boydan boya geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen deprem, 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03:02'de başladı ve 45 saniye sürdü.
4
55
Depremin merkez üssü İzmit'in Gölcük ilçesi olarak açıklandı. Büyüklüğü de Richter ölçeğine göre ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından 7.6; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7.8 olarak ölçüldü.
5
55
Bununla birlikte, bugün genel olarak depremin büyüklüğü, ilk yapılan açıklamalarda duyurulan 7.4 olarak kabul ediliyor ve bu ölçü kullanılıyor.
6
55
17 Ağustos Depremi, büyüklüğü açısından Türkiye'de meydana gelen en büyük ikinci yer sarsıntısı olarak kayıtlara geçti. Derinliği 17 kilometre olan sarsıntıda yer kabuğunun sağa doğru hareket ettiği ve 120 kilometrelik bir hat boyunca kırıldığı tespit edildi.
7
55
Jeoloji Mühendisleri Odası, depremden 3 ay sonra yayımladığı raporda, fayın üzerinden geçen alanların ortalama 4 metre civarında sağa ve ileriye doğru kaydığını yazdı.
8
55
Aynı raporda, Gölcük'teki ana merkez üssündeki kırılmanın ardından aynı fay kuşağı üzerinde daha doğuda yer alan Arifiye bölgesindeki bir başka deprem üssünün de devreye girmiş olabileceğinin düşünüldüğü belirtildi.
9
55
17 Ağustos depreminden yaklaşık 3 ay sonra, bu kez 12 Kasım'da yine Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde merkez üssü Düzce olan bir başka deprem daha meydana geldi. 7.2 büyüklüğünde olan ve 30 saniye süren Düzce Depremi'nde 845 kişi hayatını kaybetti.
10
55
3 ay içerisinde meydana gelen büyüklüğü 7'nin üstündeki bu iki deprem, Türkiye'deki riskin ve özellikle de İstanbul'un güneyinden geçen fay hattında meydana gelmesi beklenen kırılmaya karşı alınacak önlemlerin daha fazla tartışılmasına neden oldu.
11
55
DEPREMDE KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, NE KADAR BİNA HASAR GÖRDÜ?
17 Ağustos Depremi, gerek nüfus yoğunluğu gerekse de ekonomik faaliyet açısından Türkiye'nin en önemli bölgesini etkiledi.
Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu.
12
55
Ancak bölge halkı, can kaybının çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Resmi olmayan kaynaklar, can kaybının 50 bin civarında olduğunu iddia ediyor.
13
55
İzmit Körfezi'nin güneyinde bulunan Gölcük, Değirmendere ve Karamürsel gibi bazı yerlerde sahile yakın kısımların depremle birlikte deniz sularının altında kalması can kaybı ve hasar tespitini zorlaştıran en önemli unsur olarak gösteriliyor.
14
55
Başbakanlık Kriz Merkezi'nin depremden birkaç ay sonra yaptığı açıklamaya göre, en fazla can kaybı yaklaşık 4 bin 500 kişi ile Gölcük'te oldu. Kocaeli'nde kayıtlara geçen can kaybı 4 bin olurken, Yalova ve Sakarya'da ise yaklaşık 2 bin 500'er kişi hayatını kaybetti. Depremin etkilediği İstanbul'un Avcılar ilçesinde ise 976 kişi yaşamını yitirdi.
15
55
Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nun Temmuz 2010'da yayımladığı raporda, depremde 364 bin 905 konut ve işyerinin yıkıldığı ya da çeşitli düzeylerde hasar gördüğü belirtildi.
16
55
Can kayıplarının önemli bir bölümü binaların yıkılması ya da ağır hasar almasının sonucuydu.
17
55
Jeoloji Mühendisleri Odası, 1999 yılında yayımladığı raporda, can kaybını artıran en önemli 3 unsuru şöyle sıraladı:
18
55
Aktif Fay Zonu: Aktif fay hattı önceden bilinmesine karşılık bu hat boyunca yoğun yapılaşma ve yüksek nüfus potansiyeli hasar ve can kaybını artırmıştır. Fay zonundan uzaklaştıkça özellikle yamaçlarda ve dağ eteklerinde hasarın olmadığı veya çok az olduğu görülmektedir.
19
55
Sulu Alüvyon Zemin: Bolu-Yalova arasında fay zonu ve yakın çevresi, son derece yumuşak ve gevşek tutturulmuş kil, kum ve çakıl depolarından ve alüvyon zeminden oluşmuştur. Bu tür zeminler mevcut deprem şiddetini birkaç misli artıracak olumsuz özelliklere sahiptir.
20
55
Yapım hataları: Bölge 1. derece deprem bölgesi sınırları dahilindedir. Hal böyleyken ve deprem yönetmeliklerine uyulması zorunlu iken, depremdeki ağır hasar ve yüksek oranlı can kayıplarının önemli bir bölümü de, yapım hataları, zemin şartlarına uymayan yanlış temel tasarımları, kötü işçilik ve inşaatlarda kullanılan yapı malzemesi hataları ve çürüklüğünden kaynaklanmaktadır.
21
55
DEPREMİN EKONOMİK ETKİLERİ NELER OLDU?
17 Ağustos Depremi, ekonomi üzerinde de çok ciddi olumsuz etkiler yarattı. Farklı kurumların yaptığı hesaplamalara göre, depremin ekonomik maliyeti 12 ile 20 milyar dolar arasında değişiyor.
22
55
Bu maliyeti Devlet Planlama Teşkilatı 15-19 milyar dolar, Dünya Bankası da 12-17 milyar dolar, Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) ise 17 milyar dolar olarak hesaplıyor.
23
55
Depremin ardından özellikle yeniden yapılanma çalışmaları nedeniyle dış kaynak ihtiyacı artarken, sanayi bölgesinde bir süre üretim faaliyetlerine ara verilmesi de ekonominin küçülmesine neden oldu.
24
55
Türkiye'nin en büyük petrol rafinerisi TÜPRAŞ'ta çıkan yangın günlerce sürdü. Bazı araştırmalar, 1999 depreminin yarattığı etkinin 2001'de ekonomik krizinin çıkmasında etkili olan nedenler arasında yer aldığını gösteriyor.
25
55
DEPREMDEN SONRA NELER YAŞANDI?
Depremin yarattığı ilk şokun atlatılmasının ardından ilk etapta arama-kurtarma faaliyetlerine, bir süre sonra da enkaz kaldırma çalışmalarına odaklanıldı.
26
55
Kızılay ve Sivil Savunma Birlikleri gibi kamu oluşumlarının yanı sıra Arama Kurtarma Timi (AKUT) gibi özel ve gönüllü gruplar da yardım çalışmalarında faal rol oynadı. Ayrıca, İngiltere, Yunanistan, ABD ve Japonya başta olmak üzere çok sayıda ülkeden yardım görevlisi geldi.
27
55
O dönemde Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) oluşturduğu koalisyon hükümetine depremin vurduğu yerlere yardım ekipleri ve malzemesi göndermekte geç kaldığı yönünde ağır eleştiriler yöneltildi.
28
55
Bazı yerlere kurtarma ekiplerinin ulaşması günler sürdü. Bazı noktalarda enkaz kaldırma çalışmaları aylarca devam etti. 17 Ağustos'un ardından deprem konusu Türkiye'nin en önemli gündem maddesi haline geldi
29
55
Bülent Ecevit başbakanlığındaki hükümet, gerek deprem sonrası yardım ve kurtarma çalışmalarında kullanılmak gerekse de depremin yarattığı ekonomik zararın etkilerini gidermek için bir dizi yasal düzenleme yürürlüğe koydu. Yapılan düzenlemeler arasında şunlar yer aldı:
30
55
Başta Özel İletişim Vergisi olmak üzere bir dizi yeni vergi getirildi ve bu vergilerin çok büyük bir kısmı halen yürürlükte bulunuyor.
20 bilim insanı ve araştırmacıdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu ancak bu Konsey 2007 yılında lağvedildi.
İstanbul'un birçok noktasına deprem konteynırları yerleştirildi ve toplanma alanları belirlendi. Belirlenen toplanma alanlarının büyük bir bölümü daha sonra imara açıldı.
31
55
Deprem sigortası zorunlu hale getirildi.
Türkiye genelinde arama-kurtarma ekiplerinin sayısı artırıldı.
İmar yasalarında bir dizi değişiklikler yapıldı. Depremin ardından yapıların depreme dayanıklılık esasları ve denetim kuralları değiştirildi. 2007, 2012 ve son olarak 2019 yılında yönetmeliklerde ciddi değişikliklere gidildi.
32
55
AÇILAN DAVALAR NASIL SONUÇLANDI?
Depremin ardından 170 kamu görevlisi hakkında görevi ihmal suçlamasıyla dava açıldı. Bu kişilerin bazıları görevden uzaklaştırılırken, bazı davalar da zaman aşımı nedeniyle düştü. Ayrıca yıkılan ya da zarar gören binaların müteahhitleriyle ilgili 2 bin 100 dava açıldı. Ancak bu davalarda verilen hükümler ertelendi veya zaman aşımı nedeniyle düştü.
33
55
Yalova'da inşa ettiği binaların önemli bir kısmı çöken ve 200'ye yakın insanın hayatını kaybetmesine neden olan müteahhit Veli Göçer'le ilgili yargı süreci sembol davaya dönüştü. Göçer, 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 7,5 yıl hapis yattıktan sonra 2011'de tahliye oldu ve geçen yıl kurduğu şirketle yeniden inşaat sektöründe faaliyet göstermeye başladı.
34
55
İstanbul'un Avcılar ilçesinde enkaz altından canlı çıkarılan ve boynunun üzerine düşen kolonla çekilen fotoğrafı nedeniyle depremin sembol isimlerinden birine dönüşen Ömür Kınay'ın 20 yıl süren hukuk mücadelesi de Nisan 2019'da sonuçlandı.
35
55
Anayasa Mahkemesi, 2015 yılında bireysel başvuru yapan Kınay'ın depremde enkaz altında kaldığı binanın ruhsatsız ve kaçak yapı olduğunun tespit edilmesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve kendsine 27 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
36
55
EN FAZLA EKONOMİK KAYIP YARATAN 6. DEPREM
Uluslararası Afet Veri Tabanı EM-DAT sitesinde yer alan bilgiye göre, 17 Ağustos, dünyada 1900-2009 yılları arasında meydana gelen depremler arasında 20 milyar dolar ile en fazla ekonomik kayıp yaratan 6. büyük deprem olarak belirlendi.
37
55
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL'DA YAŞANAN DEPREMLER
Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisliği’nin yayınladığı kitapta Türkiye’de varlıkları o zamanlarda da bilinen faylar hakkında açıklamalar yapılıyor, deprem bölgeleri konusunda ayrıntılı bilgiler veriliyor ve “Türkiye Deprem Bölgelerinin Tarifesi” başlıklı bölümde 2 bin yıl öncesinden bugüne kadar yaşanan büyük depremler...
- 29: Marmara tarihten önceki zamanlarda da sallanmıştı ama tarihçilerin hakkında detaylı bilgi verdikleri ilk deprem Milâttan sonra 29’da oldu. Sarsıntının merkezi Gemlik Körfezi idi; İzmit, yani o zamanki adıyla “Nicomedia” ile yine o devirde “Nicea” denen İznik yerle bir oldu.
- 1 Şubat 363: İstanbul’un etrafındaki geniş bir bölgede hissedildi ve zamanın Romalı tarihçileri hadiseyi “Bir felâket oldu” diye kaydettiler.
- 434: İstanbul dört ay boyunca sarsıldı, deniz surlarının bir bölümü yıkıldı.
- 26 Ocak 446: Sarsıntıdan şehrin bazı kapıları büyük hasar gördü ve deprem üç ay boyunca devam etti.
- 25 Eylül 477: İstanbul 40 gün boyunca aralıksız sallandı. Bir sonraki yılın Eylül’ünde yeniden büyük bir deprem oldu ve şehrin meydanlarını süsleyen heykeller devrildi.
- 15 Ağustos 553: İstanbul 40 gün boyunca tekrar sallandı. 554 yılının Temmuz ve Ağustos’unda da şehirde bir deprem fırtınası esti, Yedikule’nin etrafındaki surlar yıkıldı. Sarsıntılar tam bir yıl sonra yeniden geldi, bu defa kiliselerle surların geri kalan kısmı yerle bir oldu ve Marmara’da patlayan dev dalgalar şehrin iç kısımlarına kadar ilerledi. Aynı günlerde İzmit de sarsıldı ve baştan başa yıkıldı.
- Ekim-Kasım 557: Bu defa yeraltı gürültüleri, şiddetli bir fırtına ve yağmurla gelen deprem günlerce devam etti. O devrin tarihçileri, “sarsıntıların şiddetinden gökteki birkaç yıldızın bile yer değiştirdiğini” yazdılar.
- Ocak 1010: Ocak’ta başlayan sarsıntılar Mart’a kadar hiç kesilmedi. Depreme yeraltından yükselen korkunç gürültüler de iştirak etti ve bugün Fatih Camii’nin yerinde bulunan büyük kilise yerle bir oldu.
- 1034 ilkbaharı: Şehir tam 140 gün boyunca beşik gibi sallandı. Binlerce evde ve kiliselerde büyük hasarlar oldu.
- 18 Aralık 1037: İstanbul aralıklarla üç defa sarsıldı. Bu tarihten başlayarak 1040’a kadar şehirde dokuz büyük deprem oldu. İnsanlar yiyecek bulamadılar ve açlığın ardından salgınlar çıktı.
- 23 Eylül 1063 veya 1064: İstanbul, Trakya’nın hemen hemen tamamı, Erdek ve İznik iki yıl boyunca sallandı.
- 14 Eylül 1509: Artık Osmanlı’ya başkentlik etmekte olan şehir, bu defa 18 gün devam eden bir âfet yaşadı. Şehrin alçakta kalan mahallelerinde çok büyük hasarlar oldu, 109 cami ile 1070 ev yıkıldı. Kara ve deniz surlarıyla Topkapı Sarayı’nı çeviren duvarlar kısmen çöktü. O zamanın kayıtlarına göre 13 bin kişi can verdi ve sayısı bilinmeyen çok sayıda İstanbullu açılan yarıklara düşüp kayboldu.
- 12 Haziran 1542: 40 günlük sarsıntılar yeniden geldi.
- 1718’in yaz ayları: İstanbul üç gün boyunca cehennemi yaşadı. Yalı Köşkü ve etrafındaki binalar yıkıldı, Edirnekapı ile Yedikule taraflarındaki surlar yerle bir oldu. Birçok camiyle hamamın kubbeleri çöktü, sokaklar bina enkazlarından yürünemez hale geldi. 1719’un 5 Mart’ında gelen bir başka deprem ise 30 gün sürdü. Aynı senenin Mayıs’ında ise, bu defa İzmit tamamen yıkıldı ve sayılabildiği kadarıyla 1000 kişi can verdi.
- 3 Eylül 1763: Sarsıntı altı gün devam etti, Fatih ve Bayezid camilerinin kubbelerini çökertti, sonra 23 Aralık’ta tekrar geldi. -
- 23 Nisan 1766: İstanbul, tarihinin en büyük deprem serilerinden birini yaşadı. Merkezi Marmara Denizi olan ilk sarsıntı Çorlu ile Büyükçekmece’yi yerle bir etti. Şehir, Mayıs’ta yeniden sallandı ve birçok caminin kubbesi yıkıldı. O yılın sonbaharı hiç bitmeyen sarsıntılarla geçti. 5 Eylül’de İzmir harab oldu ve âfet 1767 Kasım’ında tekrar İstanbul’a döndü, Vezirhanı’nın ve Bayezid ile Fatih camilerinin kubbeleri çöktü. İstanbul’un yanısıra İzmir de bu tarihten sonra 28 yıl boyunca durmadan sallandı. Deprem fırtınasının son sarsıntısı 1795’in 29 Nisan’ında yaşandı ve şehir 15 Ağustos 1803’teki hafif depreme kadar yaralarını sarmaya çalıştı.
- 10 Temmuz 1894: Şehir ardarda üç defa sarsıldı. Kapalıçarşı çöktü, Sirkeci rıhtımında 40 metrelik yarık açıldı, deniz suyu ısınıp kaynar hale geldi, suların kıyılardan açığa doğru çekildiği görüldü ve binlerce ev yıkıldı. Depremin artçıları aylarca devam etti ve Edirne’den Marmaris’e kadar uzanan geniş bir alanı haftalar boyunca salladı.
- 17 Ağustos 1999: İşte hiç unutamadığımız o acı tarih.ocaeli’nde 9 bin 477, Sakarya’da 3 bin 891, Yalova’da 2 bin 504, İstanbul’da 981, Bolu’da 270, Bursa’da 268, Eskişehir’de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi olmak üzere toplam 17 bin 480 kişinin can verdiği büyük felakette yüz binin üzerinde insan da evsiz kalmış, yaklaşık 24 bin kişi yaralanırken, birçok kişi de sakat kalmıştı. Sadece Kocaeli bölgesinde 17 bin civarında bina depremin ilk dalgasında çökerken, 91 bin konut orta hasar, 102 bin 822 konut az hasar gördü.
38
55
MARMARA'DA NASIL BİR DEPREM BEKLENİYOR?
Son depremler sorulan şu soruyu tekrar hatırlattı: İstanbul'da deprem olacak mı?
İşte Türkiye'nin önde gelen deprem uzmanlarının görüşleri;
39
55
"HERKES GİBİ BEN DE KORKUYORUM"
Prof. Dr. Naci Görür, olası Marmara depremiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. Marmara depreminin eli kulağında olduğunu söyleyen ve "Hepimiz insanız, çok korkuyorum" ifadelerini kullanan Görür'ün yaptığı açıklamalar ise şöyle:
"99 depremlerini yaşarken Etiler'de İTÜ lojmanındaydım. Deprem olduğunda uyandık. Çocuklarım küçük daha. Tabi korktular, bağırdılar. İlk yaptığım onları alıp evde hayat boşluğu olarak belirlediğim masanın kenarına götürmek oldu, çömeldik. İçinde bulunduğun binaya güvenmiyorsan ve bir de sevdiklerin varsa korkmamak mümkün değil, nihayetinde insansın. Herkes gibi ben de korkuyorum. California'da yer bilimci arkadaşlarımız vardı. Bir arkadaşımızın hanımı sohbet esnasında "Deprem olduğu zaman korkmuyoruz. Biliyorum ki evden sağ çıkacağım, çocuklarım okuldan sağ gelecek" dedi. Bu güven duygusu çok önemli. Düşünün 7 büyüklüğünde depremler oluyor orada bir kişi tesadüfen yaşamını yitiriyor veya yitirmiyor. Biz 100 binleri konuşuyoruz. Hazırlıklı olmamışız. İnsanlarımızı eğitmemişiz. İşte bunlar insanı ürkütüyor. Marmara Depremi "Geliyorum" diye bağırıyor.
40
55
"BAĞDAT CADDESİ'Nİ EN GÜVENSİZ YERE DÖNÜŞTÜRDÜK"
Deprem dünyanın doğasıdır, düzendir. Eğer depremler olmasaydı dünya yaşanmayan bir gezegen olurdu ay gibi. Dünyaya bilimle bakan toplumlar, depremi kavrar kavramaz önlem almışlar. Bugün Japonya, Hollanda gibi ülkelerden bahsediyorum. Önlem almak zor değil ama biz toplum olarak afete dönüştüyoruz her şeyi. Bağdat Caddesi'ni deprem adı altında en güvensiz yere dönüştürdük. 2-3 katlı bahçeli evler gitti, dar düdük binalar geldi. Cadde tünele döndü. Şimdi git gezemiyorsun, iki arabayla bir sokağından geçemiyorsun.
41
55
"İKİ BÖLGEDE DEPREM BEKLENTİMİZ VAR"
Bir televizyon programına katılan katılan Prof. Dr. Okan Tüysüz, yakın zamanda yaşanan Elazığ depreminin Bingöl depremini tetiklemediğini söyleyen Tüysüz, ''Birbirinden bağımsız iki deprem olduklarını söyleyebiliriz. Ayrıca mesafe olarak da birbirlerinden epeyce uzaklar. Bu fay Bingöl Karlıova'dan başlıyor. Erzincan'a kadar uzanıyor. Erzincan'dan da Niksar'a kadar gidiyor. Kargı'dan Tosya'dan geçerek Bolu'dan Marmara Denizi'ne kadar uzanıyor. Marmara Denizi deprem beklentisi olan bir yer. 1600 km uzun bir faydır o. Bu fay zonu üzerinde 1939 Erzincan'dan başlayan bir deprem etkinliği var. Kırılmamış fay parçaları var. Bunlardan bir tanesi Bingöl Yedisu'dur. Bugün olan depreme yakın bir koldur. İkincisi Marmara Denizi'dir. Bu iki bölgede deprem beklentimiz vardır.'' ifadelerini kullandı.
42
55
AHMET ERCAN'DAN MARMARA İÇİN KAN DONDURAN TAHMİN
Deprem bilimcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Kuzey Marmara’da 7 dolayında bir deprem olduğu takdirde, yalnızca İstanbul’da ölü sayısının 5-6 milyonu bulacağını söyledi. Ercan, "Olmaz bir şey yahu", demeden, iç didişmeler bırakılıp, merkez yönetimle yerel yönetimler, yarın benzer bir olayın olabileceğini düşünerek çok geç olmadan hazırlıklı olmalıdır” diye konuştu.
43
55
2045 yılından önce deprem beklemediğini belirten Ercan şu ifadeleri kullandı:
* Şimdi de, corona salgını ortalığı kasıp kavuruyor Eğer Kuzey Marmara'da 7.0 dolayında bir deprem olursa, yalnızca İstanbul'da kişi yitimi 5-6 milyonu bulur.
* Bunun üzerine çökmüş bir Türk ekonomisi, tarımı, yaşam pahalılığı, doların yükselişi, borçların artışı, gittikçe kuruyan su kaynakları, komşularla olan çatışmalarımız, 5 milyon Suriyeli ve yoksulluğun yaratabileceği sıkıntıların sonuçlarının ne olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.
* Mürefte Depremi, Balkan Savaşı ile Kolera salgınının üst üste geldiği anımsanarak, ‘Olmaz bir şey yahu', demeden, iç didişmeler bırakılıp, merkez yönetimle yerel yönetimler, yarın benzer bir olayın olabileceğini düşünerek çok geç olmadan hazırlıklı olmalıdır.
44
55
HEP İYİMSERDİ BÜYÜK MARMARA DEPREMİNİ AÇIKLADI
Kamuoyunda hep iyimser açıklamalarıyla bilinen ünlü Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, büyük Marmara depremine ilişkin açıklamalarda bulundu. Balkanlardan gelen fay hattının Karadeniz'in kıyısına doğru uzandığını belirten Prof. Dr. Üşümezsoy, "Kilyos ve Şile’ye doğru uzanan bu fay hattı Karadeniz’in açılmasına neden olmakta. Diğer görüntüde ise Tekirdağ’ın Silivri’deki fay hattı Yunanistan’a uzanmaktadır" dedi.
45
55
Jeoloji Mühendisi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, büyük Marmara depreme ilişkin Batı Marmara’daki fay hattındaki fay hattını değerlendiren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Marmara’ya faylarıyla 1912 ve 1766 da kırılmış ve haritada görüldüğü gibi yunus sırtı olan ortadan kesilmiş, bir ucuyla diğer ucu arasında 8 km’lik bir yırtılma. Yer değiştirme olmuştur. Bunun da anlamı tarihte bu hatta bu tipte dört metrelik en az 2 bin tane deprem olmuştur. Gerçekten Batı Marmara’daki fay hattı bu noktadadır. Burası çok karakteristiktir ve yırtılan bir fayın yapısını göstermektedir” dedi.
46
55
“Orta Marmara’da 70 kilometrelik fay kırılır 7.2’lik deprem olur” diye belirten diğer deprem uzmanlarının tezlerini çürüten Prof. Dr. Üşümezsoy, “Yeşilköy’den başlayıp, Silivri çukuruna kadar giden iki tane fay hattının var olduğunu Büyükçekmece tarafında orta sırtı kesiyor. Diğer ise Kumburgaz çukurundan Silivri çukuruna kadar gidiyor deniyordu. Gerçekte ise Kumburgaz çukurundan Silivri çukuruna doğru gidiyor deniyordu. Yeşilköy-Büyükçekmece sonlarında sonlanıyor. Kesinlikle Doğu’ya doğru uzanmıyor. Yani Büyükçekmece’den Yeşilköy’e doğru uzanan bir fay yok. Böyle bir durumda 70 kilometrelik fay değil; 40 kilometrelik fay risk taşıyor. Zaten Büyükçekmece ve Yeşilköy arasında fay yok. Orta sırt dediğimiz Beylikdüzü karşısındaki sırtta hiçbir kesilme yoktu. Eğer burada bir fay olsaydı. Aynı Batı sırtı dediğimiz gibi ortadan biçilmiş olması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
47
55
MARMARA'DA EN AZ 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLASILIĞI
Jeofizik uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu,
28 Eylül 2019'da meydana gelen Silivri depremine değinirken, şöyle dedi:
"Silivri depremi, beklenen depremin meydana geleceği fayın çok yakınında oldu. Silivri'deki deprem ters faylanma sonucu oldu. Bu hala çözümlenebilmiş bir deprem değil. Bu depremin neden doğru atımlı yerine ters atımlı olduğu açıklanamadı. Bundan kısa süre önce bir daha küçük deprem olmuştu. 5.8 büyüklüğündeki depremde oldukça hasar oldu. Okullardan bazıları yenilendi, yıkıldı. Silivri; biraz daha elinizi çabuk tutun diyen bir deprem. Fay hattı, her yıl 2.5 santim Yunanistan'a doğru hareket ediyor. Matematik hesabına göre olası Marmara Depremi'nin 7 üzerinde olacağı kesin. Benim tahminim 7.2'nin üzerinde olacağı. İstanbul; müdafaası çok zayıf bir kent. Kendi haline yıkılan binalar var."
48
55
49
55
50
55
51
55
52
55
53
55
54
55
55
55