15 yaş altına sosyal medya yasağı geldi! Peki nasıl uygulanacak? Prof. Dr. Ali Murat Kırık yazdı...
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, SuperHaber için kaleme aldığı özel yazıda Türkiye'de 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan devrim niteliğindeki sosyal medya yönetmeliğini analiz etti.
Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik tartışmalar yeni bir aşamaya taşınıyor. Türkiye’de yayımlanan yeni yönetmelik, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmasını engellerken, 15-18 yaş grubundaki kullanıcılar için de kapsamlı güvenlik, gizlilik ve ebeveyn kontrolü kuralları getiriyor. Yaş doğrulamasından ekran görüntüsü kısıtlamalarına, kişiselleştirilmiş reklamlardan sonsuz kaydırmaya kadar pek çok uygulama yeniden şekillenecek. Üstelik yükümlülüklerini yerine getirmeyen platformları milyonlarca liralık cezalar, reklam yasağı ve internet trafiğinin daraltılması gibi yaptırımlar bekliyor.
Türkiye’de sosyal medya için yeni kurallar
10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından yayımlanan “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik”, sosyal ağ sağlayıcıları açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yönetmeliğin temel yaklaşımı, çocukların dijital dünyadan bütünüyle koparılması yerine yaşlarına uygun, daha güvenli ve denetlenebilir bir kullanım çerçevesinin oluşturulması olarak öne çıkıyor. Ancak düzenlemenin en dikkat çekici hükmü açık: 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulamayacak.
Yönetmelikte çocuk kavramı 18 yaşını doldurmamış kişileri kapsıyor. Bu nedenle 15-18 yaş aralığındaki kullanıcılar için de yetişkin hesaplarından farklı, çocuklara özgü ayrıştırılmış bir hizmet modeli uygulanacak. Düzenleme yalnızca Türkiye merkezli şirketleri kapsamıyor. Türkiye’den erişilebilen, yurt içinde veya yurt dışında faaliyet gösteren sosyal ağ sağlayıcıları da bu yükümlülüklerin kapsamına giriyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, düzenlemenin yalnızca bir yaş sınırı getirmemesi. Aynı zamanda platformların hesap açma, kullanıcıları birbirine önerme, mesajlaşma, içerik gösterme, reklam sunma ve çocukların dijital davranışlarını izleme biçimlerini de değiştiriyor.

Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılacak
Yeni sistemin merkezinde yaş doğrulama bulunuyor. Sosyal ağ sağlayıcıları, hesap oluşturulması sırasında kullanıcının yaş durumunu e-Devlet Kapısı üzerinden üretilecek bir “yaş doğrulama belirteci” aracılığıyla doğrulayacak. Kullanıcı, yaş doğrulaması talep edecek ve oluşturulan belirteci ilgili platforma sunacak.
Burada önemli bir ayrıntı var: Belirtecin platforma kullanıcının bütün kimlik bilgilerini aktarması öngörülmüyor. Belirteç yalnızca kişinin 15 yaşını doldurup doldurmadığını, doldurmuşsa 18 yaşını doldurup doldurmadığını bildiren bir doğrulama bilgisi içeriyor. Ad ve kimlik numarası gibi diğer kişisel bilgilerin bu belirteçte bulunmaması esas alınıyor. Platformlar da belirteci yalnızca yaş doğrulama amacıyla kullanabilecek.
Dolayısıyla sistemin mantığı, kişinin kimliğini ve diğer kişisel bilgilerini sosyal ağ sağlayıcısıyla paylaşmak yerine, gerekli yaş koşulunun karşılanıp karşılanmadığını doğrulamak üzerine kuruluyor. Bu yaklaşım, veri minimizasyonu ve mahremiyet bakımından önem taşıyor. Ancak uygulamanın teknik altyapısının nasıl işletileceği, belirtecin güvenliğinin nasıl sağlanacağı ve doğrulama sürecinde kullanıcıların ne tür sorunlarla karşılaşacağı da yakından takip edilmeli.
Yaş doğrulaması yalnızca hesap açılışı sırasında gündeme gelmeyecek. Platformun daha sonra makul bir şüpheye ulaşması hâlinde hesap askıya alınabilecek ve hesabın yeniden kullanılabilmesi için yaş doğrulamasının tekrarlanması istenebilecek.
Türkiye’de ikamet etmeyen ve ülkede geçici olarak bulunan kişiler, örneğin turistler, bu kontrol bakımından istisna kapsamında tutuluyor. Bu kişiler için pasaport bilgisi kullanılarak, kimlik doğrulaması yapılmaksızın istisna belirteci üretilebilecek.

15-18 yaş grubunun sosyal medya deneyimi değişecek
Yönetmeliğin en kapsamlı hükümlerinden biri, 15 yaşını doldurmuş ancak henüz 18 yaşına ulaşmamış kullanıcılar için getirilen ayrıştırılmış hizmet modeli. Bu model, çocukların hesaplarını yetişkin hesaplarından ayırmanın ötesinde, sosyal ağların pek çok temel özelliğine sınırlama getiriyor.
Öncelikle bu yaş grubundaki hesaplar varsayılan olarak gizli olacak. Kullanıcılara herkese açık hesap seçeneği sunulmayacak. Takipçi ve takip edilen listeleri diğer kişiler tarafından görüntülenemeyecek. Böylece çocukların sosyal çevrelerinin ve çevrim içi ilişkilerinin herkes tarafından takip edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Mesajlaşma alanında da sınırlamalar bulunuyor. Çocuklara yalnızca kendilerinin takip ettiği hesaplar mesaj gönderebilecek. Mesajlarda “görüldü” bilgisi gösterilmeyecek. Ayrıca bu yaş grubundaki kullanıcılar canlı yayın açamayacak.
Düzenleme, çocukların paylaşımlarının başkaları tarafından kaydedilmesi riskine de müdahale ediyor. Profil fotoğraflarının, paylaşımların ve görsellerin ekran görüntüsünün alınması teknik olarak engellenecek. Buradaki amaç, çocukların içeriklerinin izinsiz biçimde kopyalanması ve başka ortamlarda dolaşıma sokulması riskini azaltmak.
Bununla birlikte, ekran görüntüsü alınmasını engelleyen teknik önlemlerin tek başına bütün kopyalama ve kayıt yöntemlerini ortadan kaldırmayacağı unutulmamalı. Dolayısıyla bu hükmün uygulamadaki etkinliği, platformların geliştireceği teknik çözümlerle yakından ilişkili olacak.
Sonsuz kaydırma ve bağımlılık oluşturan tasarımlara sınırlama
Sosyal ağların çocuklar açısından oluşturduğu riskler yalnızca yabancılarla iletişim veya kişisel verilerin paylaşılmasıyla sınırlı değil. İçeriğin kesintisiz biçimde tüketilmesini sağlayan tasarımlar da düzenlemenin önemli başlıklarından birini oluşturuyor.
Yönetmelik kapsamında kaydırma, dokunma ve tıklama gibi hareketlerle içeriklerin art arda sunulmasını sağlayan arayüzlere izin verilmeyecek. Başka bir ifadeyle, kullanıcıyı sürekli yeni içeriklere yönlendiren ve akışı doğal bir durma noktası olmadan sürdüren sonsuz kaydırma tarzı tasarımlar çocuklara sunulan ayrıştırılmış hizmette yer alamayacak. Bağımlılık geliştirme etkisi doğurabilecek hizmetlerin sunulması da yasaklanıyor.
Bu hükümler, sosyal ağların yalnızca hangi içeriği gösterdiğine değil, kullanıcıyı platformda tutmak için nasıl bir tasarım kullandığına da odaklanıyor. Çünkü dijital platformlarda geçirilen süreyi artırmaya yönelik bildirimler, bitmeyen içerik akışları ve etkileşim mekanizmaları, özellikle çocukların kullanım alışkanlıklarını etkileyebiliyor.
Yeni düzenlemeyle platformların bu tasarımları çocuklara özgü hizmetlerden çıkarması gerekecek. Böylece dijital güvenlik, yalnızca zararlı içeriğin engellenmesi üzerinden değil, kullanım deneyiminin ve tasarım tercihlerinin düzenlenmesi üzerinden de ele alınacak.
Çocukların verileri reklam ve profilleme için kullanılamayacak
Yönetmeliğin dikkat çeken bir diğer başlığı kişiselleştirme ve ticari reklamlar. Çocuklara sunulan hesaplar, kullanıcıların davranışlarına göre kişiselleştirilemeyecek. Çocukların kişisel verileri profilleme amacıyla veya kişiselleştirilmiş ticari reklam sunmak için kullanılamayacak.
Bu hüküm, sosyal ağların kullanıcı davranışlarından hareketle ilgi alanları çıkarması ve buna göre içerik veya reklam göstermesi bakımından önemli bir sınır oluşturuyor. Çocukların hangi içeriklerle ilgilendiği, hangi paylaşımlarda daha uzun süre kaldığı veya hangi ürünlere yöneldiği gibi davranışsal verilerin ticari hedefleme amacıyla kullanılması, ayrıştırılmış hizmet modeli kapsamında sınırlandırılıyor.
Ayrıca rehber, e-posta defteri ve benzeri kaynaklarla senkronizasyon yapılamayacak. Çocukların hesapları başka hesaplara önerilemeyecek. Böylece bir çocuğun telefon rehberindeki kişiler üzerinden platforma çekilmesi veya hesabının tanıdıklarına otomatik olarak önerilmesi gibi uygulamalar da kısıtlanmış olacak.
Yüksek gizlilik ayarları varsayılan olarak uygulanacak ve veri işleme asgari düzeyde tutulacak. Kullanım sözleşmeleri, ayarlar ve veri politikaları da çocukların anlayabileceği bir dille sunulacak.
Bu yaklaşımın temelinde, çocukların yetişkinler için tasarlanmış standart bir sosyal ağ deneyimine doğrudan tabi tutulmaması düşüncesi bulunuyor. Platformların hem veri toplama yöntemlerini hem de kullanıcıyı içeride tutmaya yönelik tasarımlarını çocukların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemesi gerekecek.
Ebeveyn kontrolü zorunlu hâle geliyor
Yönetmeliğin 9. maddesi, sosyal ağ sağlayıcılarının ebeveyn kontrol araçları sunmasını zorunlu kılıyor. Bu araçların yalnızca sembolik bir denetim mekanizması olması yeterli görülmüyor; hesap ayarlarından harcamalara, kullanım süresinden konum paylaşımına kadar çeşitli alanlarda işlev sağlaması gerekiyor.
Ebeveynler, çocuklarının hesap ve özellik ayarlarını kontrol edebilecek. Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi işlemler ebeveyn onayına bağlanabilecek; harcama limitleri belirlenebilecek. Ayrıca kullanım süresinin izlenmesi, belirlenmesi ve sınırlandırılması ile konum paylaşımının kontrol edilmesi mümkün olacak.
Bu araçların Türkçe sunulması, kolay bulunabilmesi ve farklı cihazlarda çalışabilmesi gerekiyor. Ebeveyn kontrolü etkinleştirildiğinde çocuğa bu durum açıkça bildirilecek. Çocuk, ebeveynin bilgisi ve gerekli güvenlik doğrulaması olmadan kontrol araçlarını devre dışı bırakamayacak.
Ancak yönetmelik burada bir denge de gözetiyor. Ebeveyn kontrolünün çocuğun mahremiyetini orantısız biçimde ortadan kaldırmaması, gözetimden çok iletişim ve öğrenmeye dayanması gerektiği belirtiliyor.
Bu ayrıntı önemli. Çocukların çevrim içi güvenliğini sağlamak, onların bütün dijital davranışlarını sınırsız biçimde izlemek anlamına gelmemeli. Etkili ebeveyn kontrolü, güvenlik ihtiyacıyla çocuğun gelişen bağımsızlığı ve mahremiyeti arasında denge kurabilmeli.
Hesap kapatılırsa itiraz hakkı bulunacak
Yaş doğrulama mekanizmasının veya hesaplara getirilen yaptırımların hatalı sonuçlar doğurması ihtimali de düzenlemede dikkate alınıyor. Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında yaş doğrulama sonucuna, hesabın askıya alınmasına veya kapatılmasına itiraz edilebilecek.
İtiraz mekanizması ücretsiz ve Türkçe olmak zorunda. Üstelik başvuruların yalnızca tamamen otomatik sistemlerle değerlendirilmesi yeterli olmayacak; anlamlı bir insan incelemesi yapılması gerekecek.
İtiraz sonuçlanıncaya kadar hesaptaki içerik ve veriler silinmeyecek. Böylece yaş tespitinin veya hesap hakkında alınan kararın yanlış olduğu durumlarda kullanıcının verilerinin geri döndürülemez biçimde kaybolmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
İtiraz sonucundan memnun olmayan kullanıcılar Başkanlığa şikâyette bulunabilecek ve yargı yoluna başvurabilecek. Bu mekanizma, yaş doğrulaması ve hesap kapatma işlemlerinin yalnızca platformların tek taraflı kararlarıyla sonuçlanmaması bakımından önem taşıyor.
1 Kasım 2026’da yürürlüğe giriyor
Yönetmelik 1 Kasım 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Mevcut hesaplar açısından ise 31 Mart 2027 tarihi kritik önem taşıyor. Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce açılmış bütün hesapların bu tarihe kadar en az bir kez yaş doğrulamasından geçirilmesi gerekiyor.
Bu süreçte 15 yaşını doldurmadığı tespit edilen kullanıcıların hesapları, kendilerine bilgi verilerek kapatılacak. İtiraz süreci işletilmezse hesaplara ilişkin veriler gecikmeksizin silinecek. 15 yaşını doldurmuş çocukların hesapları ise ayrıştırılmış hizmet kurallarına tabi olacak.
Bu nedenle düzenlemenin etkisi yalnızca yeni hesap açacak kullanıcılarla sınırlı kalmayacak. Mevcut kullanıcıların da yaş doğrulaması sürecinden geçmesi gerekecek. Platformların milyonlarca hesabı değerlendirmesi, yaş doğrulama altyapısını kurması, çocuklara özgü hizmetleri tasarlaması ve kullanıcıları yeni kurallar hakkında bilgilendirmesi gerekecek.
Özellikle büyük sosyal ağ sağlayıcıları açısından bu süreç, teknik altyapı ve kullanıcı yönetimi bakımından kapsamlı bir uyum çalışması anlamına geliyor.
Kurallara uymayan platformları ne bekliyor?
Yönetmelikteki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda 5651 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinde düzenlenen yaptırımlar uygulanacak. Ancak yaptırım süreci doğrudan en ağır cezayla başlamayacak. Öncelikle platforma aykırılık bildirilecek ve eksikliklerin giderilmesi için makul süre verilecek.
Yaptırım belirlenirken ihlalin ağırlığı, ne kadar sürdüğü, kaç çocuğun etkilendiği ve platformun yükümlülüklere uyum sağlamak için gösterdiği iyi niyetli çabalar dikkate alınacak.
Kademeli yaptırım mekanizmasının ilk aşamasında, yükümlülüklerin verilen 30 günlük süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde 10 milyon TL idari para cezası uygulanacak. Bu cezanın tebliğinden itibaren 30 gün içinde uyum sağlanmaması durumunda 30 milyon TL tutarında ikinci bir idari para cezası verilecek.
İkinci aşamadan sonra reklam yasağı gündeme gelebilecek. Türkiye’de mukim vergi mükellefi gerçek ve tüzel kişilerin ilgili platforma yeni reklam vermesi yasaklanacak. Bu kapsamda yeni sözleşme kurulamayacak ve reklam yasağına aykırı biçimde para transferi yapılamayacak.
Reklam yasağının uygulanmasından sonra üç ay içinde de uyum sağlanmazsa internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecek. Bu aşamada kararın hâkim tarafından verilmesi gerekiyor. Sonraki aşamada daraltma oranının yüzde 90’a çıkarılması da yaptırım mekanizmasının bir parçası olarak öngörülüyor.
Bununla birlikte, platform yükümlülüklerini yerine getirirse uygulanan idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilecek, reklam yasağı kaldırılacak ve hâkim tarafından verilen bant daraltma kararları kendiliğinden hükümsüz kalacak.
Bu sistem, platformlara uyum sağlamaları için aşamalı bir yol sunarken yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ekonomik ve teknik baskıyı artırıyor. Özellikle reklam gelirlerine dayalı sosyal ağlar açısından reklam yasağı ve bant daraltma ihtimali ciddi sonuçlar doğurabilir.
Şimdi ne olacak?
Çocuklar açısından bu düzenleme; siber zorbalık, yabancılardan gelebilecek zararlı mesajlar, kişisel verilerin kötüye kullanılması ve bağımlılık geliştirebilecek içerik tasarımlarına karşı daha güçlü bir koruma sağlayabilir. Gizli hesaplar, ebeveyn kontrolü, kişiselleştirilmiş reklamların sınırlandırılması ve kullanım süresinin yönetilmesi çocukların dijital ortamda daha güvenli hareket etmesine yardımcı olabilir. Ülke açısından ise çocukların kişisel verilerinin korunması, dijital güvenlik bilincinin artırılması ve sosyal medya şirketlerinin sorumluluklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte, düzenlemenin başarısı yalnızca yaş sınırı koymaya değil, kuralların etkili uygulanmasına, mahremiyetin korunmasına ve çocukların dijital okuryazarlığının geliştirilmesine de bağlı olacak.
Yorumlar