ABD'nin Venezuela’ya düzenlediği operasyon sonrası, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun güvenliğini neden kendi ordusu yerine Kübalı askerlerle sağladığı gözler önüne serildi. Ordu içindeki darbe ve ihanet korkusu, Maduro’yu Havana’ya bağımlı hale getirirken, Kübalı güvenlik güçleri ağır kayıplar verdi.
Son operasyon ortaya çıkardı! Kübalı askerler Maduro’nun kalkanı oldu, bedeli ağır oldu
ABD operasyonu sonrası Maduro’nun güvenliğini koruyan Kübalı askerler ağır kayıplar verdi. Caracas yönetiminin ordusuna güvenmemesi, Havana’ya bağımlılığı ortaya çıkardı.
The New York Times (NYT) haberine göre, ABD özel birliklerinin düzenlediği operasyonda Maduro’nun bulunduğu bölge hedef alındı ve güvenlik altyapısı büyük ölçüde etkisiz hale geldi. Operasyon sonrası Küba yönetimi, saldırılarda ölen 80 kişiden en az 32’sinin Venezuela’da görev yapan Küba Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik ve istihbarat personeli olduğunu açıkladı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ölenlerin “görevlerini yerine getirirken, saldırganlara karşı direniş sırasında veya bombardımanda hayatlarını kaybettiklerini” bildirdi. Ancak bazı kaynaklar, ölü sayısı konusunda farklı görüşler ortaya koyuyor; Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, 85 Kübalının öldüğünü iddia etti.
Analistlere göre Maduro’nun Küba’ya yönelmesi yeni bir tercih değil. Venezuela’da güvenlik kurumlarına olan güvenin azalması ve ordunun sadakati konusundaki soru işaretleri, Maduro yönetimini giderek Havana’ya daha bağımlı hâle getirdi.
Caracas yönetimi, özellikle ordu ve emniyet içinde olası bir darbe girişimi veya içeriden sabotaj riskini ciddi bir tehdit olarak görüyordu. Bu nedenle Maduro, güvenliğini sadece yabancı ama ideolojik olarak kendisine bağlı bir güce emanet etmeyi tercih etti.
Uzmanlara göre, Kübalı personel hem kişisel koruma hem de Venezuela’daki güvenlik yapıları üzerinde bir tür “iç denetim” mekanizması olarak kullanılıyordu. Bu yapı, yerel muhalefetle veya yabancı aktörlerle temas kurma ihtimalinin daha düşük olmasıyla avantaj sağlıyordu.
Analistler, Maduro’nun olası bir ABD müdahalesine karşı ancak bu ölçüde elit, kapalı ve doğrudan kendisine bağlı bir gücün caydırıcı olabileceğine inanıyor.
Araştırmacı Maria Werlau, operasyona ilişkin şunları belirtti:
"Başarısız oldular. Maduro’yu yeterince iyi koruyamadılar ve bunun bedelini çok ağır ödediler."
ABD operasyonu, sadece Maduro’ya değil, aynı zamanda Küba’nın bölgedeki nüfuzuna da ağır bir darbe anlamına geliyor.
Venezuela-Küba ilişkisi, 2002 yılında, eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’e karşı düzenlenen darbe girişimine kadar uzanıyor. Darbe sonrası Chavez, iktidarını koruyabilmek için Küba’dan askeri ve istihbari destek talep etti. Küba, askeri istihbarat subayları, güvenlik danışmanları ve uzmanlar göndererek sürece dahil oldu.
Florida International University’den Prof. Frank Mora, bu ilişkiyi şöyle özetliyor:
"Bu ilişki kişisel bir yakınlıktan devletler arası bir güvenlik ortaklığına dönüştü."
İki ülke arasındaki temel denklem ise “petrol karşılığı hizmet” modeli üzerine kuruldu. Küba, Venezuela’ya on binlerce doktor, sağlık personeli ve teknik danışman gönderirken, karşılığında indirimli petrol aldı.
Maduro’nun Küba ile bağı sadece siyasi değil, kişisel de. Gençliğinde sendikal eğitim almak için Küba’ya giden Maduro, komünist partiye bağlı Nico Lopez Enstitüsü’nde eğitim gördü. Bu süreç, Maduro’nun Havana ile ideolojik ve kadrosal bağını güçlendirdi.
Uzmanlara göre Maduro döneminde Küba’nın Venezuela’daki etkisi, Chavez dönemine kıyasla daha da arttı.
KAYNAK: HABER MERKEZİ