Portre: Türkiye`nin "Noldu Paşinyan" Diye Tanıdığı Gerçekte Kim? "Türk Ajanı" mı, Ermenilerin En Kurnaz Lideri mi?
2018'deki "Kadife Devrim" ile Erivan sokaklarından iktidara yürüyen Nikol Paşinyan, hem ülkesi Ermenistan'da hem de uluslararası arenada en çok tartışılan figürlerden biri olmaya devam ediyor.
Şunu en baştan belirtmek gerekir ki; tarih boyunca hiçbir Ermenistan lideri Türkiye'de onun kadar tanınmamış, onun kadar ünlü olmamıştır. Elbette Türk okuyucusu ve halkı onu diplomatik başarılarından ziyade, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in zihinlere kazınan o meşhur "Noldu Paşinyan?" sözüyle anımsıyor. Ancak Paşinyan, Türkiye'deki bu karikatürize imajının çok ötesinde, dikkatle incelenmesi gereken bir siyasi profil çiziyor.
Peki gerçekte Nikol Paşinyan kimdir? Muhaliflerinin, özellikle de Robert Koçaryan'ın hakaretamiz bir dille "İlham Aliyev'in tuziki yani köpeği" veya "Türk ajanı" olarak damgaladığı bir hain mi, yoksa Ermenistan tarihinin en manipülatif ve kurnaz lideri mi?
Yenilgiden Doğan, Ayakta Kalan İktidar
Devlet yönetimi ve siyasi harp tarihinde nadir görülen bir durum vardır: Böylesine ağır ve yıkıcı bir savaşı kaybeden bir liderin iktidarını koruyabilmesi. Paşinyan işte bu siyasi paradoksun baş aktörüdür. 44 Günlük Karabağ Savaşı'nda darmadağın edildi, ordusu çöktü; ancak o, toplumdaki öfkeyi önceki "Karabağ Klanı"nın (Sarkisyan ve Koçaryan) üzerine yönlendirerek hem sokağı hem de meclisi kontrolünde tutmayı başardı. Muhaliflerinin "hain" suçlamalarına rağmen halktan yeniden onay alabilmesi, onun kitle psikolojisini yönetmedeki ustalığını kanıtlıyor. O bir ajan değil; siyasi ömrünü uzatmak için her kutupla (Rusya, Batı, İran) pazarlık yapabilen pragmatik ve kurnaz bir oyuncudur.
"Demokrat" Maskesinin Arkasındaki Savaş Suçlusu
Azerbaycan`ın ünlü insan hakları savunucularından Sahib Mammadov diyor ki, “Paşinyan`ın Batı'ya sunduğu barışçıl, demokrat ve reformist maskesinin ardında ise acımasız bir gerçek yatıyor. Bugün Paşinyan'ın "barış antlaşması" söylemlerine aldananların unutmaması gereken kritik gerçekler var:
* Bizzat onun komutası altında, çatışma bölgelerinden kilometrelerce uzaktaki Azerbaycan`ın Gence, Berde ve Terter gibi şehirlerine yasaklı balistik füzelerle saldırılar düzenlenmiştir. Sivilleri hedef alan bu terör eylemleri, onun doğrudan bir savaş suçlusu olduğunun kanıtıdır.
* Bu "demokrat" liderin yönetimi, Birinci Karabağ Savaşı'ndan bu yana kayıp ve esir olan, aralarında 71 çocuğun da bulunduğu 4005 Azerbaycan vatandaşı hakkında bugüne kadar hiçbir bilgi paylaşmamıştır.
Sessiz Rövanşizm ve Sistematik Silahlanma
Söylemlerinde sürekli barıştan bahsetse de, Paşinyan'daki rövanşizm (intikamcılık) duygusu Koçaryan ve Sarkisyan'dan çok daha derindir; çünkü yenilginin acısını şahsen o tatmıştır. Bugün Ermenistan'da yaşananlara bakıldığında Paşinyan'ın barışa değil, gelecekteki olası çatışmalara hazırlandığı görülüyor. Ordusunu Fransa ve Hindistan üzerinden yapay zeka destekli teknolojiler, akıllı mühimmatlar ve en modern saldırı kompleksleriyle donatması, sadece "savunma" amaçlı bir refleks olarak okunamaz”.
Jeopolitik Bukalemun: Batı ve Rusya Arasındaki Denge
Paşinyan'ın en büyük siyasi başarılarından biri, ülkesindeki krizi dondurup küresel güçler arasında ikili oynayabilme kapasitesidir:
* Ekonomik Manipülasyon: Bir yandan Rusya'nın başını çektiği Gümrük Birliği'nin imtiyazlarından sonuna kadar faydalanırken (Rusya-Ermenistan ticaret hacmi rekor seviyelerde), diğer yandan Avrupa Birliği ve ABD'den ciddi mali yardımlar koparmaktadır.
* Demokratik İllüzyon: Kendisini bölgenin "tek demokratik adası" olarak pazarlayarak, uluslararası kurumların gözünde Ermenistan'ın imajını suni bir şekilde parlatmaktadır.
* Rol Dağılımı: Kendisi ve ekibi resmi düzeyde "ılımlı" davranarak yapıcı bir izlenim yaratırken; küresel Ermeni lobisinin ve diasporasının Türkiye ve Azerbaycan karşıtı agresif faaliyetlerine dokunmamakta, bilakis bu enformasyon savaşından dolaylı olarak faydalanmaktadır.
Kısacası Nikol Paşinyan ne bir "Türk ajanı" ne de muhaliflerinin iddia ettiği gibi zayıf bir figürdür. O, özünde Levon Ter-Petrosyan, Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan ile aynı genetik kodları taşıyan; ancak modern dünyanın beklentilerine uygun olarak "Batılı demokrat" maskesi takmış son derece kurnaz bir Ermeni lideridir.
Türkiye ve Azerbaycan barış sürecini teşvik etmeli, bir barış antlaşmasının imzalanması için çaba göstermelidir. Ancak bölgenin değişmez jeostratejik gerçeği akıllardan çıkarılmamalıdır: Erivan'da o koltukta kim oturursa otursun, Ermenistan devlet politikasının derinliklerindeki rövanşizm varlığını sürdürecektir. Paşinyan, sadece bu köklü ideolojinin kravat takmış ve gülümseyen yeni jenerasyon versiyonudur. Unutma refleksimizle ünlü olan bizler umarım ki, bu gerçeği unutmayız. Çünkü Bilge Lider Aliye İzzet Begoviç`in de söylediği gibi unutulanların kendini hatırlatma gibi bir huyu var…
Agil Alesger
Azerbaycan Yeni Çağ Medya Grubu Başkanı