İran’da kimin sözü geçer? Tahran’da güç hiyerarşisi nasıl işliyor? Vitrindeki Cumhurbaşkanı ve derin otorite! İşte ayrıntılar..
Tahran’da hükümetler değişiyor, sandıklar kuruluyor ancak devletin ana rotası hiç sarsılmıyor. Peki, vitrindeki Cumhurbaşkanı ile derindeki mutlak irade arasındaki o hassas denge nasıl kuruluyor? Rehberlik makamı, Devrim Muhafızları ve Muhafızlar Konseyi’nden oluşan 'Çelik Çekirdek' dosyasını açıyoruz. İşte İran’ı ayakta tutan sarsılmaz hiyerarşinin şifreleri...
Dünya, 28 Şubat sabahında gözlerini Orta Doğudaki yeni savaşa açtı. ABD ve İsrail işbirliği yaparak İran’a hava saldırısı düzenledi ve İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü. Siyasi arenada tansiyon yükselirken, bir yandan da İran’ın yönetim sistemi mercek altına alınıyor.
Dünyada eşi benzeri pek görülmeyen Teokratik Cumhuriyet sistemi, gelişmeleri takip edenler tarafından araştırılıyor.
İran’ın güç hiyerarşisinde Cumhurbaşkanı 4. sırada yer alıyor. Alışılmışın dışındaki sistemde ülkenin karar mercii ise Dini Lider- Rehber olarak biliniyor. Peki İran’ın yönetim sistemi nasıl işliyor?
İRAN'DA İŞLEYİŞ
Seçim sandığından çıkan irade ile "Velayet-i Fakih" makamının sarsılmaz otoritesi arasındaki o hassas denge nasıl kuruluyor?
Bölgesel krizlerin tam merkezinde yer alan İran İslam Cumhuriyeti, dışarıdan bakıldığında klasik bir devlet yapısı gibi görünse de, içeride oldukça karmaşık ve "hibrit" bir işleyişe sahip.

Zirvedeki makam: Rehber- Dini Lider
İran’da "son söz" denildiğinde akla gelen tek makamdır. Anayasa’nın üzerinde manevi bir otoriteye sahip olan rehber, halka değil, teoride onu seçen Uzmanlar Meclisi’ne karşı sorumludur.
Ordu, yargı ve devlet medyasının iplerini elinde tutar. Savaş ve barış kararları, nükleer strateji ve stratejik dış politika hamleleri sadece onun onayıyla yürürlüğe girer. O "evet" demeden hiçbir yasa veya atama tam anlamıyla geçerli sayılmaz.
Devrim muhafızları
Sadece bir ordu değil, aynı zamanda ülkenin en büyük ekonomik gücüdür.
Rejimi iç ve dış tehditlere karşı korumakla görevli olan bu yapı; petrol, inşaat ve telekomünikasyon gibi dev sektörleri kontrol eder. Siyasi kararlarda hükümetten bağımsız hareket edebilecek kadar büyük bir bütçeye ve istihbarat ağına sahiptirler.

Muhafızlar konseyi
12 din adamı ve hukukçudan oluşan bu konsey, sistemin "ideolojik bekçisi"dir. Kimin Cumhurbaşkanı veya Milletvekili adayı olabileceğine onlar karar verir. Halkın önüne çıkacak isimleri önceden eleyerek, rejime sadık olmayanların sisteme sızmasını engellerler. Meclis’in çıkardığı kanunları "İslam’a aykırı" bularak veto etme yetkisine sahiptirler.
Vitrindeki isim: Cumhurbaşkanı
Halkın oyu ile seçilir ancak sanılanın aksine mutlak başkan değildir. Ekonomiyi yönetir, dış dünyayla diplomatik temasları yürütür ve bütçeyi hazırlar. Ancak stratejik konularda (örneğin ABD ile müzakereler) Rehber’in çizdiği sınırların dışına çıkamaz. Genelde ekonomik krizlerde halkın öfkesini dindiren bir "paratoner" görevi görür. Başarılar Rehber'e, başarısızlıklar Cumhurbaşkanı'na yazılır.

Karar mekanizmasının tabanı: Meclis ve halk
Listenin sonunda yer alsalar da sistemin meşruiyet zeminini oluştururlar. Teknik kanunlar yapar ve bütçe tartışır ancak Muhafızlar Konseyi'nin denetimi altındadır. Seçimlere katılarak meşruiyeti onaylar, fakat adayları seçme özgürlüğü "onaylanan isimler" ile sınırlıdır.
NEDEN BU SİSTEM?
İran devlet aklı, gücü tek bir elde (Rehber) toplarken, sorumluluğu ve günlük işleri seçilmişlere (Cumhurbaşkanı ve Meclis) dağıtarak sistemin beka sorununu çözmeyi amaçlar. Bu yapı, dış müdahalelere karşı "çelik bir zırh" oluştururken, içerideki değişim taleplerini ise hiyerarşik bir süzgeçten geçirerek eritir.
İran'da sandık vardır ancak sandığın üzerinde her zaman "Velayet" makamının gölgesi bulunur.

İRAN’DA DİNİ LİDERİ KİM, NASIL SEÇİYOR?
İran’da halk Cumhurbaşkanını seçer ancak "Rehber"i seçme yetkisi doğrudan halkta değil, halkın seçtiği Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan) elindedir. İşte bu kritik sürecin perde arkası:
Kim bu uzmanlar?
88 üst düzey din bilgininden (müçtehit) oluşur. Her 8 yılda bir halk oyuyla seçilirler. Ancak bu meclise aday olabilmek için yine "Muhafızlar Konseyi"nden dini yeterlilik onayı almak şarttır.
Seçim süreci: Mevcut lider vefat eder veya görevini yapamaz hale gelirse (istifa, hastalık vb.), Uzmanlar Meclisi derhal toplanır. Adaylar arasında gizli oylama yapılır. Bir ismin "Rehber" seçilebilmesi için meclis üyelerinin üçte iki çoğunluğunun oyunu alması gerekir.

Geçici dönem: Yeni lider seçilene kadar devlet boşluk kabul etmez. Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Muhafızlar Konseyi'nden bir fıkıh aliminden oluşan "Geçici Liderlik Konseyi" tüm yetkileri devralır.
Seçilecek kişinin sadece din bilgini olması yetmez; "siyasi feraset, adalet ve yönetim becerisi" gibi vasıflara sahip olduğu heyet tarafından tescillenmelidir.