CHP'nin olaylı günü! İçişleri Bakanı açıkladı: Polis müdahalesini Kılıçdaroğlu yönetimi istedi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi CHP Genel Merkezi'ne polis müdahalesi olayının devletin veya güvenlik güçlerinin başlattığı bir süreç olmadığını, doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin talebi üzerine gerçekleştirildiğini açıkladı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi CHP’nin olay günü hakkında yeni bir ayrıntıyı aktardı.
CHP Genel Merkezi’nin tahliyesine değinen Bakan Çiftçi, polis müdahalesinin devletin veya güvenlik güçlerinin başlattığı bir süreç olmadığını aktardı.
POLİS MÜDAHALESİ KILIÇDAROĞLU'NUN TALEBİYDİ
Bu doğrultuda parti binasına polis müdahalesi Kemal Kılıçdaroğlu talebi ile gerçekleştirildi.
CHP içindeki davalı tarafların birbirleriyle görüşme yaparak binayı kendi iradeleriyle boşaltmaları için zaman tanındığını ancak sürecin sakinlikle geçmediğini belirten İçişleri Bakanı Çiftçi, “CHP yönetiminin talebiyle güvenlik birimlerimiz tarafından uygulanmak durumunda kalındı.” dedi.

Bakan Çiftçi, “Hukuk devletinde mahkeme kararlarının uygulanması esastır." diyerek güvenlik güçlerinin bu ilkenin gereğini yerine getirdiğini de ifade etti.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıklamaları şu şekilde;
“CHP içindeki davalı tarafların birbirleriyle görüşme yaparak Genel Merkezi kendi iradeleriyle boşaltmaları; bu işlemi kendi aralarında suhuletle çözebilmeleri için zaman tanındı. Ancak CHP içindeki davalı ve davacı taraflar kendi aralarında anlaşmadılar ve mahkeme kararı, yine CHP yönetiminin talebiyle güvenlik birimlerimiz tarafından uygulanmak durumunda kalındı.

Devlet kurumlarını siyasî tartışmaların ve parti içi gerilimlerin parçası hâline getirmeye yönelik yaklaşımlar demokratik siyaset kültürünün tahrip edilmesi amacına matuftur. Muhterem Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanlığı makamına ve devletimizin anayasal kurumlarına yönelik tehdit, hakaret ve hedef gösterme girişimleri demokratik siyasetle ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Demokratik siyasetin doğasında eleştiri ve protesto hakkı bulunmaktadır ancak tehdit, hedef gösterme, provokasyon ve kamu düzenini riske atan söylem ve girişimler bu sınırı aşar ve demokratik siyaset zeminine zarar verir.”