Azerbaycanlı gazeteci Agil Alesger yazdı: Kafkaslar sıcak! Avrupa iki Hristiyan devleti karşı karşıya getirdi
Kafkasya’da son günlerde yaşanan Paşinyan-Kobakhidze polemiği, yüzeyde diplomatik açıklama gibi görünse de aslında bölgenin gelecekte hangi jeopolitik eksene bağlanacağı tartışmasının açık yansıması haline geldi. Tartışmanın merkezinde Avrupa Birliği var; ancak gerçekte mesele yalnız Brüksel değil, Rusya sonrası Kafkasya’nın nasıl şekilleneceği sorusu.
Nikol Pashinyan’ın Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze’ye verdiği yanıt bu açıdan dikkat çekiciydi. Kobakhidze’nin “Avrupa Birliği, Ermenistan-Gürcistan ilişkilerini etkileyemeyecek” sözleri aslında doğrudan Brüksel’e verilmiş siyasi mesajdı. Gürcü yönetimi uzun süredir Avrupa’nın ülke iç siyasetine müdahale ettiğini savunuyor. Özellikle yabancı ajan yasası sonrası Batı ile Tiflis arasındaki ilişkiler ciddi gerildi.
Kobakhidze’nin son dönemde sık sık kullandığı “Gürcistan hiçbir dış merkezin kontrolüne girmeyecek” söylemi de bu çizginin devamı.
Paşinyan ise bu açıklamaya verdiği yanıtta daha dikkatli dil kullandı. “Gürcistan’ın Ermenistan’ın Avrupa ile ilişkilerinde çok önemli rolü var” diyerek aslında Erivan’ın Gürcistan’a stratejik bağımlılığını kabul etmiş oldu. Ardından “ilişkilerimiz kardeşçedir ve üçüncü taraflardan bağımsızdır” ifadeleriyle tansiyonu düşürmeye çalıştı. Ancak Ermenistan açısından gerçek oldukça net: Batı’ya açılan en kritik kara hattı bugün Gürcistan üzerinden geçiyor.
Çünkü Erivan yönetimi artık Moskova’ya eskisi kadar güvenmiyor. 2020 Karabağ savaşı ve sonrasındaki gelişmeler Ermenistan’da Rusya’ya yönelik ciddi hayal kırıklığı yarattı. Paşinyan’ın daha önce yaptığı “Güvenlik alanında yalnız bir ortağa bağımlı olmak stratejik hata olabilir” açıklaması da aslında doğrudan Rusya’ya mesaj olarak yorumlanmıştı. Bu nedenle Ermenistan son yıllarda Avrupa Birliği, Fransa ve genel olarak Batı eksenine daha fazla yaklaşmaya başladı.
Özellikle Avrupa Siyasi Topluluğu toplantılarının Erivan’da düzenlenmesi Batı’nın Ermenistan’a verdiği stratejik önemin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Avrupa liderlerinin Erivan’da buluşması yalnız diplomatik görüntü değil; Güney Kafkasya’nın yeni güvenlik mimarisine dair mesaj olarak okunuyor. Batı, Ermenistan üzerinden bölgede daha görünür olmaya çalışırken, Rusya ise nüfuz alanının daralmasından rahatsızlık duyuyor.
Tam bu noktada Gürcistan’daki iç dönüşüm kritik hale geliyor. Çünkü Tiflis yönetimi son dönemde Avrupa’ya karşı daha temkinli ve egemenlik merkezli çizgi izliyor. Kobakhidze’nin “Bazı Avrupalı siyasetçiler Gürcistan’ı ikinci cepheye çevirmek istiyor” açıklaması özellikle Ukrayna savaşı sonrası Batı’ya duyulan güvensizliği ortaya koyuyordu.
Burada en önemli faktörlerden biri de Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin siyasi ağırlığı. Özellikle Şio Mujiri’nin etkisinin artması, Gürcistan’daki ideolojik yönelim tartışmalarını hızlandırdı. Şio artık yalnız dini isim değil; muhafazakâr, geleneksel ve daha egemenlikçi çizginin sembollerinden biri olarak görülüyor. Gürcü kilisesi uzun süredir Batı’nın kültürel etkilerine karşı daha korumacı tavır alıyor. LGBT tartışmaları, aile yapısı ve milli kimlik konularında Avrupa ile Gürcü muhafazakârlığı arasındaki mesafe giderek açılıyor.
Bu nedenle Gürcistan’da artık yalnız AB üyeliği değil, “medeniyet tercihi” tartışılıyor. Ülke Avrupa’ya mı tam entegre olacak, yoksa kendi muhafazakâr-ulusal çizgisini mi güçlendirecek sorusu giderek daha fazla öne çıkıyor.
İşte Ermenistan’ın endişesi de burada başlıyor. Çünkü Gürcistan’ın Avrupa’dan uzaklaşması, Ermenistan’ın Batı’ya açılan stratejik koridorunu zayıflatabilir. Bu nedenle Paşinyan, Tiflis ile ilişkilerde mümkün olduğunca dikkatli ton kullanmaya çalışıyor.
Bu tablo içinde Azerbaijan ise farklı model uyguluyor. Bakü yönetimi Avrupa ile ilişkilerini ideolojik zeminde değil, tamamen çıkar ve denge siyaseti üzerinden yürütüyor. Cumhurbaşkanı Ilham Aliyev’in sık sık vurguladığı “Biz hiçbir merkezin talimatıyla hareket etmiyoruz” söylemi de bu yaklaşımın özeti niteliğinde. Azerbaycan Avrupa’yla enerji ve ticaret alanında işbirliği yapıyor ancak siyasi entegrasyon ya da Batı’nın iç siyasi yönlendirmelerine karşı mesafeli kalıyor.
Bugün ortaya çıkan tablo aslında Kafkasya’daki üç farklı jeopolitik yönelimi gösteriyor:
* Ermenistan güvenlik kaygıları nedeniyle Batı’ya yaklaşmaya çalışıyor,
* Gürcistan egemenlik ile Avrupa arasında denge kurmaya çalışıyor,
* Azerbaycan ise bağımsız ve pragmatik çizgiyi tercih ediyor.
Bu nedenle Paşinyan ile Kobakhidze arasındaki polemik basit diplomatik tartışma değil. Bu, Kafkasya’nın gelecekte hangi siyasi, kültürel ve güvenlik eksenine bağlanacağı mücadelesinin yeni perdesi olarak görülüyor.