Yeni başlayan erkekler için taciz rehberi

Biliyorsunuz Hollywood’da büyük bir taciz skandalı patladı ve tüm dünyada kadınlar #metoo etiketiyle uğradıkları tacizleri açıkladı. Hemen her konuda olduğu gibi burada da işi sulandırmaya meyilli er ve hatun kişiler çıktı tabii ki.

Kadınlar ve erkekler arasındaki ‘basit flörtü’ bile tehlikeye atacak biçimde erkeklere haksızlık yapıldığı da belirtildi.

Pek çok konunun neden tartışıldığı bana manasız geliyor. Bir bakışın, bir sözün, bir dokunuşun taciz olup olmadığını
belirlemek için bakılacak tek bir kriter var oysa ki. Bu kriter de ‘rıza’dan başkası değil.

Beni bu yazıyı kaleme almaya iten ise hangi davranışın, sözün, tutumun taciz olduğu hakkında kafası karışık, masum erkeklere yardımcı olmak, ellerinden tutmak!

Karşınızdakini rahatsız eden her türlü eylem (bakış, dokunuş, söz, yakın duruş) tacizdir. Karşınızdaki kişinin rahatsız
olduğunu anlamak ise çok kolay. Gerçekten! Size ya ters cevap, nazar verir ya uzak durur, ya cevap vermez. Bunu da anlayamıyorsanız artık, ben size ne diyeyim.

***

‘Kuzeyli uzaklığı’ diye bir tanım var. Soğuk ülkelerin insanları, birbirlerine sokulup ısınmak yerine –belki de
bireyselleşmenin bir sonucu olarak- mesafeli durmayı tercih ederler. ‘İngiliz mesafesi’ bana göre en ideal olanı; yaklaşık 1.5 metre kadar.

Kişisel alanların ve insanların mesafe kullanımının incelenmesine genel olarak proksemik denir. Buna göre, 0-45 cm
bir kişinin mahrem alanıdır. 45 cm-1.2 m arası ise kişisel alandır.

Bizim de içinde bulunduğumuz Akdeniz ve Ortadoğu insanı ise sıcağa rağmen birbirine yakın durur. Maalesef diyorum çünkü ben Kuzey pratiklerini daha kendime uygun buluyorum. Tabii ki metropol yaşamında, kamu alanlarında ve toplu taşımada bırakın kişisel ve mahrem alanı, insanlar neredeyse yapışık hareket etmek durumunda kalıyor. Metroda ‘Bacaklarını Topla’ diye sürekli isyanda insanımız. Sık sık birbirine yapışık oturan insanları görüyorum. Hele yan yana oturanlar erkekse, dizlerin ve bacakların bütünleştiğine tanıklık ediyorum hayretle. Hiç tanımadığı bir insana dayanmış yolculuk yapıyorlar ve hiç rahatsız değiller.

***

Neyse, konunun özüne, taciz ettiğinin farkında olmayan masum erkeklere geri dönelim.

Saçının ucundan tırnağına kadar her türlü dokunma, fiziksel temas TACİZDİR.

Sokakta yürüyen, aracını kullanan bir kadına laf atmanız tacizdir. Tuhaf olan pek çok erkeğin bunu kendine hak görmesi. Laf attığınız kadın bundan rahatsız olamamışsa bu bir taciz değildir. Ama bence bu riski almayın!

Gözlerinizi dikip bakmanız tacizdir.

Bir kadına karşı belki de içinizdeki dürtüyle çıkardığınız her türlü anlamlı ve anlamsız ses tacizdir.

Bir kadını hedef alarak kendinize dokunmanız, cinsel organınıza işaret etmeniz, onu göstermeniz tacizdir.

Bırakın dokunmayı, aşırı yakın durmak da tacizdir.

İlginize karşılık vermeyen kadına karşı takındığınız ısrarlı tavır tacizdir.

Yoluna çıkmanız, takip etmeniz, gözetlemeniz tacizdir.

İstemeyen bir kadını aramanız, mesajlar yazmanız tacizdir.

Makul saatlerin dışında yapılan arama ve yazılan mesajlar içeriği ne olursa olsun tacizdir.

Burada iş/hayat dengesi, mobbing ve niyetler birbirine karışabiliyor. Fransa gibi bazı ülkelerde, patron ve yöneticilerin çalışanlarına mesai saatleri dışında WhatsApp’tan mesaj yazması yasaklandı.

Ancak benimki gibi saat mefhumu olmayan bir mesleğiniz varsa, bu kurallar geçerli olmayabiliyor. Editörüm, yayın yönetmenim veya patronumla gecenin 10’unda telefonla konuşup, İstanbul baskısına yetiştirdiğim haberler oldu. Mesleğin doğası ve niyetler de belirleyici. Fakat, hiç acelesi yokken ve heyecanına yenilip gecenin 12’sinde bir basın gezisine gitmem için arayan patronuma “Ben sizi sabah arayayım” diyebildim.

Bunu bir cesaret örneği gösterdim diye anlatmıyorum ama bir cesaret örneğidir. Niyeti kötü değildi biliyordum ama şahsi alanıma, uygunsuz bir saatte girmesi saygısızlıktı ve o karşılığı verirken kapının önüne konmayı da göze almıştım. En üzücü olan konulardan biri de kadınların mobbinge, psikolojik şiddete veya tacize maruz kaldığında alanını, kariyerini ve gelirini bırakıp gitmesidir.

Hiyerarşinin verdiği güçle taciz etmeye zaten en çok iş yeri, okul ve akademide rastlıyoruz.

Tacizle ilgili bir önemli kriter de eylem sahibinin niyetinden çok, maruz kalan kişinin üzerinde bıraktığı etkidir.

Çok iyi niyetli olsanız bile bir insanın omuzuna, dizine, koluna, sırtına dokunmak tacizdir.

Ben bu konuda sınırları çok kalın çizgilere sahip biriyim. Bana göre bir insanın eşyalarına dokunmak da tacizdir. Spor
salonunda başkalarının matarasını, eşyalarını ittirmek de buna dahil.

***

Yazımı okuyan bir arkadaşım “Hiç mi asılmayacağız kadınlara” diye sordu.

Evet, asılmayacaksınız. Karşınızdaki kişi sizden giden davranış, söz, jest ve mimiklere olumlu karşılık veriyorsa
asılmak, ki ben flört demeyi tercih ederim, hakkınız; vermiyorsa duracaksınız bayım!

Kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım. Günlük hayatta çok flörtöz oldukları söylenen Fransızların başkenti Paris’teyim. Bir ortopedistin kliniği… Yanımda nişanlım var ve zaten doktor onun uzak bir akrabası.

Doktor muayene öncesi, ilk kez bel fıtığı ve sol kol tendon problemi duyuyormuşçasına gözlerini kocaman açarak ve yüzüne hayret ifadesi yerleştirerek beni dinliyor.

Sözümü bitirdiğimde “Mümkün değil” diyor, “Bel fıtığı ve sol kol tendon problemi olamayacak kadar güzelsin.”

Kahkahalarla gülüyoruz. Yanımda nişanlım olmasa, aralarındaki akrabalık bağı olmasa gülmeyeceğime eminim. Niyetinden ve şakasından emin olduğumuz için eğleniyoruz ancak başka şartlarda bu iltifat, doktorun hastasını taciz etmesi anlamına gelirdi. Sanırım anlatabildim.

***

Sadece erkeklere değil kadınlara da tavsiyem, beden dilini okumanız, karşınızdakinin kişisel ve mahrem alanına saygıyı eksik etmemeniz, fiziksel veya sözsel temaslarınızda insanların sınırlarına ihtimam göstermeniz yönünde. Ben hemcinslerimin de sürekli alanıma zıplamasından, zırp pırt dokunmasından hoşlanmıyorum.

Biliyorum ki hemcinsimin beni taciz etme niyeti yok ama burnumun dibine girip dikilmelerinden, sohbet etmeye çalışmalarından da mustaribim. Bir keresinde ayaküstü bir sohbette, ben yakınlıktan bunalıp yarım adım geri attıkça karşımdaki kadın üzerime gelmeyi sürdürdü ve biz koca bir salonu dolaştık. Kadın, ne aramızda bırakmadığı mesafenin ne de yaptığımız dansın farkındaydı. Kimsenin geri adımlar atarak dans etmesine neden olmak istemiyorsanız birazcık farkındalık geliştirin yeter.

Tüm yazılarını göster